(III)

127 20 9
                                        

Yatakhaneye giren Yura, odanın ortasında dikilen beyaz kıyafetli iri kıyım adama şaşkınlıkla baktı. Boyu kesinlikle iki metreden daha uzundu ve oldukça göze batıyordu. Kalıbıyla Vergil'dan bile daha iri duruyordu. Buz mavisi gözlerini üzerine dikip tuhaf bir şüpheyle tepeden tırnağa süzüşü yüzünden rahatsız olmuştu. Başını eğip Riley'nin yattığı yatağa doğru baktı. Göğüs kısmından üstünü göremiyordu çünkü tıpkı odanın ortasında dikilen iri kıyım gibi beyaz avcı ceket giyinmiş kadın, Riley'nin baş ucunda duruyordu. Kadın arkasını dönüp ona bakmadan önce, saçlarından Jessica olduğunu anlamıştı. 

"Yura," Vergil, Yura'nın yatağının ucunda, iki melek melezinden uzakta duruyordu. 

Yura bakışlarını Jessica'dan kaçırdı. Yataklar arasındaki boşlukta, kollarını göğsünde bağlamış duran avcının yanından geçerken, bakışlarının ağırlığı altında ezildi ve yüreğinde tuhaf bir telaş kanat çırptı. Sanki her an, Aiden'ın da dediği gibi, parmağının ucuyla onu yerin dibine sokacakmış gibi hissediyordu. Başı hariç hareketsiz duran avcının yanından geçip Vergil'ın yanında durdu. Uzun uğraşlı çırpınmalar sonucu kovadan denize atlayan bir balık gibi hissediyordu fakat etrafı zıpkınlarla kaplıydı. Hemen ardından bakışları Riley'ye döndü ve gözleri dehşete kapılmışçasına irileşti. Riley'ye doğru bir adım atmaya yeltenince, Vergil'ın elinin kolunu sarışını hissetti ve durdu.

"Gerisini biz hallederiz." dedi Vergil. Yüz ifadesinden odanın ortasında dikilen iri kıyımdan haz etmediği anlaşılıyordu. 

"Kapa çeneni, iblis." diye mırıldandı, iri kıyım.  

"Andre," Jessica, yataktan iki adım uzaklaştı. Son kez Riley'ye bakıp çıkışa döndü ve "Burada işimiz bitti." dedi. Andre'nin genzinden yükselen onaylama sesi ardından Yura'ya baktı. "Eğitime başladın mı?" 

Yura'nınn alnı gerildi. Hemen ardından hâlâ göğsüne basılı tuttuğu kitaplara bakıp tekrar Jessica'ya baktı ve başını salladı. 

Jessica, başıyla Riley'yi işaret etti ve "Bunu boşa çıkartma. Avcıyla yakından ilgilen." dedi, katı bir ses tonuyla. Hemen ardından kucağında dürülü bir halde duran kurumuş kan kaplı kıyafetleri Riley'nin ayakları dibine bıraktı. Hiçbir şey demeden Andre'yle yatakhanenin çıkışına yöneldiler. 

Açık kapının önünde bekleyen Aiden, Jessica'ya bastırmaya çalıştığı sinirinin yansımasını barındıran gözlerle baktı. 

"Bir sorun mu var, iblis?" 

Aiden, Andre'yi umursamadı. Jessica yaklaşınca, "Ekklesia Venatores(Çağırılmış Avcılar)'e hizmeti için teşekkür ederiz."  Bir adım yana kaydı ve Jessica'nın yüzüne imayla bakmaya devam etti. 

Jessica, ince birer çizgi olana dek dudaklarını birbirine bastırdı ve başını eğip koridora yöneldi. Andre, Aiden'ın önünden geçerken postallarının önündeki boşluğa tükürdü ve onu son kez kışkırtmaya çalıştı fakat başaramadı. Aiden soğuk kanlılığını bozmadan bir heykel gibi durup, kısa bir süre koridorda ilerlemelerini izledi. 

"Siktiğimin kuş kanatlıları," diye fısıldadı Vergil. İki geniş adımla Riley'nin yatağı dibinde bitiverdi ve durumuna bakıp yüzünü buruşturdu. 

Yura, kitapları ve şişeyi yatağının ucuna bırakıp Riley'nin yatağına yaklaştı. Üzerine giydirilen bej renkteki keten gömlek ve pantolon kan lekeleriyle kirlenmişti. Yüzüyse darmadağındı. Dudakları aralandı ve canı acımış gibi iç çekti. "Onu bu hale getirenler onlar mı?" 

Vergil başını salladı. 

"Onları şikâyet edebileceğimiz bir yer yok mu?" 

"Melek melezleri, tanrı yasalarınca dokunulmazdır." dedi, Aiden. 

(KYS) Ekklesia Ankáthi (GxG)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin