***
Juliet'in peşinden gittim. "Juliet bekle!"
Kolundan tuttuğumda hiddetle bana döndü. "Ne var? Ne söyleyeceksin? Bana asla bahsetmediğin sırlarını öğrendiğim için üzgün müsün? Olay bu mu?"
"Hayır...ben-"
"Başka neler var abla? Ben seni tanıyor muyum ki? Daha neler saklıyorsun?! Artık Tanrıça olduğunu söylesen bile şaşırmam."
Ona yalvaran bir bakış attım. "Juliet, lütfen dinle!!"
Gözleri kızarmıştı. "Ben...dinlerdim abla, şimdiye kadar anlatsaydın...ama bana asla o kadar güvenmedin değil mi?"
"Ben sana güvendim ama-"
"Ama önemi yoktu, bilmemin bir önemi yoktu! Çünkü güçsüzdüm, işine yaramazdım."
"Öyle değil..."
Bir süre sessizlik oluştu, Juliet'in öfkesi dinmemişti. "Söylesene sen kimsin?! Yine beni kandıracak mısın emin değilim."
Hayır kandırmayacağım.
Yutkundum ve ciddi bir şekilde ona baktım. "Ben Alara...Alara Güneş."
Anlamaz bir şekilde bana baktı. "Ne?"
"Ben Miranda değilim Juliet."
Geriye doğru tökezledi. "Hayır, sen benim ablamsın."
Kafamı sağa sola salladım. "O, zehirlendikten sonra öldü."
"...Nasıl?"
Anlattıklarımı sindirmeye çalışıyordu.
Ağlıyordu ama kızgın bir bakışı vardı. "Nasıl böyle bir şey yaparsın?"
Kendimi açıklamaya çalıştım. "Miranda'nın izniyle onun bedenine geçtim, onun haberi var."
Başını önüne eğdi, bana bakmıyordu. "O, öyleyse..."
Dişlerini sıkarak konuşmaya devam etti. "Yani o sonuç olarak beni hiç sevmedi, bana iyi davranan hep sendin."
Omzuna dokundum, bu doğru değildi. "Hayır, o seni seviyordu-"
Elimi ittirdi ve bana tokat attı, yüzüm yana çevrilmişken öylece kalakaldım.
"Sen kimsin ki bana ablalık yapmaya çalışıyorsun?! Bir hiçsin, seni tanımıyorum bile, bana iyilik yaptığını mı düşüyorsun yani?! Onun bedeninde olman ablam olduğun anlamına gelmez, kendini bir şey sanma!"
Yavaşça ona baktım, yüzümde gülümseyen yine de kırılgan bir ifade vardı. "Haklısın, özür dilerim Juliet."
Bir şey demedi, ben konuşmaya devam ettim. "Bu hayatın büyüsüne kapıldım ve düşündüm ki, hiç sahip olmadığım aileye burada sahip olabilirim. Ait olabileceğim bir yer bulmak istedim ama bu yanlıştı. Sana haksızlık ettim, seni kandırdım. Bana istediğin kadar kızmakta haklısın."
Gözümden yaşlar akarken konuşmaya devam ettim. "Ama lütfen benden nefret etme."
Bir şey demedi, elbisesinin göğüs tarafına sıkıştırdığı bir kağıdı bana uzattı. "Dükü bırakıp sizinle dönmeye karar vermiştim ama artık bu mümkün görünmüyor. Kendi işinizi kendiniz halledin."
Kağıdı açtım ve üstünde yazanı okudum.
Her türlü hastalığı iyileştiren büyü
...
Yani Millaes'in annesini iyileştirecek yasak büyüyü bulmuştu.
"Teşekkür ederim."
"Teşekkür etme, bunu senin için yapmadım."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Shipper Leydi
FantasiEn son okuduğum roman berbat olmasına rağmen kötü karakteri Alden, mükemmel bir karakterdi. Ana kadın karakter Juliet ise biraz klasik olsa da fena değildi. Ben ise bu ikisini shipliyorum çünkü çok yakışıyorlar. Bence evlenmelilerdi! Ama yazarın pla...
