Bölüm 22

6.4K 112 15
                                        

Bu hafta cehennem hayatını dibine kadar yaşamıştım. Şuan Berfin'in, Boran'a baktığı o gözlerini oymak istiyordum. "Çayını tazelememi ister misin canım?" diye sorup Boran'a baktı. "Hayır istemiyorum." diyen Boran çatık kaşlarla ona karşılık verdi. "Kıza böyle davranma." diyen Serhat ağa bardağından bir yudum alıp kalkmıştı. "Karıma nasıl davranacağıma da karışmayın." diyen Boran elindeki çatalı sert bir şekilde masaya koydu. Berfe hanım ve Berfin, Boran'ın ağzından çıkan karım lafına sevinmişti.

Kendimi şuan çok kötü hissediyordum. Elimdeki çatalı kırmak ister gibi sıkıyordum. "Sen bugün şirkete gelme evde kal." diyen Serhat ağa odadan çıktı. Boran nefesini burnundan verdi ama bir şey demedi. Öfke dolu bakışlarımı Berfe hanım ve Berfin'e çevirdim. Boğazımdaki yumru tekrar yerine gelip oturmuştu. Ne zaman üzülsem veya ağlamak istesem boğazımda yumru oluşuyordu. Çatalı elimden bırakıp ayağa kalktım. Boran gözlerini bana çevirmiş ama bir şey dememişti. Onları arkamda bırakıp salondan çıktım. Nefes alamıyor gibi hissediyordum.

Bahçeye çıktığımda güneş gözlerimi kapatmama neden oldu. Bana doğru gelen ve çarptığım kişiyi bile görmemiştim. "Pardon çok özür dilerim." dedim ve önümde duran kişiye baktım. Robin mavi gözlerini üzerime dikmişti. Gözlerimi kocaman açıp ona baktım. "Önemli değil." dedi ve gülümsedi. Nefesimi verip yutkundum. "Senin burada ne işin var ki?" diye sordum. "Babamı görmeye deldim." dedi ve yanımdan geçip gitti. Arkamı dönüp onun arkasından baktım. Boran onu görürse kavga çıkardı. Hemen onun arkasından bende eve girdim. "Senin burada ne işin var?" diye soran Boran'a "Herkeste aynı soruyu soruyor." diyen Robin nefesini sesli bir şekilde vermişti.

"Babamı görmeye geldim buna hakkım var değil mi?" diye sordu. "Babanı görmek istiyorsan şirkete git." diyen Boran ona kaşlarını çatıp bakıyordu. "Belki evde olur diye gelmiştim." dedi ardından bakışlarını Boran'ın yanında duran Berfin'e çevirdi.

Boran arkasını dönüp pencereye doğru gitmişti. Berfin'in gözleri Robin'i baştan aşağı süzmüştü. Robin'de yüzündeki gülümsemeyle ona bakıyordu. Boran'ın sırtı onlara dönük olduğu için olanları göremiyordu. Ama ikisinin de bakışları hiç hoşuma gitmemişti.

Berfin yüzündeki alay eder gibi bir ifadeyle bana bakıp "Sofrayı sen kaldırırsın." dedi. Berfin tam odadan çıkacağı zaman Boran'ın sesi onu durdurdu. "Rojin senin hizmetçin değil." diyen Boran'a baktım. Berfin öfke dolu bakışlarını bana dikip "Ne var yani sofrayı toplasa." dedi ardından Boran'a baktı.

Boran onun yanına gitmişti. "Rojin bu eve hizmetçi olarak gelmedi. Sende haddini bilsen iyi olur." dedi. Daha sonra benim yanıma geldi. "Hadi gülüm odamıza çıkalım." dedi ve beni kolumdan tutup oradan çıkardı. "Boran oğlum bugün Berfin'in odasında kalacaksın." diyen Berfe hanım arkamızdan seslenmişti.

Boran'ın eli kolumda merdivenlerden çıkıp odamıza girmiştik. Boran gidip yatağın üstüne oturdu. "Hadi yanıma gel." dedi. Nefesimi verdim ve yanına gidip oturdum. Boran elini yanağıma koyup parmaklarıyla yanağımı okşadı.

"Sana yaşattığım her şey için özür dilerim." dedi ve dudaklarıma öpücük kondurdu. Parfüm kokusunu içime çektim. Onun kokusunu bile kısa zaman da özlemiştim. Ellerimi ensesine koydum ve dudaklarını dudaklarıma bastırdım. "Boran seni seviyorum." diye fısıldayıp dudaklarını öpmeye başladım.

Onun dudakları bir su misali içimdeki alevi söndürüyordu. Başımdaki şalı çekip yere attı. Dudaklarını ayırıp kahverengi gözlerindeki arzuyla bana baktı. "Ben onunla birlikte olmadım." dedi. Dudaklarımın kenarı yukarı doğru kıvrılmıştı. Boran ayağa kalkıp beni de ayağa kaldırmıştı. Birbirini özleyen iki aşık gibi birbirimizin dudaklarını öpüyorduk.

