(VI)

116 21 17
                                        

Sessiz geçen birkaç dakikanın ardından, Riley'nin düşünceli bakışlarına daha fazla dayanamayan Yura, gelişi güzel dekore edilmiş ve uzun zamandır kullanılmadığını belli eden tozlu eşyalara bakıp vakit geçirmeye çalıştı. Hâlâ ısrarla ona bakmaya devam eden Riley'ye bakmadan, "Bir sorun mu var?" diye sordu.

Riley kollarını göğsünde birleştirdi ve sırtını duvara yasladı. "Hayır."

"Neden bana bu kadar dikkatle bakıyorsun o zaman?"

"Sana ne?"

Yura, yavaşça başını salladı. "Güzel cevap."

"Duyabileceğin en güzellerinden hem de." diye mırıldandı Riley. Bilinçli bir gıcıklık yapma hissiyle dolup taşıyordu. İticiliğinin nedeninin Yura'ya olan genel ilgisinden kaynaklandığının da gayet iyi farkındaydı.

"Bazen, özellikle şu hallerinde, ne istiyorum biliyor musun?" Yura gözlerini kıstı ve kızgınca Riley'ye baktı.

Bıkkınca görünmesine özen göstererek nefes alan Riley, gözlerini Yura'nın gözlerinden kaçırdı ve tavana dikti. "Ne istiyor muşsun?"

"Avcılığı tamamen kabullenip gelişmeyi ve seni güzelce dövmeyi."

Riley'nin tek kaşı kalktı ve gözleri anında Yura'ya indi. "Bana dokunmak için daha iyi sebepler bulmalısın."

Yura'dan alaycı bir gülüş yükseldi. "Ben mi?" üç adımda Riley'ye yaklaştı ve başını hafifçe yana eğerek yüzüne baktı. "Bunu yapması gereken sensin."

"Bana aşıksın." dedi Riley.

"Ah, asla." dedi Yura. "Sana asla âşık olmayacağım."

"Benim için çıldırıyorsun." diye devam etti Riley. Yura'nın sinirlenmeye yatkın noktasını çok kolay bulmuştu ve üzerine gitmeye kararlıydı.

"Çıldırdığım konusunda haklısın; şu aptal sırıtışının tam ortasına sağlam bir yumruk atmak için gerçekten çıldırıyorum."

Riley omuzlarını silkti. "Bir dene istersen." Tam bu sırada diğer kolu altında kalan elindeki telefondan bildirim sesi ve titreşim yükseldi. Ekrana bakınca taksinin konuma yaklaştığını bildiren yazıyı okudu ve yaslandığı yerden doğruldu. "Fantezilerini sonra dile getirirsen iyi olur. Taksi geldi."

"Sen! ... gerçekten sağlamca pataklanmayı hak ediyorsun."

"Herkes bunu söyler." diye tek düze bir cevap verdi Riley ve çıkışa yöneldi. Adımlarını hızlandırıp evden çıktı ve kapıyı bilinçli olarak ardından kapattı.

Kapanan kapının ardından bakakalan Yura, yanaklarını şişiren bir nefes verdi ve kapı kolunu sinirle çekti. Elinde kalan kola ve çatırdayarak kırılan kapı tahtasına bakakaldığı sıra, kapı gıcırtı çıkartarak önden itelendi ve Riley'nin şaşkın yüzüyle karşı karşıya kaldı.

"Vay be," dedi Riley, Yura'nın elindeki kapı koluna bakarak. Alt dudağını bükmüş, başını hafifçe sallıyordu. "Gerçekten de içinde minik bir samuray varmış. Biliyordum." Arkasını döndü ve hiçbir şey olmamış gibi merdivenlerde ilerlemeye başladı.

Yura'nın yüzü sinirle çarpıldı. Kapı kolunu giriş yanındaki vestiyere bırakıp dışarı çıktı ve Riley'nin peşinden merdivenleri tırmanmaya başladı. Giriş katına ulaştıklarında, kapının siyah film kaplı camından ikisi için gelen taksiyi görebiliyordu. Riley'nin kapıyı açmasını beklemeden önüne geçti ve dirseğiyle onu iteledi. Dışarı çıkıp giriş basamaklarını inerken, topuklu ayakkabılarından kızgınlığını belli eden tok sesler yükseldi.

Merdivenleri inen Riley, Yura'nın sınırlarını zorlamanın fazla iyi bir şey olmadığını düşündü. Taksi kapısını dikkat çekici bir güçle açmamasını dileyip ardından yetişmeye çalıştı. Bu ihtimal Yura'nın da aklına gelmişti. Kapıyı, hareketlerine özen göstererek yavaşça açtı ve bir şeyi daha parçalayıp kırmadığı için şükretti. Elbisesini dikkatle toplayıp koltuğa oturduğu sıra Riley çoktan kapıyı kapatmak için hazırda bekliyordu. Bakışlarını özellikle ön camda tutup Riley'ye bakmayı reddetti. Kapı kapanıp Riley diğer kapıdan araca binene kadar sessizce bekledi.

(KYS) Ekklesia Ankáthi (GxG)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin