Bölüm 58

1.8K 43 7
                                        

Gözlerimi açıp elimi yan tarafıma uzatmıştım. Elim boşluğa düşünce kafamı kaldırıp baktım. Boran'ın yattığı taraf boştu. Acaba sabah sabah nereye gitmişti? Komodinin üstünde duran telefonumu elime alıp saate baktım. Saatin öğlene geldiğini görmüştüm. Beni neden uyandırmamıştı? Ayaklarımla örtüyü kenara itip yataktan çıktım. Odada bulunan banyoya doğru gitmiştim.

Soğuk suyla yüzümü yıkayınca biraz olsun rahatlamıştım. Banyodan çıkıp dolabımın karşısına geçtim. Askıdan bir elbise alıp onu giymiştim. Başıma da bir şal takıp odadan çıktım.

Merdivenden inerken Can'ın sesini duydum. Hemen geri merdivenleri çıkıp onun odasına girdim. Beşiğinde ağlayan Can'ı kucağıma aldım. "Kimse sana bakmadı mı?" dedim ve onu susturmaya çalıştım. "Uyandı mı? Mutfakta mamasını hazırlıyordum." diyen sese döndüm. "Boran'ın nereye gittiğini biliyor musun?" diye sordum. "Sabah erkenden kalktı. Kahvaltısını yaptı çıktı." demişti. "Sen Can'ı tutar mısın? Boran'ı arayıp nerede olduğunu sorayım." dedim. Can'ı, Zilan'a vermiş ve odama gitmiştim. Telefondan Boran'ın numarasını bulup aradım. Bir kaç saniye sonra telefonu açmıştı.

"Efendim gülüm." demişti. "Boran bitanem nereye gittin?" diye sordum. "Şirkete geldim. İşlerim vardı. Birazdan evde olurum." dedi. "Bana haber vermeyince merak ettim." dedim. "Önemli bir şey değil. İşlerimi halledince döneceğim." demiş ve telefonu kapatmıştı. Telefonu komodinin üstüne koyup odadan çıkmıştım. Zilan, Can'ı aşağıya götürdüğü içinde bende aşağıya indim. Can pusetinde yatmış, mamasını içiyordu. Küçücük elleriyle biberon şişesini tutuyordu. Sütüm gelmediği ve yetmediği zamanlarda Can hazır mama içiyordu.

"Hadi sende otur. Kahvaltı yapalım." dedim ve Zilan'a baktım. Kendine de çay koydu ve geçip karşıma oturdu. Kahvaltı yapmaya başlamıştık. Zilan'ın anne ve babası trafik kazasında vefat etmişti. Zilan'a amca ve yengesi bakmıştı. Küçük yaşlarda bazı kişilerin tacizine uğramıştı. Günlerce ağlamış, uyku uyumamış, sonunda bir ip almış ve intihar etmeye karar vermiş ama canına kıyamamış. Bunları bana anlatırken sanki yeniden yaşıyor gibi tiksintiyle anlatmıştı. Sonunda da dayanamayıp ağlamıştı. Bende onunla birlikte ağlamıştım.

Şuan aslında karşımda yaralı bir insan vardı. Bedenen yara almamıştı belki ama ruhen acı çekiyordu.

"Eline sağlık." dedim ve masadan kalktım. "Afiyet olsun." demişti. Puseti elime alıp mutfaktan çıkmıştım. Salona girince Can'ı kucağıma aldım ve koltuğa oturdum. "Anne seni emzirmeyi özledi." dedim ve onu emzirmeye başladım. Süt dolunca göğüslerim şişmişti. Bazen ağrı yapıyor bazen de göğüslerimden süt akıyordu. Bende bazı günler o durumlarda sütümü sağıp paketlere koyuyordum. Evde olmadığım bazı zamanlarda Zilan o sütleri Can'a biberonla veriyordu. Can doymak bilmeyen bir çocuk olduğundan ona süt ve mama zor yetişiyordu. Ee haliylen bezde yetişmiyordu.

***

Boran'a yapacağım intikam planı için bir şeyler düşünmeye başlamıştım. Acaba ona ne yapsam da o günün intikamını alsam? Resmen beni o gün tam zirveye getirmiş, sonrada gitmişti. Bende ona öyle bir şey yapmalıydım ki benimle uğraşmak ne demek görsün. Ama ne yapacaktım? Dolabı açıp kıyafetlerime bakmaya başladım. Bir zamanlar aldığım ama hiç giymediğim bir gecelik gözüme çarpmıştı. Siyah tül ve etek kısmındaki fırfırları kırmızı olan bir gecelikti. Bunu hangi kafayla ne zaman aldım onun bile hatırlamıyordum.

Kapı zilini duyunca dolabı kapatıp aşağıya indim. Yüzümdeki gülümsemeyle kapıyı açmıştım. "Hoş geldin." dedim. Beni görünce o da gülümsemişti. "Hoş buldum nasılsın?" diye sordu. "İyiyim sen nasılsın?" diye sordum ve Boran'ın girmesi için yana kaydım. "Bende iyiyim." demiş ve içeri girmişti. Boran içeri girdiğinde kapıyı kapattım. Boran bana döndüğün de onu omuzlarından tuttum. Şaşırmış bir şekilde bana bakıyordu. Dudaklarımı dudaklarına dokundurup geri çekmiştim. "Bu neydi şimdi?" diye sorup kaşlarını çattı.

