Bölüm 31

4.2K 82 12
                                        

Arabanın camından dışarıyı izliyordum. Nereye gittiğimiz hakkında en ufak bir fikrim bile yoktu. "Nereye gidiyoruz?" diye sorup Boran'a baktım. Bana kısa bir bakış atıp "Söyleyemem. " dedi ve gülümsedi. Boran sonunda arabayı park edip bana döndü. "Gözlerini kapatmam lazım. " dedi. Ona kaşlarımı kaldırıp "Neden?" diye sordum. "Soru sorma." deyip elindeki siyah kuşakla gözlerimi bağladı.

Arabanın kapısı açılıp kapanmıştı. Benim tarafımdaki kapı açılmış ve Boran'ın sesi duyulmuştu. "Hadi in." deyip beni kolumdan tuttu ve arabadan inmeme yardım etti. Boran'ın yardımıyla ilerliyordum. İçimdeki kelebekler heyecanla kanat çırpıyordu. "Gelmedik mi?" diye sordum. Ama Boran bir şey demeyip yürümeye devam etti. İçimdeki kelebekler uçuşmaya devam ediyordu.

Sonunda gözlerime bağladığı kuşağı açıp "Sürpriz." dedi. Gördüğüm manzarayla gözlerim kocaman oldu. "Nasıl beğendin mi?" sorusuyla ona baktım. Yüzümdeki mutlulukla etrafıma göz gezdirip "Burası bizim evimiz mi?" diye heyecanla sordum. Yüzündeki gülümsemeyle başını salladı. "Evet bizim evimiz. " dedi. Boran'a sarılıp yanağına öpücük kondurdum. "Hadi gel sana diğer odaları da göstereyim." dedi ve elimden tuttu.

Merdivenlerden üst kata çıktık ve orada bulunan odaları da tek tek dolaştık. Kalbim heyecandan küt küt atıyordu. Odaları gezdikten sonra mutfağa inip oradaki masaya oturdum. "Sanki bir rüyadaymışım gibi hissediyorum." dedim. Yüzündeki tebessümle karşıma geçip oturdu. "Rüya değil gerçek." dedi. Elimin üstüne elini koyup parmaklarımı sıktı. Yüzümdeki mutlulukla ona bakıp "Seni seviyorum." dedim.

Artık benimde kendime ait bir evim vardı. Orada bulunan su ısıtıcısının içindeki suyun ısınmasını beklerken mutfağa göz gezdirdim. "Eksik bir şeyler varsa söylersin." diyen Boran'a "Her şeyi almışsın. " dedim ve dolaplara tek tek göz attım. Su ısınınca kupaları çıkarıp Boran ve kendime kahve yaptım. Uzattığım kupayı alan Boran bana gülümseyip "Teşekkür ederim gülüm." dedi. "Afiyet olsun bitanem. " dedim ve yerime oturdum.

Kahvenin o yoğun kokusunu içime çekip kahvemden bir yudum aldım. "Evimiz hazır olduğuna göre artık burada kalabiliriz." diyen Boran'a bakıp "Annenlerle vedalaşmayacak mıyız?" dedim. "Bence gerek yok. Esma'yı arayıp valizlerimizi hazırlamasını söyleyeyim." dedi ve telefonu eline alıp kalktı. Boran telefonla konuşurken bende oturma odasına geçtim. Toz pembesi kanepeye oturup arkama yaslandım.

Boran elindeki telefonu cebine sokup yanıma geldi. Kolunu omzuma koyup beni kendine çekti. Bende ellerimi beline sarıp ona sokuldum. Başımın üstüne öpücük kondurup "Şuan benimle olduğun için çok mutluyum." dedi. "Bende çok mutluyum." deyip başımı kaldırdım.

Gözlerindeki mutlulukla gözlerimin içine bakıyordu. Gözleri dudaklarıma kayınca, yüzümdeki tebessümle dudaklarını öptüm. "Seni seviyorum Rojin." deyip bu sefer o dudaklarıma öpücük kondurdu. Ayağa kalktım ve onu da elinden tutup ayağa kaldırdım. Tek kaşını kaldırıp şaşırmış bir ifadeyle bana baktı. "Hadi odamıza gidelim." dediğim zaman daha çok şaşırdı. Yüzümdeki gülümsemeyle onu peşimden odaya çektim. Odanın kapısını kapatırken "Şaşırdın değil mi?" diye sordum. "Evet hemde çok şaşırdım." deyip bana baktı.

Ellerimi ona uzatıp beni sarmasına izin verdim. Dudakları dudaklarımla buluşmadan önce elleri beni sarmıştı. Aramızdaki fazla kıyafetleri çıkarıp tek tek yere attık. Yatağın o ipeksi çarşafına sırtım değmişti. Boran'ın soğuk dudakları sıcak tenimi yakıyor ve beni kendimden geçiriyordu. Boran'ın omzundan tutup "Seni istiyorum." diye fısıldadım. Boran'ın dudaklarının kenarı yukarı doğru kıvrılmış, gözlerinin içi parlamıştı.

"Sen nasıl istersen prenses." deyip bacaklarımı nazik bir şekilde açtı ve içime girdi. Kan akışım hızlanmış, beynime sinyaller göndermeye başlamıştı. Zevkle gözlerimi kapatıp anın tadını çıkarıyordum. "Gözlerini aç gülüm." sesiyle gözlerimi açtığımda Boran'ın sırıtan yüzüyle karşılaştım. "Senin gözlerinin içine bakmak istiyorum." deyip bana doğru eğildi. Bana verdiği zevkle dudaklarımın arasından iniltiler dökülmeye başladı.

***

Bornozun yumuşak dokusu beni rahatlatıyordu. "Hadi gülüm giyin de yemeğe gidelim." diyen Boran aynadan bana baktı. Yüzümdeki mutlulukla yataktan kalıp, Boran'ın arkasına geçtim ve ellerimi beline sardım. Boran bana dönüp dudaklarımı öpücük kondurdu. "Seni aşağıda bekliyorum. " dedi ve odadan çıktı. Nemli saçlarımı fön makinesi yardımıyla kuruttum. Yerden aldığım kıyafetlerimi giyip aynadan kendime baktım. Başıma son olarak şalımı takıp odadan çıktım.

Merdivenlerden inerken "Bitanem hazırım artık gidebiliriz." dedim ve Boran'a seslendim. Kulak kabartıp Boran'ın sesini duymayı bekliyordum. Ama Boran'ın sesi hiç bir yerden gelmiyordu. Kalbim o an küt küt atmaya başladı. Merdivenleri hızla inip salona girdim. Boran'ı yerde boylu boyunca yatarken göreceğimi beklemiyordum. Onu öyle görünce kalbim sıkıştı. Yanına koştum ve başını dizlerime yatırıp "Boran sana ne oldu?" diye sordum. Onu kendine getirmeye çalıştım ama bana yanıt vermedi. "Boran lütfen aç gözünü." deyip gözümdeki yaşları serbest bıraktım.

***

Siren sesleri karanlığın içinde korkutucu geliyordu. Ambulansın mavi ışığı yeni evimizin duvarlarına çarpıyordu. Boran'ın yanından beni uzaklaştıran hemşireye bakıp "Ona ne oldu? Ölmeyecek değil mi?" deyip gözümü yakan yaşları serbest bıraktım. "Merak etmeyin ona bir şey olmayacak." dedi. Boran'ı sedyeye koyup evden çıkarmışlardı. "Onu yalnız bırakamam." dedim ve bende ambulansa bindim.

Boran'ın nefes almasını sağlayan hemşireye bakıp "Neden kendine gelmiyor?" diye sordum. "Bende bilmiyorum ama merak etmeyin yakında kendine gelir." dedi. Yanındaki erkek teknisyen, Boran'ın koluna serum takarken "Sizden başka yakını var mı?" diye sordu. Başımı evet anlamında salladım. "Ne olur ne olmaz onlara da haber vermeliyiz." dedi. "Tamam ben onları ararım. " dedim. Ambulans hastanenin önüne gelince park etmiş, kapıları açılmıştı. Acil servis ekibi apar topar sedyeyi arabadan indirdi. Gözü yaşlı bir şekilde bende onların arkasından koştum.

Acil servisin önüne gelince "Hanımefendi siz burada kalın." diyen hemşire bana engel oldu. Boran'ı acil servise alıp kapıları kapatmışlardı. "Boran sana bir şey olursa ben ne yaparım." diye fısıldadım. Nefesimi verip yutkundum ve telefonu elime aldım. Harun'un numarasını arayıp açmasını beklemeye başladım. Bir kaç  çalıştan sonra telefonu açtı. "Efendim yenge ne oldu?" diye sordu.

Tuttuğum göz yaşlarımı serbest bırakıp "Harun, Boran'a bir şey oldu. Biz şimdi hastanedeyiz." diye bildim. Telefonun diğer tarafında uzun bir sessizlik olmuştu. "Ne oldu? Hangi hastane?" diye telaşla sordu. "Bende bilmiyorum. Onu yerde görünce ambulansı aradım." dedim. "Hangi hastanedesiniz?" diye sordu. Hastanenin adını söyleyip telefonu kapattım. "Allahım lütfen Boran'a bir şey olmasın." dedim. Acil servisten çıkanlar tek kelime bir şey demiyordu. İçim içimi yiyor ve gelecek güzel haberi bekliyordum.

BERDELBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin