Perdeyi kenara çekmiş, pencereyi açmıştım. Temiz havayı içime çekip bahçedeki yemyeşil çimenlere baktım. Bahçe'nin bir kaç tarafına dikilen rengarenk güller bahçeye ayrı bir hava vermişti. "Rojin hadi hastaneye gitmiyor muyuz?" diyen sesle arkamı döndüm. Boran oturma odasının girişinde durmuş, bana bakıyordu. "Beni sen mi götüreceksin?" dedim. "Tabiki ben götüreceğim." dedi. Koltukta oturan Berfe hanıma bakışlarımı çevirdim. "Anne ben sütümü sağdım. Bebek ağlarsa verirsin." dedim. "Tamam kızım sen merak etme." dedi.
Boran'ın arabasına doğru gidip arabaya binmiştik. Hastaneden taburcu olalı tam iki hafta olmuştu. Bugün dikişlerimi aldırmak için hastaneye gidiyorduk. "Hava bugün çok güzel hastaneden sonra çay bahçesine gidelim mi?" dedi. "Sen git çay bahçesine ben gelmeyeceğim." dediğim zaman sesli şekilde nefesini verip "Bana neden böyle davranıyorsun?" diye sordu. "Biraz düşün istersen. Belki bulursun." dedim. Müzik açıp arkama yaslanmıştım. Başımı çevirip Boran'a baktım. Gözlerinde güneş gözlükleriyle daha bir yakışıklı olmuştu. Çantamdan güneş gözlüğümü çıkarıp bende taktım.
Hastanenin otoparkına arabayı park ettiği zaman arabadan inmiştik. Güneş gözlüğünü çıkarıp çantama atmıştım. Çantamı omzuma asıp Boran'ın peşinden hastaneye girdim. Girişte danışma yerinde oturan kız, Boran'ı baştan aşağı süzünce kıskanmıştım. "Hoş geldiniz." demiş ve direkt Boran'a bakmıştı. Boran'da kıza bakıp gülümsemişti. "Hoş bulduk, Doktor Gökhan bey odasında mı acaba?" demiş ve göz ucuyla bana bakmıştı. "Evet sizi bekliyor." diyen kız parmaklarının arasında ki saç tutamıyla oynamıştı. "Hadi gidelim." diyen Boran'ın kolundan tutup onu durdurdum.
Boran anlamayan gözlerle bana bakıp "Gülüm ne oldu?" diye sormuştu. Sekreter kıza bakışlarımı çevirdim. "Senin gözlerin sadece erkekleri mi görüyor?" diye sordum. Sekreter kaşlarını yukarı kaldırıp "Ne diyorsunuz anlamadım." dediği zaman "Direkt olarak kocama baktınız. Gözleriniz de sorun varsa ben zevkle o gözlerinizi oyup elinize verebilirim. Onunla da kalmayıp saçlarınızı da yolarım." dedim. Kız korku dolu gözlerle gözlerimin içine bakmıştı. Bakışlarımı Boran'a çevirip "Seninde gözlerini oymadan buradan gidelim." dedim ve yürümeye başladım. "Rojin beklesene." diyen ve elini koluma koyup beni durduran Boran'a baktım.
"Sen beni mi kıskandın?" demiş ve gülümsemişti. "Senin neyini kıskanacağım, sadece kızın bakışlarından rahatsız oldum." dedim. "Tabi canım kesin öyledir." demiş ve sırıtmaya devam etmişti. "Doktor bey bizi bekliyor." dedim ve onu beklemeden yürüdüm. Doktor'un odasının önüne gelince Boran kapıyı çalmıştı. "Girin." sesiyle kapıyı açıp içeri girmiştik. Gökhan bey bizi görünce oturduğu yerden ayağa kalktı. "Hoş geldiniz." deyip elini bana uzatmıştı. "Hoş bulduk." diyen Boran onun elini tutup sıkmıştı.
Gökhan beyin kısa süreli yüz ifadesi değişmişti. Ama sonra kendini toplamış ve yeniden gülümsemişti. "Buyurun oturun." dedi ve yerine oturdu. Masanın önünde duran sandalyelere oturmuştuk. "Seni burada görmeyi beklemiyordum." diyen Doktor, Boran'a bakmıştı. "Karımı yalnız bırakamazdım." dedi. Doktor daha sonra bakışlarını bana çevirmişti. "Kendini nasıl hissediyorsun?" diyen Gökhan beye baktım. "Artık biraz daha iyiyim." dedim. "İyi olmana sevindim." demişti.
Önündeki dosyayı açmış ve bakmıştı. "Sana yazdığım ilaçları her gün kullanıyorsun değil mi?" diye sordu. "Evet günü gününe ilaçlarımı alıyorum." dedim. Elindeki kalemle dosyaya bir şeyler yazmış ardından ayağa kalkmıştı. "Hadi gel dikişlerini alalım." dedi ve orada bulunan odaya doğru gitti. Ayağa kalkıp Doktor'un arkasından gittiğim sırada Boran'da benim arkamdan gelmişti. "Rica etsem karnını açıp buraya uzanır mısın?" dedi ve orada bulunan sedye tarzında yatağı gösterdi.
Doktor arkasını dönmüş ve gerekli malzemeleri hazırlamaya başlamıştı. Yatağa uzanıp karnımı açtım. Uzun elbise giydiğim için açıkta kalan bacaklarlarıma Boran hemen yeşil bir örtü örtmüştü.