"Anladım sen o günün intikamını alıyorsun." dedi ve arkamdan salona girdi. "Hayır hiç bir şeyin intikamını almıyorum." dediğim zaman "Tabi canım." demişti. Boran koltuğa oturunca "Benim yukarıda biraz işim var." dedim ve salondan çıktım. Kalbim nedense küt küt atmaya başlamıştı. Merdivenlerden yukarı odama çıkıp dolapta ki geceliği elime aldım ve banyoya girdim.

Üzerimdeki her şeyi çıkarıp geceliği giymiştim. Siyah topuklu ayakkabılarımı da alıp giydim. Kendimi nedense şuan hayat kadınlarına benzetmiştim. Kırmızı bir ruju dudaklarıma sürüp kirpiklerime de maskara uygulamıştım. Aynadan kendime bakıp "İntikam başlasın." dedim.

Telefonumu elime alıp Boran'a mesaj attım. «Boran hemen yukarı gel, ayağım kaydı düştüm.» diye yazmıştım. Banyonun kapısının arkasında onu bekliyordum. Bir kaç saniye içinde yatak odasının kapısı açılmıştı. "Rojin neredesin?" diyen telaşlı sesini duymuştum. Nefesimi verdim ve banyo kapısını açtım. Kalbim göğüs kafesinin içinde deli gibi atmaya devam ediyordu. Boran ağzı açık bir şekilde bana bakıyordu. Gözleri beni baştan aşağı süzmüştü. Yutkununca adem elması hareket etti. Arkasındaki kapıyı kapatıp içeri girmişti.

Boran'ın yanına gittim ve omuzlarından tutup onu yatağa oturttum. "Böyle bir manzarayla karşılanacağımı bilmiyordum, bilseydim ona göre hazırlık yapardım." demişti.

Beni belimden tutup kucağına çekmişti. Elleri de bedenimde gezintiye çıkmıştı. Dudakları boynumu öperken onu durdurdum. "Hızlı gitmiyor muyuz?" diye sordum. "Bence hiç hızlı değil, hatta geç bile kaldık." demişti. "Ama ben sana kucak dansı yapacağım." dediğim zaman gözlerindeki parıltıyı görmüştüm. "Sen bana kucak dansı mı yapacaksın?" diye sormuştu. Nefesimi verip yutkundum. "Evet ne oldu? Beğenemedin galiba." dedim ve ayağa kalktım. "Şaşırdım sadece açıkcası böyle giyinmene de şaşırdım." demişti.

"Rica etsem kıyafetlerini çıkarır mısın?" dedim. "Nasıl istersen." demişti. Ayağa kalkıp kıyafetlerini çıkarmaya başlamıştı.

"Heyecanlı mısın?" diye sorduğumda "Belli olmuyor mu?" demiş ve elimi alıp kalbine koymuştu. Küt küt atan kalbini hissetmemek mümkün değildi. "Şimdi oturabilirsin. Sen kendini bana bırak." dedim. "Benim gibi yakışıklı bir erkek emrinize amade." dedi ve oturdu. Arkamı ona dönüp kucağına oturdum. Elleri belimi tutunca sesimi çıkarmadım. Kucağında oturup kalkmaya başladım. Belimi tutan ellerini belime sarmıştı. Aramızdaki alevi fark edebiliyordum. Onun şuan alev almış bir şekide yandığını da biliyordum. Ellerinin arasından çıkıp ayağa kalktım. "Şimdi ne oldu?" diye sordu.

Bacak arasına göz attığım zaman patlamaya hazır bekliyordu. Bakışlarımı yüzüne çevirdim. "Beni bu zevkten mahrum bırakma." demiş ve elini uzatmıştı.

Bu sefer yüzüm ona dönük bir şekilde kucağına oturdum. Boran kollarını bana sarıp boynumu öpmeye başlamıştı. Yeniden kucağına oturup kalkmaya başladım. Şuan bacak arası alev alev yanıyordu. "Seni istiyorum." dediği zaman ne olduğunu anlamadan kendimi onun altında buldum. Ellerimi göğsüne koyup ona engel oldum. Yüzündeki bir ter damlası kayıp, vücuduma düşmüştü. Tek kaşını kaldırıp suratıma bakmış "Benimle birlikte olmak istemiyor musun?" diye sormuştu.

Kollarının arasından çıkıp ayağa kalktım. Suratındaki şaşkın ifadeyle bana bakıyordu. "Aa unuttum benim işim vardı." dedim ve banyoya girip kapıyı kilitledim. "Rojin bana bunu yapma." dediğini duydum. "Rojin lütfen aç şu kapıyı." demiş ve kapıyı açmaya çalışmıştı. "İntikam soğuk yenen bir yemektir." dedim. "Benimde intikamım acı olacak görürsün." demişti. "İlk başta bu oyunu sen başlattın." dedim.

Ses gelmeyince banyonun kapısını açıp aralıktan odaya baktım. Boran yerdeki kıyafetlerini giymeye başlamıştı. Kapıyı tekrar kapatıp ayağımdaki topukluları çıkarmıştım. Rujumu oradan aldığım ıslak mendille silmeye başladım. Odanın kapısının açılıp kapandığını duymuştum.

BERDELBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin