Yumuşak koltuğa oturmuş, önümdeki televizyonu izliyordum. "Gelinim elinden orta şekerli bir kahve içmek isterim." diyen Serhat ağaya baktım. "Hemen yapayım baba." dedim ve ayağa kalkıp odadan çıktım. Mutfağa girip kahve için gerekli olan malzemelere bakmaya başladım. "Gelin ağam bir şey mi lazımdı? Söyle ben yapayım." diyen Esma'ya baktım. "Babam benden kahve yapmamı istemişti. Ama eşyaların yerini bilmiyorum." dedim.
Dolaptan, cezve, kahve ve fincan takımını çıkarmıştı. Cevzenin içine kahve, su ve şeker katıp ocağın üstüne koydum. Kahve pişince tepsinin üstünde duran fincana döktüm. Daha sonra tepsiyi elime alıp mutfaktan çıktım.
Oturma odasına girdim ve kahveyi Serhat ağaya uzattım. Suratıma kondurduğum tebessümle "Buyur baba kahven." dedim. Serhat ağa fincanı eline alıp "Sağol kızım eline sağlık." dedi ve kahvesinden bir yudum içti. "Afiyet olsun." dedim ve elimdeki tepsiyi sehpanın üstüne koydum. Geçip yerime oturdum ve yumuşak kumaşa sırtımı dayadım. "Boran'la aranız nasıl?" diye sordu. "İyi çok şükür." dedim. Kahvesinden bir yudum daha aldı. "Baba evine el öpmeye ne zaman gideceksiniz?" diye sordu. "Bilmiyorum Boran ne zaman beni götürürse o zaman gideriz." dedim.
Televizyonda bir dizi oynuyordu. Kız ve erkek çok mutluydu. Aklıma Azad gelmişti. Onun beni ailemden isteyeceğini bile daha söyleyemeden başkasıyla evlendirildim. Kapı zilinin o tiz sesi kulağıma gelmişti. Hemen ayağa kalktım ve kapıya koştum. Kapıyı açınca karşımda Boran'ı gördüm. Beni gören yüzü ifadesiz bir hal almıştı. Bakışlarını benden çekti ve yanımdan geçip içeri girdi. Elimde kapı kolu öylece kalakaldım. Esen rüzgar yüzüme bir tokat gibi çarptı. Sanki 'sen kendin istedin böyle olmasını' diyordu. Kapıyı kapatıp oturma odasına girdim. Boran tekli koltuğa oturmuş ve bakışlarını televizyona çevirmişti. "Bana da bir kahve yapsana." dedi. "Hemen." dedim ve mutfağa gittim.
Sesindeki tını artık eskisi gibi değildi. Aramızı kendi ellerimle bozmuştum. Beni sevmeye dünden razıydı ama ben başkasını seviyorum diyerek onu kendimden uzaklaştırdım. Cezvedeki kahve biraz taşmıştı. Ocağı kapatıp kahveyi bir fincana döktüm. Elime fincanı aldım ve oturma odasına girdim. Boran yüzüme bile bakmadan fincanı elimden aldı. "Sizin aranız mı bozuk?" diyen Serhat ağa ikimize bakıyordu. Boran kahvesinden bir yudum içti. "Biraz yorgunum ondan keyfim yok." dedi ve bana baktı. Ama o bakışları hiç yorgun bir ifade barındırmıyordu. Geçip eski yerime oturdum. Elimin altındaki yumuşacık tüylü kumaşı parmaklarımla sıktım.
"Robin geldi mi?" diye soran Boran'a baktım. Babası ona bakmadan başını sallamıştı. "Ne istiyor yine bizden!" diye sitem dolu bir sesle konuştu. Serhat ağa ayağa kalkıp pencereye doğru gitti. "Ne olacak tek derdi para." dedi. Boran elindeki fincanı sehpanın üstüne sert bir şekilde koydu. Fincan tabağına değer değmez ses çıkarmıştı. "Ne kadar istiyorsa verseydin. Zaten bu belayı sen açtın başımıza." dedi. Babası ona bakmadan "Haklısın. Ama o da senin kardeşin." dedi. Boran oturduğu yerden ayağa kalktı. "Benim sadece üç tane kardeşim var. Onlar da Rojda, Harun ve Kader." dedi ve hışımla odadan çıktı. Bende boş fincanları alıp oradan çıktım. Elimdeki fincanları mutfağa koydum ve yukarı odama çıktım.
Odanın kapısı biraz aralıktı. Aralıktan girdim ve kapıyı kapattım. Boran'ın sırtı bana dönüktü ve camdan dışarıya bakıyordu. Elindeki paketten bir sigara çıkarıp yaktı ve paketi de yatağın üstüne attı. Beni görünce bir şey demedi ve bakışlarını tekrar cama çevirdi. Orada bulunan kanepeye oturup ona baktım. "Babana bu kadar kötü davranma böyle olmasını o da istemezdi." dedim. Bana döndüğünde gözlerindeki öfkeyi gördüm. "Böyle olmasını istemeseydi! Başka kadının koynuna girip bize kardeş diye o piçi getirmezdi!" diye sitem etti. Tekrar bakışlarını cama çevirdi ve elindeki sigarayı içmeye devam etti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
BERDEL
Romance(KİTABI DÜZENLEMEYE ALDIM) {Önemli bir duyuru paylaşmak istiyorum. Kitabım yetişkinler içindir. 18 yaşın altındakilere önermiyoruz..} Sevgili dostlar.. BERDEL Hikayesi herkesin yazdığı gibi bir hikaye değil. Yarısı gerçek hayattan uyarlandı. [Yoru...
