21. BÖLÜM: "EKİP"

42 2 0
                                        

Mağaza çalışanları ve şoför, poşetleri bizi bekleyen aracın bagajına yüklediler. O sırada kaldırımda yürüyen herkes şaşkın şaşkın bize bakıyordu. Mağazaya haciz gelse, herhalde bu kadar boşaltamazlardı. Ben de bu sahneyi görsem; "Yuh! Gözünüz doysun, kimbilir ne pis işler çeviriyorsunuz da bu kadar kolay harcıyorsunuz!!!" derdim içimden. Ne güzel de dermişim. Ağzıma sağlık!!! Kolay kazanılan para kolay harcanır. Parayı kolay kazanmak da pek hayırlı yollarla olmaz çünkü...
-"Şu iş bitse de gitsek artık."
Serbey de gerilmişti. Büyük ihtimal işkence gibi geliyordu ona da bu zorunlu alışveriş ve sahte bolluk...
-"Gitmeden birşeyler mi yesek?"
-"Ne istersin? Çok oyalanmamıza izin vermezler de, kısa bir yemek molası sorun olmaz herhalde."
-"Canım makarna çekiyor."
-"Tamam konuşayım şoförle o zaman."
Serbey o sırada bagajın kapağını kapatan şoförün yanına doğru gitti. Konuştuktan sonra tatlı bir gülümsemeyle tekrar yanıma geldi.
-"Bugüne özel herhangi bir saat limitimiz yokmuş" dedi.
-"Ne kadar da tatlılar gözlerim yaşardı gerçekten!"
-"Makarna işi de tamam, şoför bizi qünlü bir restorana götürecekmiş."
-"Lütfen Serbey, hiçbir şeyin ünlüsünü, pahalısını istemiyorum. Küçük, tenha bir makarnacı bulalım."
Yüzü aydınlandı. Yakışıklılığı iyice ortaya çıktı.
-"Ne oldu?" diye sordum hoşuna giden şeyi öğrenebilmek için.
-"Hiç... Çok şanslıyım da, onu düşünüyorum."
-"Masrafsız kadın buldun. Oohhh ne güzel!"
-"Ondan değil de... Makarna yiyeceğim için sevinmiştim ben." dedi pis pis sırıtarak.
Bu lafına gıcık olacağımı bildiği için önden önden gülüyordu utanmadan. Hiç de yakışıklı falan değildi!
-"Öyle mi Bay Ekip Lideri! Umarım yiyeceğiniz makarnalar size enerji verir de, bizi bekleyen sorunumuza bir çözüm bulmak için, siz de benim kadar kafa patlatırsınız!!!"
Aslında benden çok daha fazla düşünüyordu. Hep düşünüyordu. Moralim bozuktu sadece, o da öylesine söylediğimin farkındaydı zaten.
-"Canın neden sıkkın?" dedi yumuşacık bir tonlamayla.
-"Mağazada benimle ilgilenen kız vardı ya..."
-"Evet, ne olmuş?"
-"Babası Beşinci Ada'ya atılan görevli ve haberleri yok."
-"Ciddi misin???" İçtenlikle üzülmüştü o da.
-"Evet maalesef, bir şey de diyemedim tabii..."
-"İyi yapmışsın. Ne denir ki..."
Tam benim istediğim gibi bir yer bulmuştuk ama yediğimiz makarnalar burnumuzdan gelmişti. Hiç tat alamamıştık. Ne olup bitecekti? Nasıl yara almadan sıyrılacaktık bu durumdan?
Adaya döndüğümüzde artık akşam olmuştu. Özel şoförümüz paketleri daireye taşımamıza yardım etti. Daha elimizi yüzümüzü yıkayamamıştık ki tekrar kapı çaldı. Tabii ki, Serbey açtı.
-"Merhaba, rahatsız ediyorum fakat sizinle konuşmamız lazım. Yöneticilerimiz tarafından gönderildim. Belirtmem gereken önemli bir durum var içeri girebilir miyim?"
Bir anda ortaya çıkan bu adam yüzünden ziyadesiyle şaşkın ve rahatsızdık.
-"Kapıda mı bekliyordunuz?? Henüz bir dakika olmadı içeri adımımızı atalı! Tahmin edersiniz ki biraz soluklanmaya ihtiyacımız var. Yorucu bir gün oldu bizim için."
Sürpriiiiiz! Bunu cadaloz ben değil, salon beyefendisi Serbey söylemişti.
Adam da şaşırmış olacak ki, bir an duraksadı. Ne cevap vereceğini bilemiyor gibiydi. Aslında o da emir kuluydu.
-"O zaman ben içeri girmeden hemen söyleyeyim. Daha fazla vaktinizi almamış olurum."
Etrafı kontrol etti. Sesini biraz alçaltarak;
-"Ekibinizi kurmanız için bir gün süreniz var. Süre yarın 18:00'da dolacak. Size bunu getirdim."
Elindeki dosyayı verdi. Dosyanın kenarına bir de kalem iliştirilmişti.
-"Bilgileri doldurun. Yarın sizden almaya geleceğim. Sorunuz var mı?"
-"Sadece bir gün mü?! Adalarda kimseyi tanımazken nasıl ekip oluşturabilirim ki! Hem ya gelmek istemezlerse?" diye sordu Serbey şaşkınlıkla. Ben de en az onun kadar afallamış durumdaydım.
-"Mecburlar efendim. Siz istedikten sonra itiraz etme şansları yok. Zaman konusuna gelirsek eğer, o konuda da maalesef sizin itiraz etme şansınız yok."
Ne güzel iş!!! Yine yapmışlardı yapacaklarını.
Adam söyleyecekleri bitince hızlı adımlarla uzaklaştı. Biz de hala şaşkınlık içerisinde, poşetleri itekleyip koltuğa oturduk.
-"Ne yapacağız???" diye sordum. Umarım cevap onda mevcuttu.
-"Bilmiyorum Luna, aklıma tek Kamo geliyor. O bizim ekip için getirilmişti zaten. Onu yazarız."
-"Ayrıca sekiz kişi daha vardı galiba, öyle demişti."
-"Evet, fena gitmiyor. Şimdiden on olduk."
-"Kaç kişi lazım olur?"
-"Kişi sayısından çok, bu kişilerin kim oldukları önemli aslında. Öyle birini alırsın ki ekibe, elli kişiye bedel olur."
-"Doğru söylüyorsun."
-"Bir de tabii şu var; hepimiz mühendis olduk. Bize biraz da asker lazım. Asker olmazsa olmaz maalesef."
-"Benim aklıma biri geldi!"
-"Kim?"
-"Beni sana getiren askerlerden biri... Astronomiyle ilgili kitap yazmak istemişti hani..."
-"A evet, hatırladım. Süper! Yalnız onu nasıl bulacağız onca askerin arasından?"
-"Sen söyleyeceksin onlar bulacak. Listeye; 'Eşimi İkinci Ada'ya getiren askerlerden kısa olanı' yaz. Diğerinin direk gibi boyu vardı çünkü."
-"Güzel fikir."
-"Onun vasıtasıyla başka askerler de bulabiliriz."
-"Haklısın."
-"Bi kahveyi hak ettim bence..."
-"Bence de... Yaparım hemen."
-"Bu arada lotus biblomu sormuştun ya..."
-"Evet?"
-"Onu kendi evimizde, kendi masamızın üstüne koyacağım."
Gülümsedi.
-"Sence yapabilecek miyiz Luna?? Başarabilecek miyiz??"
-"Sanmıyorum" dedim. Yalan söylemek bana göre değildi.

5 ADABağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin