Bölüm 15

8.5K 144 7
                                        

Boran'ın aynadaki yansımasına bakıyordum. Aynanın karşısın da durup, takım elbisesinin yakasını düzeltiyordu. Gözlerim yüzüne takılmıştı. Gözleri ifadesiz bir şekilde bakıyordu. "Boran ben düşündüm de." dedim ve sustum. Boran bana dönüp "Neyi?" diye sordu. Tek kaşını kaldırıp yüzüme bakıyordu. Onun yanına gidip elini tuttum. "Ben senin mutlu olmanı istiyorum." dedim. "Ben zaten mutluyum." dedi ve gülümsedi. Gözlerimi yüzünden çekip, başka tarafa baktım. "Ben senin bir çocuğun olsun istiyorum." dedim. Tekrar bakışlarımı ona çevirip, baktım. Boran şaşırmış bir şekilde bana baktı. "Sen ne demeye çalışıyorsun?" diye sormuştu.

Nefesimi verip yutkundum. "Berfin ile evlenmeni istiyorum." dedim. Nefesini alıp verince adem elması aşağı yukarı hareket etti. Kahverengi gözleri gözlerimin içine bakıyordu. Parmaklarımı parmaklarıyla sıkmıştı. "Benim çocuğum olacaksa senden olacak. Başkasından çocuk istemiyorum." dedi. Gözlerimdeki yaşlar yanaklarımdan süzülmeye başladı.

"Boran gerçekten sorun değil. Senin çocuğun olursa ona annelik bile yaparım." dedim. Boran gözlerini kısıp gözlerimin içine baktı. "Rojin sen kafayı yemedin değil mi?" diye sordu. Ellerimle yanaklarımdaki yaşları sildim. "Hayır neden ki?" diye sordum. "Kocanı başka bir kadınla evlenmeye ikna ediyorsun." dedi. İçim kan ağlasa da susacaktım. "Boran anneni dinle. O senin iyiliğini istiyor. Onunda hakkı oğlunun çocuğunu görmek." dedim.

"Ben artık gitsem iyi olur. Sonra görüşürüz." dedi ve odadan çıktı. Bacaklarım titriyordu. Olduğum yere çöktüm ve tutmak zorunda kaldığım göz yaşlarımı serbest bıraktım. Bu yaptığım yanlış bir şeydi ama benim başka bir seçeneğim yoktu. Boran benim yüzümden çocuktan mahrum kalamazdı. Yüreğim kor gibi yanıyor ve kavruluyordu. Zorda olsa ayağa kalkıp kendimi topladım.

Dolabımı açıp içinden mor renginde bir elbise çıkarıp onu giydim. Başıma da siyah şal takıp odadan çıktım. Merdivenlerin soğuk trabzanına elimi koyup, aşağıya indim. Salondan Harun çıkmıştı. Beni görünce durup "Yenge nasılsın?" diye sordu. Yüzüme gülümsememi takıp "İyiyim sen nasılsın?" dedim. "Bende iyiyim, bu akşam bana kız istemeye gideceğiz." dedi. "Gerçekten mi?" diye şaşırmış bir şekilde ona sordum. "Evet babamla konuştuk. Bir kız var ve onu istemeye gideceğiz." dedi. Açıkcası bu habere çok sevinmiştim. "İyi hadi hayırlı olsun." dedim ve ona gülümsedim. Yüzündeki tebessümle bana bakıp "Sağol." dedi. Harun dışarı çıkınca bende salona girdim.

Berfe hanım Esma'ya talimat veriyordu. Esma hızlı bir şekilde denileni yapıyordu. Berfe hanım beni fark edince "Rojin sende hazırlan akşam Harun için kız istemeye gideceğiz." dedi. Başımı sallayıp "Tamam." dedim ve odama çıktım. Akşama daha çok vardı ve yapacak başka işim yoktu. Kapı önce tıklatılmış ardından açılmıştı. Kader'in kafası içeri doğru uzanmıştı. "Yenge gireyim mi?" diye sordu. "Gel Kader gel." dedim ve ona gülümsedim. Kader içeri girip kapıyı arkasından kapattı. "Yenge hadi alış verişe gidelim. Kendimize akşam için kıyafet almamız lazım." dedi. Dolabımın kapağını açtım. "Ama benim kıyafetim var." dedim. Kader yanıma gelip dolabın kapağını kapattı. "Yenge itiraz istemiyorum." dedi ve beni elimden tutup odadan dışarı çıkardı.

