Bedenimi saran saten kumaşıyla parmaklarımın altından kayan elbiseye bakıyordum. Bordo rengiyle elbisenin modeli uyumluydu. Bugün evde büyük bir telaş vardı. Çünkü bugün Harun ve Ruken'in düğünü vardı. Yüzümdeki mutlulukla odamdan çıkıp salona indim. "Çok güzel olmuşsun gülüm." diyen Boran'ın yanına gittim. "Teşekkür ederim bitanem." deyip gülümsedim. Boran'da lacivert bir takım giymişti. Bordo rengindeki kravatını ben seçmiştim. "Hadi yola çıkalım, daha Ruken'i kuaförden alacağız." deyip bize doğru gelen Harun'a baktım. "Hadi o zaman gidelim." diyen Boran beni elimden tutup evden çıkardı. Arabaya binmiş ve kuaförün yolunu tutmuştuk.
Beyazlar içindeki Ruken çok güzeldi. Harun yüzündeki mutlulukla ona bakıp "Çok güzelsin bitanem." dedi. Ruken utangaç bir ifadeyle ona bakıp "Teşekkür ederim." dedi. "Yenge gerçekten çok güzel olmuşsun." diyen Kader, Ruken'e hayran olmuş bir şekilde bakıyordu. Ruken, Kader'e gülümseyip "O senin güzelliğin." dedi.
Ruken, Harun'un kolunda kuaförden çıkıp arabaya bindi. Bende Boran'ın yanına ön tarafa oturdum. Kader'de arkaya, gelin ve damadın yanına oturdu. Harun ve Ruken'in kendi arasında konuşmasına kulak misafiri oldum. "Arabayı istediğim gibi süsletmişsin." diyen Ruken'e "Senin mutluluğun için her şeyi yaparım." dedi. Biliyordum ki Harun onu mutlu etmek için elinden ne geliyorsa yapacaktı.
Boran'ın elini elimin üstünde hissedince başımı ona çevirdim. Onunla araba da iki yabancı gibi geçirdiğim zamanlar aklıma geldi. Ama o günler yaşanmış ve bitmişti. Gözlerimin önündeki görüntüler silinip yerini başka bir görüntüye bıraktı. Oda da sehpanın üstünde duran kutuyu Kader'in yardımıyla evden uzak olan bir çöpe atmıştık. Sanki bütün anılar yok olacakmış gibi.. Biliyordum ki biz ne kadar yok saysakta o kız eninde sonunda gelip benim huzurumu bozacaktı. Ama mutluluğuma kimsenin gölge düşürmesine izin vermeyecektim. Parmaklarımın arasındaki parmaklarını sıkıp, Boran'ı yanağından öptüm. Yüzündeki gülümsemeyle bana kısa bir bakış attı.
Araba, düğün salonunun önüne park edince hep beraber arabadan inip salona girdik. Boran ve Harun davetlilerin yanına giderken biz gelin odasına gittik. "Rojin ben çok heyecanlıyım." diyen ve yerinde duramayan Ruken'e baktım. "Bunlar tatlı heyecanlar." deyip elini tuttum. "Sende böyle heyecanlı mıydın?" diye sordu. Gözümün önüne ilk evlendiğim zamanlar gelmişti. O anları kenara itip balayındaki halimi gözlerimin önüne getirdim. "Evet çok heyecanlıydım." deyip gülümsedim.
Boran'la zorla evlendirilmiş olabilirdim. Ama şuan onunla iyi ki de evlenmişim diyordum. Kapı tıklatılmış ardından açılmıştı. Kapıda mutlu bir yüz ifadesiyle Harun belirmişti. "Bitanem hazırsan içeri girelim." deyip Ruken'e baktı.
Harun ve Ruken müzik eşliğinde salona girdiklerin de büyük bir alkış salonu doldurdu. Harun, Ruken'in sandalyesini oturması için çekti. Onlar yerlerine geçtikten sonra nikah memuru gelmişti. Şahitlerde yerlerini alınca herkes pür dikkat onları izliyordu. "Sana istediğin gibi bir düğün yapamadım." diyen Boran'a baktım. "Benim için artık önemli değil, çünkü balayımız çok güzeldi." dedim ve ona gülümsedim. "Bende sizi karı koca ilan ediyorum." sesiyle onlara döndüm. Salon, alkış ve ıslık sesleriyle adeta inlemişti. Dans müziği çalınca Harun ve Ruken piste çıkıp ilk danslarına başladılar. Onları izlerken onların yerine kendimi ve Boran'ı koymuştum.
