Elimi tutan elini kendimden uzaklaştırdım. "Lütfen böyle yapma gülüm." dedi. Göz yaşlarımın arasından bana hüzünle bakan gözlerine baktım. "Bizim hiç bir zaman bir bebeğimiz olmayacakmış." dedim. Oturduğum sandalyeden kalkıp doktorun odasını terk ettim. Boran'da peşimden gelmişti. "Olmuyorsa dünyanın sonu değil." diyen sesiyle ona döndüm. "Evet dünyanın sonu değil. Ama annenler öğrenince sana hemen başka bir kız bulacaklar." dedim. Boran elimi tutup "Öyle bir şey olmayacak." dedi ve beni hastaneden çıkardı.
Hastane bahçesine park ettiği arabasına binip yola çıktık. Arabada büyük bir sessizlik hakimdi. Sessizliği Boran'ın çalan telefonu bozmuştu. Boran arabayı sağa çekip telefonu açtı. Boran annesine olan biteni anlatıyor, ben ise camdan dışarıyı izliyordum. Gözlerimden akan yaşlar yanağımı ıslatıyordu. Daha sonra Boran telefonu kapatıp, arabayı çalıştırdı. "Bugün yemeği baş başa dışarıda yiyelim." dedi ve bana kısa bir bakış attı.
Yanaklarımdaki göz yaşını sildim. "Annen ne diyor?" diye sordum. Bana bakmadan önündeki yola bakıp "Boşver." dedi. Arabayı bir restorantın önüne park edince arabadan indim. Boran yanıma gelince beraber restorana girmiştik. Cama yakın iki kişilik bir masaya oturduk. Gelen garsona Boran siparişlerimizi vermişti. Garson siparişleri not alıp gidince Boran bana bakıp "Canını sıkma gülüm her şey yoluna girecek." dedi. "Hiç bir şeyin yoluna gireceği yok. Bana annenin ne dediğini söyle." dedim.
"Annem benim yeniden başkasıyla evlenmemi istiyor." dedi. Zaten annesinin böyle bir şey diyeceğini tahmin etmiştim. O yüzden hiç şaşırmadım. Boran başkasıyla evlenirse ben o evde kalamazdım. Boran'la ayrılırsak abim ve Rojda'da ayrılmak zorunda kalacaktı. Ağzımı açıp bir şey diyeceğim sırada bize doğru gelen garsonu gördüm ve sustum. Garson masamıza tabakları sıralamaya başlamıştı. Son tabağı da koyan garson "Afiyet olsun." deyip gitti.
Elimin altındaki sandalyenin kolunu sıkıp kendimi sakinleştirmeye çalıştım. Karnım açlıktan gurulduyordu ama benim yemek yiyecek iştahım kalmamıştı. "Hadi gülüm yemeğini ye." diyen Boran'a kısa bir bakış attım. "Aç değilim." dedim. Boran elindeki çatalı kenara koydu. "Açsın biliyorum, bu duruma benimde canım sıkıldı. Ama kendini aç bırakarak cezalandırma." dedi ve bana gülümsedi.
Zar zor da olsa bir kaç lokmayı mideme indirmiştim. "Yemeğin bittiyse kalkalım." diyen Boran'a bakıp ayağa kalktım. Boran hesabı ödeyince elimi tuttu ve el ele oradan çıktık. Aslında eve hiç gidesim yoktu. Berfe hanımın şuan suratını görmek istemiyordum. Arabanın yanına gelince "Hadi bin." diyen Boran arabanın kapısını açtı. Arabaya bindiğim zaman kapıyı kapattı ve direksiyonun başına geçti. Gözlerimi cama çevirdim ve dışarıyı izlemeye başladım. Arabada hafif bir müzik sesi vardı.
***
Eve geldiğimizde Boran ve annesi konuşmak için yan odaya geçmişlerdi. Arada sesleri bize kadar geliyordu. "Yenge sen üzülme. Annem ne derse desin abim onu dinlemez." diyen Kader'e bakıp gülümsedim.
Ama biliyordum ki bu kavgayı Berfe hanım kazanacaktı. Boran öfkeyle odadan çıkıp bize bile bakmadan evden çıktı. Oturduğum yerden kalktım ve peşinden gittim. "Boran ne oldu?" diye sordum ve ona yetişmeye çalıştım. Boran arkasına bile bakmadan "Biraz dolaşıp geleceğim." dedi ve arabasına bindi. Araba gözden kayboluncaya kadar evin önünde ayakta öylece kaldım.
Acaba annesiyle ne konuşmuşlardı. Tekrar salona girince Berfe hanımın Kader'e "Yakın arkadaşımın kızını alacağım." dediğini duydum. Berfe hanım salona girdiğimi görünce bana baktı. "Oğlumu çocuk sahibi yapamıyorsan, üzerine gelecek kumaya da razı olacaksın." dedi. Ardından bana doğru bir kaç adım attı. Nefesimi sesli bir şekilde verdim. "Anne sen Serhat ağayı çocuk sahibi yaptın da ne oldu? Bak gidip başkasından çocuk yaptı." dedim.