***

Kader'le büyük bir alış veriş merkezine gelmiştik. Ayaklarıma resmen kara sular inmişti. "Kader lütfen artık kararını ver!" diye küçük bir sitem ettim. Elimden tutup beni başka bir mağazaya yönlendirdi. "Tamam yenge bu son." dedi ve beni içeri çekti. Sonunda bir elbise de karar kılıp onu aldı. Bende kendime toz pembesi renginde şifon bir elbise aldım. "Hadi bir şeyler içelim." diyen ve elindeki paketlerle giden Kader'in peşinden gittim. Yemek bölümüne gidip boş olan bir masaya oturduk. Kendimize birer buzlu limonata söyledik. Kısa sürede gelen limonataları içip Kader'le havadan sudan sohbet etmeye başlamıştık.

***

Aldığım elbiseyi giyip aynadan kendime bakıyordum. Odanın kapısı açılmıştı. Boran ıslık çalıp yanıma geldi. Ellerini belime sarıp sırtımı kaslı vücuduna dayamıştı. "Çok güzel olmuşsun gülüm." dedi ve boynuma öpücük kondurdu. Bu evde sadece onun varlığı ve Kader'in varlığı beni mutlu ediyordu. Ona dönüp baktım. "Sende her zaman ki gibi çok yakışıklı olmuşsun." dedim ve kravatını düzelttim. "Hadi geç kalmayalım." dedi ve beni odadan çıkardı. Boran ağayla evlenip çok mutlu olacaksın deselerdi hayatta onlara inanmazdım. Ama şuan onunla evlendiğim için asla pişman değildim. Bir eksiğim vardı o da bir bebekti.

***

İki araba yola çıkmıştık. Bizim araba öndeki Harun'un arabasını takip ediyordu. "Acaba Harun'a isteyeceğimiz kız kim?" diye soran Kader'e baktım. "Bilmiyoruz." diyen Boran ona cevabını vermişti. Harun'un arabası bir evin önüne park ediyordu. Boran'da arabayı onun yanına park etti. Arabadan inip etrafıma baktım. Bahçeli müstakil bir evdi. Harun'un yüzündeki heyecan görülmeye değerdi. "Hadi girelim." diyen Serhat ağa önden yürüyordu. Bahçe kapısını aşıp evin kapısına gelmiştik. Kader zile basınca kapının açılmasını bekledik. Kapı açılmış, çok güzel bir kız güler yüzüyle bizi karşılamıştı. Kızdan gözlerimi alıp bakışlarımı Harun'a çevirdim. Harun kızı görünce daha da mutlu olmuştu. Demek ki Harun'un aklını başından alan kız buydu.

Herkes kanepelere geçip oturmuştu. Aklıma beni istedikleri zaman gelmişti. Evde bizim eve benziyordu. Bir kaç ay önce anneme el öpmeye gittiğimde annem beni mutlu görünce sevinmişti. Ama gerçekten mutluydum. Ne yazık ki bu mutluluğum yakında son bulacaktı. "Allahın emri peygamberin kavliyle kızınız Ruken'i oğlumuz Harun'a istiyoruz." diyen Serhat ağanın sesi beni düşüncelerimden koparmıştı. Kızın babası kapının orada duran kızına son bir kez bakıp ardından Serhat ağaya baktı. "Verdim gitti." dedi. Harun yüzündeki mutlulukla etrafına bakıyordu. Kahveler içilmiş ve herkes sohbet etmeye başlamıştı. "Yenge hadi mutfağa gidelim." diyen Kader ben daha bir şey diyemeden kalkıp gitti. Bende kalkıp onun peşinden mutfağa girdim.

"Bir şey mi lazımdı?" diyen Ruken'in şaşkın bakışları ikimize kaymıştı. "Şey su alacaktık." diyen Kader tezgahın üstünde duran sürahiyi alıp kendine su doldurdu. Bende etrafıma göz gezdirdim. Mutfak eski ama temizdi. "Ruken nasılsın?" diye sordum. Ruken bana gülümseyip "İyiyim sen nasılsın?" diye sordu. Yüzüme gülümsememi kondurdum. "Bende iyiyim." dedim. Kader elindeki bardağı tezgaha koyup "Artık sana Ruken yenge diye bilir miyim?" diye sordu. Ruken yüzündeki tebessümle Kader'e bakıp "Tabi diyebilirsin." dedi. Mutfak masasına oturup sohbet etmeye başlamıştık. Aklıma gelenle moralim bozulmuştu. Şimdi Berfin'i de mi istemeye gideceklerdi.

BERDELBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin