Ağaçların yaprakları hafif esen rüzgardan sallanmıştı. Esen rüzgar uzaklardan çiçek kokularını burnuma getiriyordu. Ayağımın altında yeni bitmiş çimenler vardı. Azad papatyalardan taç yapıp, başıma taktığında sevgi dolu gözlerle ona baktım. "Rojin seni seviyorum." dedi ve dudaklarımdan öptü. Kızaran yanaklarımla ona bakıp "Bende seni seviyorum." dedim.
Elleri, belimden tutup, beni kendine çektiğin de başını omzuma koydu. Daha sonra burnunu boynuma gömdü ve kokumu içine çekti. Boynuma değen nefesiyle, boynum gıdıklanmıştı. Azad geri çekilip gözlerimin içine baktı. "Beni bekle tamam mı? Gelip seni ailenden isteyeceğim." dedi ve belimi bıraktı. "Tamam bekleyeceğim." dedim. Onu orada bıraktım ve yüzümdeki tebessümle oradan ayrıldım.
***
"Sen kaç saattir neredesin?" diyen ve bana vuran abime gözü yaşlı bir şekilde bakıyordum. "Söyle neredeydin!" diye bağırdı. Gözlerimdeki yaşlar sicim gibi akıyordu. Yaşlı gözlerimi kara gözlerine çevirdim. O gözlerde saf öfke vardı. Acıyan yanağıma dokundum. "Konuş lan dilini mi yuttun!" diye bağırıp saçlarıma yapıştı. "Oğlum bırak kızı öldürecek misin?" diye feryat eden annemi bile duymuyordu. Gözlerinden ateşler saçarak sadece bana bakıyordu.
"Sana hesap vermek zorunda değilim." dedim ve avazım çıktığı kadar bağırdım. Şok olmuş gözlerini gözlerime dikip, elini kaldırdı. Bana tekrar vuracağı zaman kapı büyük bir gürültüyle açıldı. Eli hava da öylece kalakaldı. Gelene bakmak için başını çevirdi. Sevdiği kız Rojda kapının eşiğinde duruyordu. "Berzan ben sana kaçtım." dedi ve gözündeki yaşları elleriyle sildi. "Sana geldim." dedi.
Ağır adımlarla abime doğru yürümüştü. Abimin gözünde o an mutlu bir ifade belirdi. Koşup sevdiği kadını kollarının arasına aldı ve yanağını öptü. "Hemen buradan gidelim." dedi. Rojda'nın konuşmasına fırsat vermeden elinden tutup onu götürdü.
Yüzümde kuruyan yaşlarla onların arkasından baktım. "Berzan yapma." diye feryat eden anneme başımı çevirdim. Annem kendini yere atmış, hıçkırarak ağlıyordu. Ne olduğunu anlamayan gözlerle ona baktım ve burnumu çektim. Esen rüzgar yerden toz kaldırıp ıslak yüzüme yapıştırdı. Hemen annemin yanına koştum ve onu ayağa kaldırdım. Gözümdeki yaşlarla onu eve sokmuştum.
***
Annem ağlamaktan kızarmış gözlerle yanıma geldi. "Hazırlan gidiyorsun." dedi. Elime mor renginde olan valizimi tutuşturdu. Ona anlamayan gözlerimi çevirdim. "Nereye?" dedim. Göz yaşları yanaklarından süzülürken "Abin o kızı kaçırdı. Seni de onlara kurban etmem. Çabuk acele et. Onlar seni almaya gelmeden burayı terk et." dedi.
Valiz elimde kapıya gitmeden arkamı son bir kez döndüm. Çocukluğumun geçtiği odaya göz gezdirdim. Bir göz yaşı yanağımdan düşüp beni terk etti. Evden çıkıp tam gidecekken birine çarptım. Başımı kaldırıp önümde duran adama baktım.
Adam uzun boyluydu ve koyu kahve gözlere sahipti. Gözlerimin içine bakarak "Abin nerede?" diye sordu. O gözlerde de öfke vardı. Nefesimi içime çekince adamın parfüm kokusu burnuma geldi. Elimdeki valizi fark etti ve kaşlarını çattı. "Evden mi kaçacaktın." dedi ve elimdeki valizi hışımla elimin arasından çekip aldı.
Hem korku hemde öfke dolu gözlerimi ona çevirdim. "Sen kimsin? Valizimi hemen bana geri ver!" diye sitem ettim. Valizimi bana vermek yerine fırlatıp avluya atmıştı. Burnumdan nefesimi verdim. "Ne yapıyorsun!" diye bağırdım.
Annem evden çıkıp bize bakmıştı. "Boran ağa kızımı bırak gitsin. Onun bir suçu yok." dedi. Boran ağa gözlerindeki ateşle "Sen töreyi bilmiyor musun? Oğlun, kız kardeşimi aldı. Bende onun kız kardeşini alacağım." dedi. Öfkeyle dolmuş bakışlarımı ona çevirdim. "Öyle bir şey olmayacak!" diye avazım çıktığı kadar bağırdım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
BERDEL
Romance(KİTABI DÜZENLEMEYE ALDIM) {Önemli bir duyuru paylaşmak istiyorum. Kitabım yetişkinler içindir. 18 yaşın altındakilere önermiyoruz..} Sevgili dostlar.. BERDEL Hikayesi herkesin yazdığı gibi bir hikaye değil. Yarısı gerçek hayattan uyarlandı. [Yoru...