Gökhan bey yanıma gelip elindeki ilaçlı pamukla önce ameliyat yerimi temizlemişti. Sonra elleriyle iltihap var mı yok mu kontrol etti. "Güzel iltihap yok." dedi. Ardından makasla dikişlerin her iki ucunu kesmişti. "Şimdi misinayı çekeceğim korkma tamam mı?" dedi. Başımı olumlu anlamda salladım. "Çekiyorum, çektim." demiş ve misinayı makasla çekmişti. Biraz canım yanmıştı ama hemen geçmişti. "Geçmiş olsun." deyip gülümsedi. "Teşekkür ederim." dedim. Bakışlarım Boran'a kaydığında göz göze gelmiştik. "Kalkabilirsin." diyen Doktor'un sesiyle bakışlarımı Boran'dan çektim.
Boran'ın yardımıyla üstümü düzeltmiş ve sedyeden kalkmıştım. Doktor Gökhan bey tekrar kendi yerine geçip oturmuştu. Bizde masanın önündeki yerlerimize geçip oturduk.
"Sana yazacağım kremleri her gün kesi yerine süreceksin tamam mı?" dedi. "Tamam." dedim. "Senden iki hafta sonra yine kontrole gelmeni isteyeceğim." dedi. "Tamam gelirim." dediğim sırada Boran elimi tutup "Tamam geliriz." demişti. Doktor'un yazdığı reçeteyi elinden alıp "Başka bir şey yoksa biz gidiyoruz." dedi. "Başka bir şey yok gidebilirsin." diyen Gökhan bey elindeki kalemi parmaklarının arasında çevirdi. Elimi Boran'ın elinin arasından çektim. "Her şey için teşekkür ederim." dedim ve ayağa kalktım.
Gökhan bey'de ayağa kalkmıştı. "Tekrar görüşmek üzere kendine iyi bak." dedi ve elini uzattı. Göz ucuyla Boran'a baktığımda kaşlarını çattığını görmüştüm. Elimi uzatıp Doktor'un elini sıkıp "Görüşmek üzere." dedim. Boran nefesini sesli şekilde vermiş ve ayağa kalkmıştı. "Hadi gidelim." deyip kolumdan tutup beni dışarı çıkarmıştı. Kolumu elinin arasından çekip "Sen ne yapıyorsun!" diye sitem ettim. "Asıl sen ne yapıyorsun!" deyip sitem etti. "Neyse kavga etmek istemiyorum." dedim ve yürümeye başladım.
Arabanın oraya gelince arabaya binmiştik. Boran arabayı çalıştırmış ve hastanenin bahçesinden çıkmıştık. "Sekter kıza gülümseyince bir şey olmuyor ama değil mi!" diye sitem ettim. "İkisi aynı şey değil. Ben nezaket gereği gülümsedim." dedi. "Tabi canım kesin öyledir." dedim. Boran'ın eve doğru sürmediğini anlayınca ona döndüm. "Eve gitmiyor muyuz?" dedim. "Canım eve gitmek istemiyor." demişti. "Can ağlar, hem onu emzirmem lazım." dedim. "Bir şey olmaz sütünü sağıp koydun. Hem annem ona bakar." dedi. "Boran durdur arabayı!" diye sitem ettim.
"Sadece çay içeceğiz ne büyük olay çıkardın." dedi. "Ben oğlumun yanına gitmek istiyorum." dedim. Nefesini burnundan vermiş "İyi tamam." demiş ve arabayı çevirmişti. Gözlerimi yüzüne çevirdiğim zaman ifadesiz bakışlarla önüne baktığını gördüm. Güneş gözlüğünü alıp gözüne takmıştı. Ardından sigara paketinden bir sigara alıp yakmış ve yan tarafındaki camı açmıştı. "Bana kızdın mı?" diye sordum. "Neden kızayım ki sende haklısın." demiş ve sigarayı ağzına koymuştu. Arkama yaslanıp yan tarafımdaki camdan dışarıya baktım.
Kırmızı ışıkta durduğumuz zaman bana dönmüştü. "Bu neyin cezası? Neyin intikamı?" diye sordu. "Para hırsın yüzünden doğru düzgün bir hamilelik bile yaşayamadım. Hep ağladım hep acı çektim ama sen yanımda yoktun. Şimdi beni konuşturma." dedim. Kırmızı yeşile dönerken gaza basmıştı.
Araba evin önünde durunca onu beklemeden arabadan indim. Hamile olduğum zamanlar aklıma gelince gözlerim dolu dolu olmuştu. Kapı ziline basıp beklemeye başlamıştım. "Neden benden kaçıyorsun?" diye sormuş ve yanıma gelmişti. "Senden falan kaçmıyorum, bebeğim acıkmıştır." dedim. "O bebeği bile benden daha çok seviyorsun." dedi ve açılan kapıdan eve girdi. Bende orada öylece kalakalmıştım. Şimdi de bebeğimi kıskanmıştı?
ŞİMDİ OKUDUĞUN
BERDEL
Romance(KİTABI DÜZENLEMEYE ALDIM) {Önemli bir duyuru paylaşmak istiyorum. Kitabım yetişkinler içindir. 18 yaşın altındakilere önermiyoruz..} Sevgili dostlar.. BERDEL Hikayesi herkesin yazdığı gibi bir hikaye değil. Yarısı gerçek hayattan uyarlandı. [Yoru...
