Boran'ın anlatımıyla bu bölümü yazacağım..
Aynanın karşısına geçip giydiğim siyah takım elbiseye gözlerimi gezdirdim. Ardından elime parfüm şişesini alıp üstüme sıkmıştım. Bu koku beni her zaman rahatlatıyordu. Kendimi bildim bileli hep bu kokuyu tercih ederdim. "Artık hazırım gidebilirim." dedim ve odadan çıktım. Merdivenlerden inmeye başladığım sırada kapının sesiyle olduğum yerde durmuştum. "Kim geldi acaba?" deyip hızla basamakları inmiştim. Kapıya geldiğimde kapı kolunu tutup kapıyı açtım. Karşımda Azad'ı görmeyi beklemiyordum. "Sen hangi yüzle buraya geldin?" dediğim zaman kızarmış gözlerle gözlerimin içine bakıp "Boran yardım et çocuğum ölüyor." demişti.
"Ne saçmalıyorsun? Hemen git buradan." dedim ve kapıyı yüzüne kapattım. "Çocuğumun tedavi masraflarını karşılayamıyorum. Bana bir iş ver ne olur." diyen sesini duydum. "Benim senin gibi birine ayıracak zamanım yok." dedim ve nefesimi burnumdan verdim. "Sana telefon numaramı bırakıyorum." diye seslendi.
Biraz bekledikten sonra kapıyı tekrar açtım. Dışarıya göz attığımda onu göremedim. Gözlerim yere kaydığında üzerinde numara yazılı olan bir kağıt gördüm. Eğildim ve kağıdı elime aldım. Kağıdı yırtıp parçalara ayırmak istemiştim. Düşmanının kapısına gelecek kadar çocuğuna ne olmuş olabilirdi ki? Bu durum benim şuan zerre umurumda değildi.
Arabanın kapısını açacağım sırada telefonum çalmıştı. Cebimden telefonu çıkarıp arayana baktım. «Serdar bey» arıyordu. Boğazımı temizleyip telefonu açmıştım. "Efendim Serdar bey." dedim. "Alo Boran bugün yemeğe geliyorsun değil mi?" demişti. "Evet şimdi yola çıkıyordum." dedim. "Tamam o zaman evimde görüşürüz." dedi. "Görüşmek üzere." dedim ve telefonu kapattım.
Bugün benim zaferimin ilk günü olacaktı. Serdar bey hissesini bana satmaya karar vermişti. Artık o şirketin tamamı benimdi. Arabaya binip yola çıkmıştım. Rojin beni dinleyip eve gelseydi belki de onun için her şey çok faklı olurdu. Benimle zengin hayatı yaşamak yerine sürünmeyi seçmişti. Onunla ayrı yaşadığımız zamandan bu yana tam bir ay geçmişti.
Villa'nın önüne gelince arabayı park ettim ve arabadan indim. Güneş batmak üzereydi o yüzden her yer turuncu bir tona bürünmüştü. Siyah ahşap kapının önüne geldiğim zaman zile basıp beklemeye başlamıştım. Kapıyı hizmetçi açmış ve beni içeri davet etmişti. "Buyurun Boran bey hoş geldiniz." dedi. "Hoş buldum." dedim ve salona girdim. "Serdar bey birazdan gelir." demiş ve gitmişti. Orada bulunan deri koltuğa geçip oturdum.
"Boran hoş geldin." diyen sesle başımı girişe çevirdim. Asuman gülen yüzüyle yanıma gelmişti. "Hoş buldum." dedim. "Babam birazdan evde olur. Bir şeyler içmek ister misin?" diye sormuş ve orada bulunan vitrine doğru gitmişti. "Genel de viski tercih ederim." dedim. Eline aldığı viski şişesi ve iki bardakla yanıma geldi. Şişeyi açmış ve bardakları doldurmuştu. Bardaklardan bir tanesini bana uzatıp "Afiyet olsun." dedi. "Teşekkürler." dedim ve içkimden büyük bir yudum aldım.
Bacak bacak üstüne atıp karşımdaki koltuğa oturmuştu. Elindeki içkiyi içerken gözlerini bir saniye bile üzerimden ayırmadı. Dudaklarından bir damla kayıp boynuna doğru süzülmüştü. Nefesimi verip bakışlarımı başka tarafa çevirdim. "Babam hissesini sana mı satacak?" dediği zaman bakışlarımı ona çevirdim. "Evet bir sorun çıkarmazsan bana satacak." dedim. "Ben ne gibi bir sorun çıkarabilirim ki." demiş ve gülümsemişti. "Bilmem artık." dedim ve ayağa kalktım.
Pencerenin önüne gidip camdan dışarıyı izlemeye başladım. Arkamda topuklu ayakkabı seslerini duymuş ama arkamı dönmemiştim. Omzumdaki eli hafif ama bir o kadar ağırdı. "Sana aşık olmasam o şirketin sahibi asla olamazdın." dedi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
BERDEL
Romantiek(KİTABI DÜZENLEMEYE ALDIM) {Önemli bir duyuru paylaşmak istiyorum. Kitabım yetişkinler içindir. 18 yaşın altındakilere önermiyoruz..} Sevgili dostlar.. BERDEL Hikayesi herkesin yazdığı gibi bir hikaye değil. Yarısı gerçek hayattan uyarlandı. [Yoru...