Onlara o kadar çok dalmıştım ki önüme uzatılan Boran'ın elini bile fark etmedim. "Bu dansı bana lütfeder misin?" sesiyle bakışlarımı yüzüne çevirdim. Boran yüzündeki gülümsemeyle bana bakıyordu. Dudaklarımın kenarı yukarı doğru kıvrılmıştı. Elimi avucuna koyup ayağa kalktım. Boran elini belime sarıp beni kendine çekti. Dans eden çiftlerin arasına bizde karıştık. Boran'ın omzuna başımı yaslayıp anın tadını çıkarıyordum.
Uzaktan kıskanç gözlerle bize bakan kadını fark ettiğim zaman başımı kaldırdım. "Ne oldu?" diye soran Boran'a bakıp "Şu kadın kim?" diye sorup o tarafa baktım. Boran kadını görünce olduğu yerde durmuştu. Kadın bizim yanımıza gelmek için hamle yaptığı sırada Boran ondan önce davranıp onun yanına gitti.
Boran kadını kolundan tutup oradan çıkarmıştı. İçimde o an büyük bir kıskançlık oluştu. Titreyen bacaklarıma aldırmadan onların arkasından gittim. Onların beni göremeyeceği bir duvarın arkasına geçtim. "Neden geldin!" diye sitem eden Boran burnundan soluyordu. "Seni görmeye geldim." diyen Helin'e "Sen sadece benim huzurumu bozmaya geldin." dedi. "Boran onu benden daha mı çok seviyorsun?" sorusuyla nefesimi tutup, Boran'ın ne cevap vereceğini bekliyordum. Boran nefesini sesli şekilde verip "Artık kimi sevdiğim seni ilgilendirmiyor." dedi. "Bu sorumun cevabı değil." diyen kadın boğazını temizlemişti. "Seni deliler gibi seviyordum ama artık sevmiyorum. Ben karım Rojin'i seviyorum." dediği zaman dünyalar sanki benim olmuştu.
Onlar beni fark etmeden salona geri döndüm. "Yenge nereye kayboldun?" diye soran Kader'e bakıp "Lavaboya gitmiştim." dedim. "Boran abimde ortalar da yok." dedi. "Buradayım." diyen Boran yanımıza gelip elini belime koydu. "Hadi gülüm oturalım." deyip beni masamıza yönlendirdi.
Üzerinde gelin ve damat olan on katlı bir pasta getirmişlerdi. Alkış sesleri salonda adeta yankılanmıştı. Harun ve Ruken yüzlerindeki mutlulukla ayağa kalktı. Pastayı kestikleri an da yeniden alkış sesleri salonu doldurdu. "Boran sana bir şey sorabilir miyim?" dedim ve ona baktım. "Tabi gülüm ne soracaksın." dedi. "Buraya gelen o kadın Helin miydi?" diye sordum. Boran önce şok olmuş bir şekilde bana baktı. Ardından tek kaşını kaldırıp "Sen nereden biliyorsun?" diye sordu. "O kadın Helin mi?" diye bir kez daha sordum. Boran nefesini sesli şekilde verip bakışlarını başka tarafa çevirdi.
"Ben onun hakkında şuan konuşmak istemiyorum." dedi ve ayağa kalktı. Ağzımı açıp bir şey diyeceğim sırada Serhat ağanın sesi beni susturdu. "Boran oğlum buraya gelir misin?" dedi. Boran babasının yanına giderken arkasından baktım. Onlar salondan çıkarken bile gözlerim onların üzerindeydi. "Merhaba." diyen sesle tüylerim diken diken oldu. Nefesimi verip yutkundum ve tepemde dikilen kadına baktım.
"Rojin sen olmalısın." dedi. "Evet Boran'ın sevdiği karısı Rojin benim." dedim. "Bence Boran halen daha beni seviyor." dedi ve boş olan bir sandalyeye geçip oturdu. Kaşlarımı çatıp yüzüne baktım. Siyah saçları başındaki şalın kenarlarından gözüküyordu. Yeşil gözlerine çektiği siyah sürmeyle nedense bana çok itici gelmişti. Sandalyeden kalkmak için hamle yaptığım sırada onun söyledikleriyle olduğum yerde durdum. "Boran'ı bir kere kaybettim. İkinci kere kaybetmeye hiç niyetim yok." dedi. İçime o an öfke doldu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
BERDEL
Romance(KİTABI DÜZENLEMEYE ALDIM) {Önemli bir duyuru paylaşmak istiyorum. Kitabım yetişkinler içindir. 18 yaşın altındakilere önermiyoruz..} Sevgili dostlar.. BERDEL Hikayesi herkesin yazdığı gibi bir hikaye değil. Yarısı gerçek hayattan uyarlandı. [Yoru...