Dudakları daha sonra boynuma doğru yol çizmişti. Dudaklarının öptüğü yerler alev topu değmiş gibi yanıyordu. Kalbimde küt küt atmaya başlamıştı. Bedenime sıcak basmış, onunla birlikte olma arzusu beni ele geçirmişti.

Üzerimdeki elbise ne ara ayaklarımın dibine düşmüştü onu bile bilmiyordum. Çıplak vücudumda ellerini dolaştırıyordu. Ellerinin dokunduğu her yer sanki çiçek açıyordu. "Seni özledim." dedi. Dudaklarıma öpücük kondurup beni yatağa itti. Ardından üstündeki kıyafetleri çıkarıp üzerime geldi. "Bende seni özledim." dedim. Boran başını kaldırıp yüzündeki mutlulukla bana baktı. Bacaklarımı açıp onu içeri davet ettim. Boran'da büyük bir zevkle içime girdi. İkimiz artık tek bir beden olmuştuk. Ama bu mutluluğumuz yine kısa sürmüştü.

Kapıya bir kaç kez vurulmuştu. "Boran seninle konuşmamız lazım." diyen Berfin'in sesi odada yankı yaptı. Boran nefesini sesli şekilde verip üzerimden kalktı. Yerdeki kıyafetlerini giyerken "Sen git geliyorum." diye kapıya doğru seslendi. Suratım asık bir şekilde yataktan kalkıp banyoya girdim.

Ne zaman mutlu olsam gelip içine ediyorlardı. Odanın kapısı açılıp kapanmıştı. Kabine girip suyu açtım. Su önce soğuk akmış daha sonra ılık sonrada sıcak akmaya başlamıştı. Su bedenimden akarken, gözümdeki yaşlarda yüzümden akıyordu. Sıcak su başımı ve omuzlarımı yakıyordu. Ama ben içimdeki yangının acısından dışımdaki yangını hissetmiyordum. Kabinden çıkıp dolaptan aldığım beyaz bornozu üstüme geçirdim.

Aynanın karşısına geçtim ve yüzüme baktım. Yüzüm ve gözlerim kızarmıştı. Saçlarımdan akan sular omuzlarıma damlıyordu. Bornoz bedenimden kayıp yere düşmüştü. Omzumdaki deriler sıcak suyun etkisiyle kızarmıştı. Dolaptan aldığım kıyafetleri giyip yerde duran kıyafetlerimi de banyodaki kirli sepetine attım. Bu sefer kendime makyaj yapıp odadan çıktım. Merdivenlerden inip salona girdiğim zaman odanın boş olduğunu gördüm. Acaba Boran nereye gitmişti? "Boran'a mı bakmıştın?" diyen ve salona giren Berfe hanıma dönüp baktım.

"Boran karısının yanında odada." deyip gülümsemişti. Beynim uyuşmuş gibi hiç bir şey hissetmiyordum. "Berfin'de onun karısı." dedi ve koltuğa oturdu. "Anne sen ne yapmaya çalışıyorsun?" diye sordum. "Benim derdim sadece erkek torun." dedi ve arkasına yaslandı. Geçip orada bulunan kanepeye oturdum. "Sadece torun istiyorsan bana laf sokar gibi konuşmazdın." dedim. Berfe hanımın gözlerindeki öfkeyi görebiliyordum. "Sana yaşatılanların cezasını bana çektiriyorsun." dedim. Berfe hanım gözlerindeki yaşları gizlemek ister gibi bakışlarını başka tarafa çevirdi. "Ben kimseye ceza çektirmiyorum." dedi.

"O zaman neden bana düşmanınım gibi davranmaya başladın." dedim. Berfe hanım bana bakmadan nefesini verdi. "Her şey Rojda'nın yüzünden oldu." dedi. Sanki benimle değil kendi kendine konuşuyor gibiydi. "Rojda senin abine kaçmasaydı. Bende Berfin'i senin yerine bu eve gelin getirecektim." dedi. "Berfin zaten sonunda bu eve gelin diye geldi." dedim.

Ama o beni duymamış gibi konuşmaya devam etti. "Rojda, Berfin'in abisiyle nişanlıydı. Ama o salak kızım senin abine kaçarak her şeyi mahvetti." dedi. Duyduklarımla gözlerim kocaman açıldı. Demek Rojda'nın nişanlı olduğu kişi Berfin'in abisiydi. "Sonra Berfin'in abisi başkasıyla evlenmiş ama evlendiği kızın erkek kardeşi yokmuş. Berfin'in, Boran'ı sevdiğini bildiğim için onu buraya getirdim." dedi. Şuan ne diyeceğimi bile bilmiyordum. Bunları sindirmek için zamana ihtiyacım vardı.

BERDELBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin