Juliet
Gözlerim, ince ve göklere kadar uzanan kulenin üzerindeydi.
Etrafında ağaçlardan başka hiçbir şey yoktu, bu büyülü bina ormanın içine saklanmış gibiydi.
Sanki dışarıdan misafir istenmiyormuş gibi gizliydi.
"Hazır mısın?"
Bakışlarım Baş Büyücü'ye döndü, tüm vücudu ağaç dalları ve bitkilerle örtülüydü.
Garip bir bakış attım. "Kabile dönemini geçtik, biliyorsun değil mi? Artık kıyafet giyiyoruz."
Gözlerini devirdi. "Biliyorum! Bunları kamufle olmak için giydim. Zihin paylaşımı büyüsünü kullanırken senden çok uzakta olmamam gerekiyor, bu yüzden seni dışarıda bekleyeceğim."
"Pekalaa...görünmezlik büyüsü yapamaz mıydın?"
Bir süre öylece baktı, sanki beynindeki bir hücre bile çalışmıyormuş gibi. "Bu aklıma gelmemişti. Ama neyse!!! Kamuflaj çok daha havalı."
Bunu söylerken bir yandan da üstündeki bitkilerin bedenine batmasından dolayı kaşınıyordu.
Karışmayacağım...
"Hadi, büyüyü yap da bir an önce şu işi bitirelim."
Kafasını salladı ve yanıma yaklaştı. Birkaç anlamadığım cümle söyledikten sonra vücudundan yayılan sarı ışık beni de sarmaya başlamıştı.
Geri çekildiğinde konuştu. "Yaptım, artık zihinlerimiz tamamıyla birbirine bağlı."
Derin bir nefes alıp verdim. "Tamamdır artık içeri giriyorum, bana şans dile."
Millaes saklanmak için çalılığa doğru ilerlerken konuştu. "Evet, buna ihtiyacın olacak!"
~
(Eğik şekilde yazılmış cümleler Millaes'e ait.)
Kuleye doğru ilerlemeye başladım.
"DENEME SES 1,2,3!"
Kafamda duyduğum aşırı yüksek sesten dolayı başıma bir ağrı girdi.
Bu salak nasıl telepati yaparken bile bağırabiliyor?
"Ayıp oldu, birçok şey olabilirim ama salak değilim."
MÜKEMMEL! Şimdi her düşündüğümü duyabilir hâle geldi.
"Evet kabul ediyorum, bu büyü özel hayata hiç saygı duymuyor. Ne yapalım işte, ben de ablanı çok seviyorum."
Ne?
"Upps, zihnimi durdurmalıyım. Duymaman gereken şeyler söylememeliyim. Yoksa efendim beni öldürür."
İçimi bir merak salsa da boşverdim çünkü şu an kulenin kapısında bekleyen korumaya çok yaklaşmıştım.
Adam bana şaşkınlıkla bakıyordu. "İyi günler leydim, burada ne yapıyorsunuz?"
Nazikçe gülümsedim. "Merhaba, benim belirli bir iş için büyücüye ihtiyacım var da, onun için geldim."
Adam etrafa baktı. "Pekala ama buraya kadar tek başınıza nasıl geldiniz? Bir at arabası ya da yanınızda hizmetçi görmüyorum."
"Buraya benim ışınlanma büyümle geldiğini söyleyemezsin. Ne yapacaksın?"
Offf, sadece bana bırak!
Korumaya biraz yaklaştım. Gülümsemeye devam ediyordum ama altında ciddi bir ifade de gizliydi. "Açıkçası büyücü istememin sebebi de bununla alakalı, beni yetkili biriyle görüştürebilir misin?"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Shipper Leydi
FantasyEn son okuduğum roman berbat olmasına rağmen kötü karakteri Alden, mükemmel bir karakterdi. Ana kadın karakter Juliet ise biraz klasik olsa da fena değildi. Ben ise bu ikisini shipliyorum çünkü çok yakışıyorlar. Bence evlenmelilerdi! Ama yazarın pla...
