Uzun zamandır bilinmeyen bir nedenle açılan geçitleri kontrol altında tutmada tapınak birimlerine yardım eden Yura, ormanda geçirdiği beşinci günündeydi. Zincirinin ucunda çırpınan yaratığı, cehenneme açtığı geçidin hava akımı güçlenene kadar kontrol altında tuttu. Geçitteki akım yaratığı içine çekecek kadar güçlenince zincir ucundaki mekanizmayı geri çekti ve geçidi kapattı. Karşısında kalan boşlukta, kararmaya başlayan havanın ağaç gövdeleri arasındaki son ışıkları süzülmekteydi.
Kasumi'nin görevlendirdiği ikinci ekip alana ulaşınca, Haru ilk ekibe döndü ve el işaretiyle toplanmalarını istedi. Diğer birimlerin liderleri de yanındaydı. "Yeni bir bölgeye gönderilene kadar tapınakta bekleyeceğiz." Gözleri kısa bir an Yura'ya kaydı. Uzun zamandır bir fırsatını bulup onunla konuşmak istiyordu fakat ne cehennem geçitleri ne de birimin sürekli bir arada oluşu bu fırsatı ona vermiyordu. Oysa Yura'yı birime aldırma nedeni, onu Riley'den uzak tutup gerçekte ne hissettiğini anlamasını sağlamaktı.
Yura eldivenlerine bulaşmış iblis kanını, iblis kanıyla lekelenmiş zemindeki otların temiz kısımlarına sürerek temizlemeye çalıştı. Birim toparlanınca tapınağına doğru yola koyuldular. Bu süre içinde Haru birkaç konuşma girişiminde bulunmuştu ama Yura buna müsaade etmedi. Bir an önce ormandan çıkıp tapınağa dönmek ve Riley'yle vakit geçirmek istiyordu.
Diğerlerinden özellikle belli bir mesafede uzak durdu ve grubu takip etti. Haru'nun ona her bakışında ve onu bekleyişinde bir şekilde atlatmayı başarmıştı. Bu konuşmayı yapmak istemiyordu. Aralarında yaşanan ne varsa, konuşmaya değer değildi. Haru aylarca onu bir yalanın içinde tutmuş, utanmadan sebep olduğu acının tesellisini bile vermişti. Öpüştükleri an hissettikleri, hiçbir şeyden haberi olmayan birinin hissettikleriydi ve bu hisler asla doğru kabul edilemezdi.
Grup tapınağa yaklaştığında, Yura diğerlerinden ayrıldı ve Riley ile kalmaları için verilen odaya yakın duvara yöneldi. Duvarı tek sıçrayışta aşıp diğer tarafa geçti ve etrafa bakındı. Odaya doğru hızla ilerlerken, tesadüfen Riley ile ilgilenmek için görevlendirilmiş iki öğrenciyle karşılaştı. Öğrenciler ona Riley'nin büyülü suyla tedavi edildiğini söylediler. Yura zaman kaybetmeden havuzların alt tarafındaki soyunma kabinlerinin yolunu tuttu.
Yolun yarısındayken aniden karşısına çıkan Haru'ya ne yaptığını sorar bakışlar atıp bu konuşmayı istemediğini açıkça belli etti. Birkaç saniyelik duraksamanın ardından Haru'nun yanından sanki o, orada yokmuş gibi geçip ilerlemeye devam etti.
"Yura,"
Yura, Haru'nun seslenişini umursamadı.
"Yura!"
Ses tonu sertleşen Haru'yu yine umursamadı, Yura.
Haru burnundan soludu ve arkasından ilerlemeye başladı. Havuzların alt tarafındaki rampada kalan odalara yaklaşınca hızını arttırdı ve onun hemen ardından odaya girmeye çalıştı.
Yura kapıyı kapatmak istedi fakat Haru ısrarla kapıyı iteledi. "Seninle tek kelime dahi konuşmak istemiyorum!"
"Önce açıklamama izin ver,"
Yura, Haru'nun ellerini iteledi. "Açıklama ya da konuşma; hiçbirini istemiyorum,"
"Hissettiklerini inkâr mı edeceksin?"
Yura duraksadı. Bir şeyleri bilmeden önce kesinlikle Haru'ya karşı bir şeyler hissetmişti.
"Gördün mü?" diye sordu Haru. Yura'nın şaşkınlığından faydalanıp kapıyı iteledi ve içeri girdi. "O gün beni öylesine öpmedin, Yura. Kendini kandırma."
Yura'nın gözleri sinir ve hayal kırıklığıyla Haru'nun gözlerine çıktı. Başını iki yana sallayıp düşündüğünün doğru olmadığını ima etti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
(KYS) Ekklesia Ankáthi (GxG)
Fantasy"Tanrı'nın kutsal ışığında parıldayanın yozlaşması an meselesidir. İblis, melek ya da insan; düşünen her varlığın en ilahi laneti, Tanrı'nın sunduğu üstün mevkiyi ve gücü, kendi iradesiyle dengede tutmaya çalışmaktır." Vatikan'a bağlı iblis melezi a...
