İçeriden gelen seslerle gözlerimi açtım. Üzerimdeki örtüyü kenara atıp yataktan çıktım. "Rojda'yı burada bırakmayız." diyen Serhat ağanın sesini duydum. Ben evi terk edince onlar da hemen kızlarını almaya gelmişti. Rojda ağlıyor anne ve babasına yalvarıyordu. Üzerimdeki kıyafetlerle uyuduğum için kıyafetlerimi değiştirmeme gerek yoktu. Üstümü düzeltip odadan çıktım. Bana öfkeyle bakan Berfe hanıma bakmadan Serhat ağaya "Hoş geldiniz." dedim.
Serhat ağa bana kısa bir bakış atıp "Sağol ama hiç hoş gelmedik." dedi. "Ben karımı size vermem. Çünkü biliyorsunuz o hamile." diyen abim karısını teselli ediyordu. "Mecbur vereceksin. Rojin bu eve geldiyse Rojda'da evine gidecek." diyen babama olmuştu. "Kız kardeşin evi terk etti. Berdel bozuldu. Bizde kızımızı almaya geldik." diyen Berfe hanımın sesinde öfke vardı. "Bir hal çaresi bulunur. Hem Rojda hamile, bebek doğunca, bebeği ne yapacak?" diyen annem, Berfe hanıma bakıyordu. Berfe hanım ağzını açıp bir şey diyeceği sırada Serhat ağa araya girmişti. "Bebek doğunca onu size veririz." dedi.
Rojda gözlerini kocaman açıp "Ben bebeğimden ve kocamdan ayrılmam. Buradan gidecek biri varsa o da Rojin." dedi. Serhat ağa ayağa kalkıp kızının yanına gitti. "Berdel bozuldu. Burada durmanın anlamı yok." dedi ve onu kolundan tuttu. "Baba yapmayın, beni karımdan ve çocuğumdan ayırmayın." diyen abime bakıp "Onu kız kardeşine söyle. Evi terk edip berdeli bozan kendisi. Ben kızımı alıp gidiyorum." dedi. Berfe hanım ve Serhat ağa Rojda'yı zorla evden dışarı çıkarmışlardı. Bizler de arkalarından dışarı çıkmıştık.
Abim yaşlı gözlerle giden arabanın arkasından bakıyordu. Boğazımdaki yumru gittikçe büyüyordu. Kendimi bu koca dünyada kimsesiz ve yalnız hissediyordum. Annemin elini omzumda hissettim. "Kızım hadi içeri girelim." dedi. Hep beraber eve girmiştik. Annem kahvaltı sofrasını hazırlamıştı. Ama abim ve benim boğazımızdan bir lokma bile girmemişti. Annem sessizce sofrayı kaldırıp mutfağa girdi. "Rojin şimdi ne olacak?" diye soran abime baktım. Abim kızarmış gözlerle bana bakıyordu. "Bilmiyorum." diye bildim.
Babam boğazını temizlediğin de ona baktık. "Ben ne olacağını biliyorum. Rojda bebeği doğurunca sana verecek." dedi. "İleride başkasını bulursun. Çocuğuna analık yapar." diye ekledi. Acaba Boran, anne ve babasının buraya geldiğini biliyor muydu? Abime baktım ve gözlerindeki çaresizliği gördüm. Ben aslında evi terk etmekle hata yapmıştım. Beni el üstünde tutan Boran ben geri gidince yine el üstünde tutacak mıydı? Oturduğum yerden ayağa kalkıp abimin yanına gittim. Diz çöküp elimi dizine koydum.
"Abi sen üzülme ben o eve geri gidip senin Rojda'nı buraya göndereceğim." dedim. Abim gözlerindeki şaşırmış ifadeyle bana baktı. "Ama seninde hayatında mahvolacak. Üstüne kuma getirecekler." dedi. Nefesimi verip yutkundum ve ayağa kalktım. "Sen merak etme. Boran beni seviyor ve el üstünde tutuyor." dedim. Odama girip valizimi elime aldım ve çıktım. Annemi yine gözü yaşlı arkamda bırakıp evden çıkmıştım. Bu sefer elimdeki valizim bana nedense ağır gelmeye başladı. Gelen taksiyle evimi arkamda bıraktım.
Gözlerimdeki yaşlar hiç durmadan akıyordu. Hava aydınlık ve sıcaktı. Ama benim içim karanlık ve soğuktu. Taksi evin önüne gelince parasını verip indim. Elimdeki valizi sürüyerek kendi ayaklarımla terk ettiğim eve yine kendi ayaklarımla gelmiştim. Boğazımdaki yumru bir türlü gitmiyordu. Elimi kaldırıp titreyen parmaklarımla zile bastım. Bacaklarımda titremeye başlamıştı. Kapı bir kaç dakika içinde açılmış, Esma'nın, beni görünce yüz ifadesi değişmişti. "Buyurun gelin ağam hoş geldiniz." dedi ve beni içeri davet etti. İçeri girip elimdeki valizi bir köşeye koydum.
Ağır adımlarla başım önde salona girdim. "Kürkçü dükkanına geri mi döndün?" diyen Berfe hanım koltukta oturmuş, bana bakıyordu. Başımı kaldırıp onun yanına gittim. "Ben hata yaptım. Beni affedin." dedim. "Hangi akılla gittin?" diyen sesle arkamı döndüm. Salonun kapısında duran Boran bana bakıyordu. "Seni almaya geldim. Ama sen gelmemek için ayak diredin. Şimdi neden geldin?" diye sordu. Ağzımı açıp bir şey diyeceğim sırada o benden önce davranmıştı.
"Senin evde olmadığını görünce ortalığı ayağa kaldırdım. Kimseye haber vermeden çekip gitmişsin." dedi. Gözlerine baktığımda öfke dolu bakışlarla bana baktığını gördüm. Boran'ın yanına gittim. "Boran biliyorum hatalıyım. Lütfen beni affet." dedim. Akmak için direnen göz yaşımı serbest bıraktım. "Rojin sen kendi kafana göre hareket ettin. Beni hiçe saydın gittin. Hadi onu da geçtim. Ben seni almaya geldim. O zaman gelmedin. Şimdi neden geldin? Onu merak ediyorum." dedi.
Ona sarılmak kokusunu içime çekmek isterdim. "Bende merak ediyorum." diyen Berfe hanımda yanımıza geldi. Ellerimle, yüzümdeki yaşları sildim. "Ben üstüme kuma gelmesini istemediğim için gittim. Benim yüzümden abimin yuvası dağılınca geri geldim." dedim. Boran nefesini burnundan verip "Lan beni hiç mi tanımıyorsun! Annemin getirdiği kızı kabul mu ettim!" diye sitem etti. "Sen istesende istemesende Berfin bu eve gelecek." diyen Berfe hanım salondan çıkıp gitmişti.
Bakışlarımı, Boran'ın kahverengi bakışlarına çevirdim. "Boran beni affet. Biliyorum cahillik ettim. Ne desen haklısın." dedim. Boran nefesini sesli bir şekilde verdi. "Seni sevmesem seni şimdi kapı dışarı ederdim. Ama unutma artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak." dedi ve odadan çıktı. Kendi ellerimle kendi kuyumu kazıp içine düşmüştüm. Bende Boran'ın arkasından yukarı odamıza çıktım. Boran kanepeye oturup bir sigara yaktı. Ağır adımlarla onun yanına gittim. "Boran lütfen beni affet." dedim ve gözümdeki yaşın akmasına izin verdim.
Boran bana değil camdan dışarı bakıyordu. Sigarayı ağzından çıkarıp dumanı havaya üfledi. "Gel otur buraya." demiş ve yanındaki yeri işaret etti. Gidip onun yanına oturdum. Sigarasını önündeki küllüğe bırakıp bana döndü. "Rojin, ben sen gittiğinden beri uyumadım ve düşündüm." dedi. Gözlerindeki ifade beni bitirmişti. "Artık seninle eskisi gibi olamam. Sen benimle bile konuşmadan beni terk ettin." dedi. "Ama ben böyle olacağını hiç düşünemedim." dedim. "Ne bekliyordun? Senin boynuna atlayıp hoş geldin dememi mi bekliyordun?" diye sordu.
Parfümünün kokusu burnuma gelmişti. "Boran ben hata yaptım kabul ediyorum." dedim. Gözümdeki yaşlar bir bir yanaklarımdan süzülüyordu. Elimin üstünde onun elini hissettim. Parmaklarıyla yüzümdeki yaşları silmişti. Kahverengi gözlerinde özlem vardı. Bakışlarım dudaklarına kaymıştı. O dudaklarını öpmeyi bile kısa sürede özlemiştim. Boran'ın bakışları da dudaklarıma kaydı.
Nefesini alıp verince adem elması hareket etti. "Boran seni çok özledim." dedim ve ellerimi kollarına koydum. "Bende seni özledim." dedi. Ellerini yanaklarıma koyup dudaklarımdan öptü. Kısa süreliğine de olsa onun öpücüğünü hissetmek bana iyi gelmişti. Ardından ayağa kalkıp bir şey demeden odadan çıktı. Beni de kafası karışmış bir şekilde arkasında bıraktı. Acaba şuan aklımda ne vardı ve neden böyle bir şey yapmıştı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
BERDEL
Romance(KİTABI DÜZENLEMEYE ALDIM) {Önemli bir duyuru paylaşmak istiyorum. Kitabım yetişkinler içindir. 18 yaşın altındakilere önermiyoruz..} Sevgili dostlar.. BERDEL Hikayesi herkesin yazdığı gibi bir hikaye değil. Yarısı gerçek hayattan uyarlandı. [Yoru...
