(III)

149 19 23
                                        

Gün geçtikçe savaş sanatlarında ve yazılı kaynaklardan bilgi birikiminde ilerleme kaydeden Yura, odağını tamamen eğitimine vermişti. Riley ile sonu kötü biten yakınlaşmalarından bugüne bir hafta geçmişti ve o günden beri konuştukları cümleler, bir elin parmaklarını geçmezdi. Zihnini bu sorunla meşgul etmemek ve Riley'den kaçmak için fırsat bulduğu her boşlukta ya okuyor ya da spor salonunda çalışıyordu. 

"Yukarı! Bir, iki, eğil!" Vergil, antrenman pedi takılı ellerini Yura'nın refleksini geliştirmek için üstünden aşırdı ve "Devam!" diye ekledi. 

Yura, Vergil'ın elindeki pedlerin üzerindeki hedef noktalarına hızla vurdu ve tekrar eğildi. Nefesi de vücudu da tükenmişti. Hâlâ bir uyuyan olsa büyük ihtimal şimdiye kadar çoktan bayılmıştı. Beş saattir mola vermeden ve hızlı bir tempoda çalışıyordu. 

"Son kez tükenişe kadar tekme ve set biter." dedi Vergil. Dirseklerini kırıp kollarını altlı üstlü birleştirdi ve iç yüzleri yere bakacak şekilde pedleri paralel tuttu. "Bana sınırlarını zorladığın halini göster hemen!" 

Yura tekme pozisyonu aldı ve Vergil'ın yönlendirmeleriyle seri tekmeler attı. 

"Aferin." Antrenman pedlerini çıkartan Vergil, Yura'nın omuzunu hafifçe yumrukladı. "Her gün bir öncekinden daha iyi oluyorsun." 

Yura gülümsedi ve nefesini düzeltmek için derince soludu. Sağ eline sarılan antrenman bandajını yavaşça çözerken, salonun duvarına dayanmış dinlenme bankına yöneldi. Bankın tam karşısındaysa, duvara sarılan minderle çalışan Riley vardı. Yura ona bakmamaya çalışarak ilerledi ve banka oturdu. 

Göz ucuyla Yura'ya bir kez bakan Riley'nin sinirlenmesi için bu kısa bakış yetmişti. Tekmeleri daha da sertleşti ve duvarı titretecek kadar güçlü vurdu. 

"Burayı tepemize mi yıkmaya çalışıyorsun?" Spor salonunun karşı duvarı boyunca aynayla kaplanmış alanda omuz çalışan Ezio, memnuniyetsiz bir yüzle Riley'yi izledi. Riley onu duymuştu fakat ciddiye almamıştı. Son attığı tekme ufak çıtırtılar çıkartınca, Ezio'nun da sabrı tükendi ve elindeki ağırlıkları yere atıp Riley'ye yöneldi. "Hey! Senin sorunun ne?" 

Omuzlarını esnetip bakışlarını Ezio'ya diken Riley, "Her şey," dedi. Salonun kapısı açılınca, bütün gözler o yöne döndü ve üzerinde antrenman kıyafetiyle Aiden belirdi. 

"Siz," dedi parmağıyla Riley ve Yura'yı göstererek. "Bir yere kaybolmayın. Embesil vakası var." 

Riley homurtu benzeri sesler çıkartıp küfür mırıldanırken, Yura banktan kalktı ve Aiden'a "Embesil vakası da ne?" diye sordu. 

"Birkaç embesil, dedemin ismini anıp, akıllarınca bu boyuta enerji çekiyorlar." 

"Paranormal bir aktivite." dedi Vergil, sırıtarak. "Oldukça eğlencelidir." 

"Benim işim var," diye araya girdi Riley. "Başkasını gönder." 

"İşim dediği şey burayı başımıza yıkmak bu arada." diye huysuzca şikayetini dile getirdi, Ezio.

"Seninle ve senin ısrarınla, emir-komuta zinciri hakkında anlaşmıştık, Ray." 

Riley burnundan soludu ve başını salladı. Aiden'ı dilekçeyi yırtıp atması için ikna etmesi uzun sürmemişti fakat sonuçta Aiden, birimin lideri olarak kalmaya devam etmişti. 

"Hem Yura içinde güzel bir ilk görev olur." diye devam etti Aiden. "Boyut enerjileriyle ilgili kısımları okumuştun, değil mi?" 

"Evet." dedi Yura. Kitaplarda yazılanları yalayıp yutmuştu resmen. 

(KYS) Ekklesia Ankáthi (GxG)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin