Sonraki gün, Alara
Artık sonunda Alden'in doğum gününü kutlayabileceğiz.
Süslemeleri hep beraber yapmaya devam ettik, Frances'ın aşçısı da pastayı hazırlayınca geriye bir tek kutlamak kalmıştı.
Dinlendiğim için kendimi çok daha iyi hissediyorum, yaralarım da düşündüğümden daha hızlı iyileşmişti.
Alden de gayet iyi durumda, sürekli gelip bana sarılması dışında bir sıkıntı yok.
Galiba işkence gördüğüm zaman her şeyi canlı canlı izlediği için bundan bayağı etkilendi.
Beni o kadar etkilemedi aslında, başlarda psikolojik bir çöküntü yaşamıştım ama Tanrı ile konuşmamdan sonra rahatlamıştım.
Umarım Alden de bir an önce atlatabilir.
Hizmetçi pastayı getirdiğinde Alden'in yüzündeki heyecanı görebiliyordum.
Kocaman çikolatalı pastanın üstünde 15 tane mum yanıyordu. Frances heyecanla ellerini çırptı. "Hadi Alden! Mumları üfle de pastayı yiyelim!!"
Üflemek üzere olan Alden'i geriye çekip durdurdum. "Bekle! Önce bir dilek dilemelisin!"
Bir süre bana baktı ve sonra kafasıyla onayladı, gözlerini kapatıp bir süre bekledikten sonra da mumları üflemişti.
Frances'la beraber onu alkış yağmuruna tuttuk.
"DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN OĞLUM!"
"Nice mutlu yıllara Alden!"
Alden ikimize de gülümsedi. "Teşekkür ederim, gerçekten..."
Frances gözyaşlarını gizlice silmeye çalışırken Alden'in omzundan tutup gülümsedim.
"Şimdi hediyeni verme zamanı!"
Meraklı gözlerle sordu. "Ne hediyesi aldın?"
Daha çok gülümsedim. "Hadi seni ona götüreyim!"
İkimizi ahıra ışınladım, etrafına bakındı. O bir şey demeden hızlıca konuştum. "Evet!! Sana at aldım!! Daha doğrusu at yavrusu, tay!"
"Gerçekten mi? Teşekkür ederim Alara!" Bana tekrardan sarıldı, ben de ona geri sarıldım.
"Hangisi olduğunu göstermemi ister misin?"
"Evet lütfen!"
Ahırın sonuna kadar yürüdük ve en sondaki bölmeye ulaştık. Küçük zayıf ve siyah renkli bir tay bize bakıyordu.
"Aaaa, rengi çok güzel!" Alden yavaşça taya yaklaşmaya çalıştı. "Bir gece kadar siyah ama üzerine yıldız ışığı vurmuş sanki!"
"Gerçekten de öyle..."
Sanırım Alden her zaman odun değilmiş.
~
Alden biraz tayla oynadıktan sonra şatoya geri döndük. Frances çoktan pastayı yemeye başlamıştı, kafasına bir tane geçirmek istesem de geçirmedim.
Sonrasında o da hediyesini Alden'e verdi, Alden bu hediyeyi de çok beğenmiş ve 'yaratıcı' bulmuştu.
İçten içe gururlandım.
Beraber oturup pasta yedik ve saçma şeylerden konuştuk.
Ve o akşam, geçmişte keyif aldığım en güzel zamanlardan birisi olmuştu.
Alden bugün yine burada kalacaktı, hava kararıp akşam olduğunda odasına uyumaya gitti.
Ben de balkona geçtim, biraz yıldızlara bakıp ayın güzelliğini izliyordum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Shipper Leydi
FantasiEn son okuduğum roman berbat olmasına rağmen kötü karakteri Alden, mükemmel bir karakterdi. Ana kadın karakter Juliet ise biraz klasik olsa da fena değildi. Ben ise bu ikisini shipliyorum çünkü çok yakışıyorlar. Bence evlenmelilerdi! Ama yazarın pla...
