Karanlık yoktu, sadece boşluk vardı. Hiç bir duygunun, düşüncenin, hayalin ve amacın olmadığı bir boşluk.
Boşluğun içinde bir kaç ses duydum. Tanıdık olduğu kadar yabancı sesler. Anılar üst üste binip omuzlarımda ağırlık yapıyordu.
Hatırlıyordum...
Beni haftada bir yada iki kere ziyaret eden 14-15 yaşlarında bir çocuk. Babamın çocuklarının arasında beni gerçekten umursayan tek kişi oydu. Gölge kimseyi sevmiyordu, sürekli huysuzdu, canı yanıyordu ve bu yüzden şikayet ediyordu. Yek ise benimle konuşmuyordu, nedenini bilmediğim bir şekilde benden hoşlanmadığını hissediyordum, benimle konuştuğunda da genelde anlayamadığım şeyler söylüyordu.
Sadece Uyumsuz gerçekten benimle konuşmak istediği için konuşmak istiyordu. O Gölge ve Yek'ten önce gelmişti... ve o zamandan beri yanımdaydı.
Sonra birden yok oldu. Gelmesi gereken gece gelmedi. Gözlerimi açıp kendime geldiğimde odamın dışındaki çığlıkları ve panik havasını duyabiliyordum. Ama ne tepki vermek için nede yataktan kalkmak için gücüm vardı.
Sonra odamın kapısı açıldı. Gelenin kim olduğunu gördüğümde önce rahatladım ama sonra her şey değişti. Boğazıma sarılan eller beni boğmak için çok çabalıyordu.
Bu benim ilk öldüğüm an olmalıydı...
Bu yaşıma kadar kaç kere ölmüştüm?
Hiç birinde ölmüş gibi hissetmemiştim. Sanki derin bir uykuya dalmıştım ve uyandığımda zihnim her şeyi unutmuştu.
Ama bu sefer farklıydı...
Zihnim her şeyin farkındaydı. Bu garipti çünkü sanırım beynimin sadece bir kısmı yenilenmişti. Henüz gözlerim ve kulaklarım oluşmadığı için hiç bir şey görmüyor ve duymuyordum ama her şeyin farkındaydım.
Yıkılmış molozların altında çatırdayarak yeniden oluşan kemiklerimin etrafı damar, kas ve kanla örtüldü. Kalbim- hayır... Uyumsuz'un kalbi göğsümde her attığında yeni bir parçam tamamlanıyordu.
Henüz derisi tam oturmayan elim başımın üzerinde yıkılmış bir moloz parçasını nasıl olduğunu anlamadığım bir şekilde kaldırırken kırılan kafatasım yenilendi, derim yerine otururken gözlerim kürelerinde dönerek odaklanmaya çalışırken göz kapaklarımın oluşumunu hissettim.
Dilimi düzelen dişlerimin üzeride gezdirirken dudaklarım tamamlanan derimle birlikte ortaya çıktı.
En son saçlarım, kaşlarım ve kirpiklerimde olması gerektiği yerde ve doğru uzunlukta ortaya çıktığında yeni oluşan burnumdan derin bir nefes aldım ve etrafımdaki tozlu ve kirli havayı içim çektim.
Gerçi artık nefes almaya ihtiyacım olup olmadığından emin değildim.
Altında kaldığım molozlardan nasıl kurtulduğum hakkında bir fikrim yoktu. Sadece patlayan gökdelenin yıkıntılarının ortasında öylece dikiliyordum.
Üzerimde garip bir durgunluk vardı. Etrafı sarmuş toz, bakır ve anlamlandıramadığım iğrenç bir kokunun arkasında bir yerlerde siren seslerini duyuyordum. Çok fazla insan ölmüş olmalıydı.
Benim dışımda kaç kişi ölmüştü acaba?
Esen bir rüzgar titrememe sebep oldu. O an tamamen çıplak olduğumu fark ettim. Tabiki... patlamada kıyafetlerimde yok olmuştu. Pek umurumda değildi.
Yavaşça ellerimi kaldırdım. Normal görünüyorlardı. Normal insan elleri... insana benziyordum...
On dakika önce böyle görünmediğime emindim. On dakika önce molozların altından sürünerek çıkmaya çalışan iskeletimsi garip bir yaratıktım...
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ÇETE [gay]
ActionKaranlık Dünya, pis zihniyetli insanların pis işler çevirdiği bir alt dünyadır. Kayra ve Barlas birbirlerinden bağımsız şekilde bu korkutucu dünyadan kurtulmanın hayaliyle büyürler ancak büyüdükçe hayat onların ışığa çıkan bütün yollarını kapatır ve...
![ÇETE [gay]](https://img.wattpad.com/cover/297428067-64-k743718.jpg)