Gülmekten karnıma ağrılar girmişti. Boran'ın elleri karnımı gıdıklıyordu. Bu sabah uyanır uyanmaz Boran beni gıdıklamaya başlamıştı. Kahkahalarımın arasından "Çocuk gibisin." diye bildim. "Öyle mi?" dedi ve beni daha çok gıdıklamaya başladı. "Tamam değilsin." deyip ellerini çekmeye çalışıyordum. "Duyamadım." dedi ve kahkaha atmaya başladı. "Tamam çocuk gibi değilsin." dedim.
Boran'ın elleri beni bırakınca rahat bir nefes aldım. Yatağın üstündeki örtü yere düşmüştü. Boran yataktan kalkıp beni de ayağa kaldırdı. Ellerini belime koyup beni kendine çekti. Dudakları dudaklarımla buluşunca dudaklarım resmen erimişti. Ardından dudaklarını ayırıp "Seni seviyorum." dedi.
Gözlerimi onun gözlerine diktim. "Bende seni seviyorum." dedim. Boran'ın dudaklarının kenarı yukarı doğru kıvrılmıştı. Aramızdaki huzuru kapıdaki bozmuştu. Kapı bir kaç kez tıklatılmış, kapının önündeki Esma'nın sesi odayı doldurmuştu. "Boran ağam anneniz sizi salona çağırıyor." diye seslenmişti.
Boran kapı tarafına kısa bir bakış atıp "Tamam geliyorum." dedi. "Bakalım annem ne istiyormuş." dedi ve beni bıraktı. Boran giyinirken bende hızla üstümü değiştirdim. Acaba annesi yine ne isteyecekti? Boran'ın arkasından odadan çıktım. Hızla merdivenleri inip salona girmiştik. Salonda daha önce bir kaç kez gördüğüm Berfin'i görmeyi beklemiyordum. Bu kız arada annesiyle buraya geliyordu.
Boran kızı görünce annesine bakıp ardından bana baktı. Boran tekrar annesine bakıp "Anne beni çağırmışsın." dedi. Berfe hanım "Evet bak kim geldi." dedi ve ayağa kalkan kızı gösterdi. Berfin, Boran'a bakıp "Merhaba nasılsın?" diye sormuştu. "İyiyim sağol." diyen Boran daha sonra bakışlarını annesine çevirdi. "Berfin'in bu saatte burada ne işi var?" diye sordu. Berfe hanım boğazını temizledi. "Berfin artık benim gelinim olacak, senin de karın." Bu sözlerin üzerine beynimde vurulmuşa döndüm. Berfe hanım yememiş içmemiş hemen arkadaşının kızını evimize getirmişti.
Berfin'in bana bakıp gülümsemesi gidip onu dövme istediğimi uyandırıyordu. "Anne sen ne saçmalıyorsun! Benim zaten bir karım var!" diye sitem eden Boran'a baktım. "Karın sana bir çocuk bile veremiyor." diyen Berfe hanım bana baktı. Gözlerim yaşlarını biriktirmeye başlamıştı. Ama bu sefer ağlamayacak ve bu kızın yanında dik duracaktım. Boran benim yanıma gelip elimi tutmuştu. "Biz karımla kahvaltıya gidiyoruz." dedi.
"Hiç bir yere gitmiyorsunuz!" diye sitem eden Berfe hanıma bakıyordum. "İkinizde Berfin'in varlığına alışsanız iyi edersiniz." dedi. Boran elini saçlarının arasından geçirip nefesini sesli bir şekilde verdi. İçinin şuan öfkeyle kaynadığını biliyordum. Ardından bakışlarını Berfin'e çevirdi. "Hadi annem cahil onu anladım. Peki sen neden onun lafına uyup buraya geldin?" diye sordu.
"Çünkü seni seviyorum." diyen Berfin'e gözlerimdeki öfkeyle baktım. Şuan onun saçını başını yolmak istiyordum. "Sen kabul etmek istemesen de ben seni seviyordum." diye ekledi. Gözlerim kurşun olsaydı karşımdaki kızın bedenini delik deşik ederdim. "Ama ben seni sevmiyorum." diyen Boran, Berfin'e bakıyordu. "Zamanla seversin." diyen Berfe hanıma öfkeli bakışlarımı çevirdim.
Gözlerim yaşlarını akıtmak için direniyordu. Boran annesine dönüp "Ben zaten birini seviyorum. O da karım Rojin." dedi ve beni elimden tutup salondan çıkardı. Berfin'in arkamızdan ağladığını duyabiliyordum. Evden çıkıp arabaya binmiştik. "Şimdi ne olacak?" diye ona bakmadan sordum. Boran sesli bir şekilde nefesini verdi. "Bilmiyorum." dedi ve arabayı çalıştırdı. Arabaya büyük bir sessizlik hakim olmuştu. Araba bir cafenin önüne park edince arabadan indim.
Rengarenk sandalyeleri olan tatlı şirin bir cafeydi. İçeri girip iki kişilik boş bir masaya oturmuştuk. Hemen bir garson gelip tepemizde dikilmiş "Hoş geldiniz. Ne alırdınız?" diye sordu. "Ne varsa getir." diyen Boran arkasına yaslandı. Garson başını salladı ve siparişlerimizi hazırlamaya gitti.
Cafede sadece çatal bıçak sesleri dışında ses yoktu. Etrafıma göz gezdirdim. Ailesiyle veya sevgilisiyle gelenler vardı. İki küçük çocuğuyla gelen aileye gözlerim kaydı. Keşke benimde bir tane çocuğum olsaydı. Göz yaşım elimin üstüne düşünce gerisi gelmişti. Teker teker göz yaşlarım beni terk ediyordu. Boran masanın üstünde duran elimi tuttu. "Gülüm lütfen böyle yapma. Artık üzülmeni istemiyorum." dedi. Parmak uçlarımla yanağımdaki göz yaşlarımı sildim. "Sen istemiyorsun ama annen benim üzülmemi istiyor." dedim.
Garson ne varsa getirmiş, masamıza koyup gitmişti. Az da olsa bir şeyler yemiştim. Berfe hanım sayesinde bende iştah falan kalmamıştı. Arada göz ucuyla Boran'a bakıyordum. Onunda benim gibi fazla iştahı yoktu. "Yemeğini yediysen gidelim mi?" diyen ve elindeki peçeteyle ağzını silen Boran'a baktım. "Hadi gidelim." dedim ve ayağa kalktım. Boran hesabı ödeyince oradan çıktık. Elimde onun elini hissetmiştim. Parmaklarımla parmaklarını hafiften sıkıp ona baktım. Boran'la mutluydum ama annesi bu mutluluğuma gölge düşürmüştü.
Arabanın yanına gelince Boran binmem için kapıyı açtı. Ben arabaya binince o da kendi tarafına geçip arabaya bindi. "O eve hiç gitmek istemiyorum." dedim ve arkama yaslandım. "Ama benim şirkete gitmem lazım." diyen Boran'a bakıp "Bende gelsem olmaz mı?" diye sordum. Boran tam bir şey diyeceği sırada telefonu çalmıştı. Boran telefonunu eline alıp arayana baktı. "Annem arıyor." dedi ve nefesini sesli bir şekilde verip telefonu açtı. Boran annesiyle kısa bir görüşme yaptı. Ardından telefonu kapatıp bana baktı. "Seni eve bırakmam lazım." dedi ve arabayı eve doğru sürdü. Araba evin önüne park ettiğin de istemeye istemeye arabadan inip eve doğru yürümeye başladım.
Boran çoktan şirketin yolunu tutmuştu. Dış kapıyı açıp eve girdiğim sırada Berfe hanımın oturma odasının kapısında beni beklediğini gördüm. "Gel seninle konuşacağım." dedi ve oturma odasına girdi. Ellerim nedense titremeye başlamıştı. Nefesimi alıp verdikten sonra oturma odasına girdim. Odada Berfe hanım dışında kimse yoktu. Berfe hanım bana doğru dönmüştü. "Rojin, Boran'ı ikna et. Berfin'le evlensin. Berfin'in çocuğu olursa onu alır sen büyütürsün." dedi.
Duyduklarımı bir bir sindirmeye çalışıyordum. "Berfin bebeğini bana vermeyi kabul eder mi?" dedim. Berfe hanım kanepeye oturup, yanındaki yere eliyle vurdu. Gidip onun yanına oturdum. Elini elimin üstüne koyup parmaklarıyla biraz sıkmıştı. "Biliyorum Boran'ı seviyorsun. Onun çocuğunu doğurmak istiyorsun. Ama gel gör ki çocuğunuz olmadı." dedi ve nefesini verdi.
"Evet onu seviyorum." dedim. "Bak kızım seni anlıyorum. Ama sende beni anla. Ben oğlumun çocuğunu görmek istiyorum. Berfin'le evlensinler. Sonra çocuğu sen alır annesi gibi bakarsın." dedi. Ne diyeceğimi artık bilmiyordum. Kocamı kendi ellerimle başka kadının koynuna mı sokacaktım? O kadından olan çocuğuna annelik mi yapacaktım? Nefesimi verip yutkundum. "Anne ben böyle bir şeyi kabul edemem. Kocamı kendi elimle başka kadının koynuna sokamam." dedim ve ayağa kalktım. Odada ki hava artık bana yetmiyordu. Nefes alamıyordum. Salondan çıktım ve titreyen bacaklarımla merdivenlerden çıkıp odama girdim.
İçimdeki volkan patlamayı bekliyordu. Avazım çıktığı kadar bağırıp haykırmak istiyordum. Ama onun yerine ağzımı yastıkla kapatıp ağlamıştım. İçim dışıma çıkana kadar ağladım. Yüreğim bir kor gibi yanıyordu. Ciğerimi söküp lime lime etmişler gibi canım acıyordu. Bir kuş olup uçmak uzaklara gitmek isterdim. Mutlu olduğum her zaman sonu hüsranla bitiyordu. Şimdi ben Boran'dan ayrılırsam abim ve yengemin de hayatı mahvolacaktı. Ama burada kalırsam da benim hayatım mahvolacaktı. Gerçi Boran artık beni seviyor ve el üstünde tutuyordu. Ama Berfin gelirse yılan gibi onu sokup zehrini yavaş yavaş akıtacaktı. Çünkü bugün o zehri Berfin'in gözlerinde görmüştüm.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
BERDEL
Romance(KİTABI DÜZENLEMEYE ALDIM) {Önemli bir duyuru paylaşmak istiyorum. Kitabım yetişkinler içindir. 18 yaşın altındakilere önermiyoruz..} Sevgili dostlar.. BERDEL Hikayesi herkesin yazdığı gibi bir hikaye değil. Yarısı gerçek hayattan uyarlandı. [Yoru...