Berfe hanım şok olmuş gözlerle gözlerimin içine bakıyordu. "Sen ne hakla benimle böyle konuşuyorsun!" diye sitem etti ve bana vurdu. Acıyan yanağımı tuttum. "İstediğin kadar vur. Ama eğer Boran'a başka birini alırsan bu evde durmam." dedim. Odadan çıkacağım sırada elini kolumda hissettim. "Hiç bir yere gitmeyeceksin. Boran'ı da başkasıyla evlenmeye sen ikna edeceksin." dedi ve kolumu bırakıp gitti.
Gözlerimdeki yaşlar benden habersiz akmaya başlamıştı. "Yenge ne diyeceğimi bilemiyorum." diyen Kader'e bakmadan yatak odama çıktım. Hıçkırıklarım boğazımda sıralanmış bir bir çıkmak için sıra bekliyordu. Gözlerim ve burnum hiç durmadan akıyordu. Yatağımın üstünde ne kadar oturup ağladım bilmiyordum. Odanın içerisi zifiri bir karanlığa bürünmüştü.
Göz yaşlarım görüşümü engelliyordu. Ben şimdi ne yapacaktım? Kendi ellerimle kocamı başka bir kadınla mı evlendirecektim? Neden benimde bir bebeğim olmuyordu? Elimin altındaki örtüyü elime alıp ağzıma kapattım. Avazım çıktığı kadar bağırdım. Sesim içimde resmen boğuluyordu. Göz yaşlarım artık gözlerimi ve yüzümü yakmaya başlamıştı.
Komodinin üstünde duran telefonumu alıp Boran'ın numarasını bir kaç kez aradım. Telefon çalıyor ardından meşgule düşüyordu. Telefonu karşımdaki duvara fırlatmak istedim. Saat gece yarısını çoktan geçmişti.
Dışarıdaki araba sesiyle gözlerimi açtığımda oturduğum yerde uyuya kaldığımı fark ettim. Sırtım her yerim resmen tutulmuştu. Odayı tek aydınlatan şey dışarıdaki ışıktı. Bir kaç dakika geçtikten sonra odanın kapısı açıldı. Boran içeri girip arkasından kapıyı kapattı. Ardından üzerindekileri çıkarmadan yatağa girip yattı.
Burnuma alkol ve sigara kokusu geliyordu. "Boran iyi misin?" diye sorup onu kendime çevirdim. "İyiyim sadece uyumak istiyorum." dedi. "Boran sana kahve yapayım kendine gelirsin." dedim ve ayağa kalktım. "Ben iyiyim sadece biraz içtim ama kendimdeyim." dedi ve beni elimden tutup yatağa çekti. "Boran ne yapıyorsun?" diye bilmiştim. Boran beni duymuyor gibi beni öpmeye başlamıştı. Onun öpücükleri ne kadar hoşuma gitse de böyle bir vaziyette onunla birlikte olamazdım.
Ellerimi göğsüne koyup onu kendimden uzaklaştırdım. "Yoksa beni istemiyor musun?" diye sordu. Yataktan çıktım. "İstiyorum ama böyle bu halde değil." dedim. Boran'ı kolundan tuttum ve yataktan kalkmasına yardım ettim. "Tamam." dedi ve yataktan çıkıp banyoya girdi. Bende üzerimdeki kıyafetlerimi çıkarıp, dolaptan aldığım dantelli geceliği giydim. Boran banyodan çıkıp, yatağa yanıma gelmişti.
"Şimdi oldu mu?" dedi. "Evet şimdi oldu." dedim ve dudaklarına öpücük kondurdum. Boran'ın gözleri beni baştan aşağı süzmüştü. "Çok güzel olmuşsun." dedi ve beni kendine çekip dudaklarımdan öpmeye başladı. Elleri sırtımı ve saçlarımı okşuyor, dudakları boynuma doğru yol çiziyordu. Bende ellerimi onun sırtına koyup okşuyordum.
Çarşafın yumuşacık kumaşı, çıplak sırtıma değdiği zaman Boran'ın vücudu da üstümdeki yerini almıştı. Dokunuşları ve öpücükleri beni büyük bir zevk dalgasına doğru sürüklemeye başladı. Boran bacaklarımı nazik bir şekilde tutup açtı. Onu içimde hissetmek bedenimin alev alev yanmasına neden olmuştu. Boran'ın mutlu ve terli yüzüne baktığımda bana gülümsediğini gördüm.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
BERDEL
Romance(KİTABI DÜZENLEMEYE ALDIM) {Önemli bir duyuru paylaşmak istiyorum. Kitabım yetişkinler içindir. 18 yaşın altındakilere önermiyoruz..} Sevgili dostlar.. BERDEL Hikayesi herkesin yazdığı gibi bir hikaye değil. Yarısı gerçek hayattan uyarlandı. [Yoru...
