Bölüm 7

15.7K 247 52
                                        

Gözlerimi açtığımda onun beni izlediğini gördüm. "Günaydın" dedi. Ardından yataktan çıkıp banyoya girdi. Neden bu kadar sakindi ve neden bana kızmamıştı? Ben dün ilk defa sevdiğim adamın adını kocamın yanında kullanmıştım. Eski Boran ağa olsa bu duruma çok büyük bir tepki gösterirdi. Şimdi ki Boran neden sakin ve sesini çıkarmıyordu. Elimi üzerimdeki örtüye getirdim. Örtüyü kenara çekip altından çıktım.

Çıplak ayaklarım, buz gibi zemine değince ürperdim. Sabahlığımın kuşağı çözüldüğü için bedenim açıkta kaldı. Giydiğim iç çamaşırları bana resmen sırıtıyordu. Kendime hemen vakit kaybetmeden dantelsiz ve düz bir gecelik almam lazımdı. Üzerimdeki sabahlığı kendime sarıp, yataktan kalktım. Boran banyodan çıkınca ardından ben girdim. Lavabonun karşısına geçip, suyu açtım. Soğuk suyu avucuma biriktirip o suyla yüzümü yıkadım. Askıdaki yumuşak beyaz havluyu elime aldım ve yüzümdeki su damlalarını kuruttum. İşim bitince banyodan çıkıp odaya girdim.

Boran giyinmiş ve aynanın karşısında duruyordu. Arkası bana dönüktü. "Bugünden itibaren benim dediklerimi yapacaksın." dedi. Yutkundum ve sabahlığın kuşağını tuttum. "Tamam mı?" diye sordu. Bir şey demeden başımı olumlu anlamda salladım. Bana doğru dönüp "Benim karşımda giyinip soyunacaksın." dedi. Duyduklarım bende şok etkisi yaratmıştı. Gözlerimi kocaman açıp ona baktım. "Ne! Hayır." dedim. "Ben öyle istiyorum." dedi. Ardından bana yaklaştı ve sabahlığın kuşağını tutup çekti.

Sabahlığım serbest kalınca bedenimin yarısı açıkta kaldı. Ellerimle kendimi örtmeye çalıştım. Boran'ın ellerini kollarımda hissedince durdum. "Neden utanıyorsun? Sanki hayatımda hiç kadın vücudu görmedim." dedi. Duyduklarım beynime bir şimşek gibi çakıldı. "Onlar beni ilgilendirmez." dedim ve ellerinin arasındaki kollarımı ondan kurtardım. Gözlerim dolmuştu neden olduğunu bende bilmiyordum. "Çabuk o ellerini indir." dedi ve yatağın üstüne oturdu. "Hadi seni bekliyorum." dedi. Ona arkamı döndüm. "Ben böyle bir şey yapmayacağım." dedim ve banyoya doğru adım attım.

Ama o benden hızlı davranıp beni belimden yakaladı. "Çok inatçısın." dedi. Elleri, çıplak vücuduma değiyordu. İkimizde nefes nefese kalmıştık. Sırtımda hissettiğim bedeni içime bir an da bir zevk dalgası yaydı. "Boran bırak beni." dedim ve yutkundum. Kalbim göğüs kafesinin içinde taklalar atıyordu. Beni bırakmak yerine kendini bana daha çok bastırdı.

Ellerini tuttum ve bedenimden uzaklaştırmaya çalıştım. Ama o benden çok daha güçlüydü. Nefesimi sesli bir şekilde verdim. "Seninle hiç bir zaman birlikte olmayı düşünmedim! O yüzden beni hemen bırak!" diye bağırdım.

Sözlerimin etkisiyle hareketsiz kalmıştı. Elleri beni bırakınca ona bile bakmadan hemen banyoya koştum. Kalbim küt küt atmaya devam ediyordu. Odanın kapısının sert bir şekilde kapandığını duydum. Banyodan çıktım ve üzerimdeki sabahlığı çıkarıp, kıyafetlerimi giymeye başladım. Ama bedenim zangır zangır titriyordu. Nefesimi alıp verdim ve bende odadan çıktım.

***

Oturma odasına girdiğim zaman sofradaki yüzler bana döndü. "Günaydın." dedim ve boş olan Boran'ın karşısına oturdum. Bu sefer başımı yere eğmedim. "Günaydın yenge." diyen Kader'e bakıp gülümsedim. "Abi şirkete ne zaman geleceksin?" diye soran Harun'du. Boran'la göz göze gelmiştik. Boran ardından bakışlarını Harun'a çevirdi. "Bugün başlıyorum. Zaten evde kalmamın bir anlamı yok." dedi ve masadan kalktı. Son lafı vurgulayarak söylemişti.

Elimin arasındaki çatal, tabağa düşünce ses çıkardı. Neden kendimi kötü hissetmiştim? Böyle olmasını ben istemiştim. Nedense bir anda iştahım kaçmıştı. Yarı aç yarı tok bir şekilde ayağa kalktım. "Afiyet olsun." dedim ve salondan çıktım.

Gözlerim yaşlarını biriktirmeye başlamıştı. Elimin altındaki soğuk metal trabzanı tutup yukarı çıktım. Koşar adımlarla odaya girdim. Boran aynanın karşısında kendine parfüm sıkıyordu. Sanki ben orada yokmuşum gibi benim olduğum tarafa bile bakmadı. Yine bana bakmadan kapıdan çıkıp gitti. Beni yok sayması nedense ağrıma gitti. Ama bunu ben haketmiştim. Odanın içindeki parfüm kokusunu içime çektim. Göz yaşlarım benden habersiz yanaklarımdan akmaya başladı.

Odanın açık olan kapısından çıktım ve koridor boyunca yürüdüm. Merdivenlerin başına gelince merdivenlerden indim. Yine koridordan geçip bahçeye çıktım. Sabah serinliği titrememe neden oldu. Çimenler ıslaktı ve kuş sesleri agaçların dallarından geliyordu. Bahçede bulunan kamelyaya doğru gittim ve oradaki hasır koltuğa oturdum.

İşte istediğim olmuştu. Boran'ı kendimden uzaklaştırmıştım. Peki o zaman neden onun beni görmezden gelişi kalbimi kırmıştı? "Yenge nasılsın?" diyen sese bakışlarımı çevirdim. "İyiyim Kader sen nasılsın?" diye sordum. Kader yanımdaki boş yere oturdu. "Bende iyiyim." dedi ve gülümsedi.

"Kader abicim buraya gelir misin?" diyen bir erkek sesi duydum. O tarafa baktığımda daha önce hiç görmediğim birini gördüm. Boran'ın aksine bu adam sarışındı. Kader ayağa kalktı ve ona doğru koştu. İkisi buraya kısa bakışlar atıp konuşmaya başladılar. Sonra ikisi birlikte yanıma geldi. Kader bana bakıp "Yenge bak bu diğer abim Robin." dedi. Ayağa kalktım ve onlara doğru bir iki adım attım. Robin'in gözleri maviydi. Robin yüzündeki tebessümle bana bakıp "Aramıza hoş geldin." dedi.

Cümlenin sonuna yenge kelimesini eklememişti. "Hoş buldum." dedim ve gözlerimi başka tarafa çevirdim. Onun bakışlarının üzerimde olduğunu hissediyordum. "Ben artık gideyim." diyen Robin eve doğru gitti. Başımı Kader'e çevirip "Kader bu abini daha önce hiç görmedim." dedim. "Bu abim babamın başka bir kadından olan oğlu." dedi.

Ona anlamayan gözlerle baktım. Kader nefesini verip "Hadi oturalım anlatayım." dedi. Kader'in yanına koltuğa oturdum. "Annem, Boran abime hamileyken, babam o zaman gençlik yıllarının verdiği cahillik mi desem bilmiyorum. Biriyle birlikte olmuş ve kadın hamile kalmış. Tabi o zamanlar kimseye söylememiş. Sonra kadın ortaya çıkınca annem kriz geçirmiş ve ayrılmak istemiş. Ama onlarda abisiyle berdel olunca ayrılmalarına müsaade edilmemiş." dedi.

Berfe hanım kocasının yaptığı hatayı kabul etmek zorunda kalmıştı. Sırf abisinin evliliği bozulmasın diye her şeyi sineye çekip evliliğine devam etmişti. Berfe hanım için çok zor bir durumdu. Yine de kadınlığını yapmış, kocasına pırlanta gibi çoçuklar vermişti. İçi kan ağlarken dışı gülüyordu. O içindeki fırtınaları kimse bilmiyordu. Her şeyi içine atmış, üzerini toprakla kapatmıştı. Öyle bile olsa kocasına her baktığında onun ihanetini hatırlayacaktı. Benim başıma böyle bir şey gelse ben ne yapardım bilmiyorum. Hiç bir şey demeden bahçeye baktım.

Kader konuşmaya devam etti. "Sonra işte bizler olduk. Ama annem hiç bir zaman babama saygıda kusur etmedi ve hatasını yüzüne vurmadı." dedi ve ardından nefesini verdi. Başımı salladım ve tuttuğum nefesimi verip "Anladım." dedim. "Seninde berdel olman çok acı." dedi ve gözünden kayan bir damla yaşı elinin tersiyle sildi. Dizinin üstündeki elini parmaklarımın arasına aldım. "Evet kader mi desem, yoksa şartlar mı desem, bilmiyorum. Ama inan bana ben çok mutluyum. Abin beni mutlu etmek için elinden geleni yapıyor." dedim.

"İnşallah her zaman mutlu olursunuz." dedi ve bana sarıldı. Elimi sırtına koydum. "İnşallah." dedim. "Bakıyorum da hemen arkadaş oldunuz." diyen Robin'in sesiyle geri çekildim. Robin'in gözlerine bakınca ne olduğunu anlamadığım bakışları gördüm. Ama o bakışlarından nedense çok rahatsız oldum. "Ben artık odama çıksam iyi olur." dedim ve ayağa kalktım. Onları orada bırakıp eve doğru yürüdüm.

BERDELBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin