Juliet
"Dün akşam...babam ile karşılaştım."
Odamın kapısının önüne oturmuş, Baş Büyücü'yü dinliyordum. Kelimeleri zor söylüyordu, sanki konuşmak istemiyordu ama ihtiyacı vardı.
Yani, konuşacak kimsesi kalmadığı için bana geldiyse baya büyük bir sıkıntısı var demektir.
Dinleyelim bakalım.
"Bunca zamandır evi ziyaret etmek istemememin sebebi annemi öyle görmek istemeyişimdi aslında."
Annesinin çaresi bulunmayan hastalığından bahsetmişti, onun için çok zor olmalı.
O konuşmaya devam etti, ben de dinlemeye.
"Artık sanki annemin ruhu o bedenin içinde değildi, o kadar ruhsuz...o kadar bir kabuk gibiydi ki, mahvolmuştu ve bundan haberi bile yoktu."
Annem ben çok küçükken vefat etti, o yüzden çok bir şey hatırlamıyorum ama yokluğunu hissetmek her zaman acıtmıştır.
Millaes için çok daha kötü bir durum olmalı çünkü annesi her gün ölmeye devam ediyor ama o hiçbir şey yapamıyor.
Sessizlik oluştuğunda biraz bekledim sonra da dayanamayıp ayağa kalktım ve kapıyı açtım.
O da benim az önce yaptığım gibi yerde oturuyordu ve sırtını kapıya dayamıştı. Ben kapıyı açınca dengesini kaybedip sırtüstü yere devrildi.
Yerde yatarken bir süre bakıştık, gözleri yaşlarla dolmuştu. Şu an öyle ciddi bir andı ki gülmeyi bile düşünemedim.
Ona bakmaya devam ettim. "Anneni iyileştirmenin bir yolunu bulmalıyız!"
Birisini üzgün görmeye dayanamıyorum, ona yardımcı olmalıyım.
Biraz sinir bozucu birisi olsa da böyle üzülmeyi hiç kimse hak etmez.
Şaşkınlık dolu bir ifadeyle bana baktı. "Bana yardım etmek mi istiyorsun?"
Kaşlarımı çattım ve sert biçimde konuştum. "Neden?! Yapamayacağımı mı düşünüyorsun? O kadar beceriksiz miyim?!"
"Hayır!" Hızlıca ayağa kalktı. "Sadece efendime ne kadar çok benzediğini fark ettim."
Bu sefer şaşıran taraf bendim. Ben ve ablama benzemek mi?
Şaka yapıyor olmalı, ama ciddiydi.
Bakışlarımı kaçırdım. "Bir yolu illaki olmalı, sadece bulmalıyız."
Biraz oluşan sessizlikten sonra ona tekrardan baktım, gözlerini umutsuzluk bulutları kaplamıştı sanki.
"Büyücü kulesinde onu iyileştirebilecek bir yasak büyü aramaya çalıştım ama bulamadım. Zaten çok da çabuk fark edilmiştim, anında attılar beni. Keşke biraz daha zamanım olsaydı."
Büyü kulesinden atılma sebebi bu muydu?
Çok asil bir sebep bence...
Yani halâ umut var!
Heyecanla ellerinden tuttum ve gülümsedim. "O zaman halâ şansımız var demektir, tek yapmamız gereken oraya girmek değil mi?!"
Önce tuttuğum ellerine baktı ve sonra bana, utançla geri çekildim.
Mutlu olunca insanlara temas etme gibi bir alışkanlığım var. Çok daha yakınımda olsaydı muhtemelen sarılırdım.
Kızarmıştım ve bir şey diyemedim. Kötü yanı Büyücü'yü de utandırmıştım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Shipper Leydi
FantasyEn son okuduğum roman berbat olmasına rağmen kötü karakteri Alden, mükemmel bir karakterdi. Ana kadın karakter Juliet ise biraz klasik olsa da fena değildi. Ben ise bu ikisini shipliyorum çünkü çok yakışıyorlar. Bence evlenmelilerdi! Ama yazarın pla...
