Bölüm 76

347 44 4
                                        

Alara

Ormanda sessizce ilerlemeye başladık. "Nereye gidiyoruz?" diye sordu.

Etrafımızda gezinen yılanlara bir bakış attıktan sonra cevapladım. "Yılanların yaklaşmayacağı bir yere...Zhakaris'in bizi dinlemesini istemiyorum."

Bir süre durdu, sonrasında yürümeye devam etti. "Onu çoktan öldürdüğünü düşünmüştüm, dünyadaki en güçlü varlık olduğunu söylüyordun."

Alaylı bir kahkaha attım. "Savaşmada güçlüyüm ama kaçan birisini yakalamakta o kadar iyi değilim sanırım."

"O yüzden mi hiç ziyarete gelmedin? Zhakaris'i yakalamakla meşgul olduğun için?" Bakışları onaylamamı ister gibiydi.

Hafifçe gülümsedim. "Hayır, sadece gelmek istemedim."

Hayal kırıklığına uğramıştı, sinirlendiği belli oluyordu. "Gerçekten de...seni haklı çıkartmak için çok uğraşıyorum ama beceremiyorum."

Bir şey demedim bakışlarım çalılıkların arasında parlayan yeşil şeye kaymıştı.

Alden konuşmaya devam ederken parıldayan şeye doğru ilerlemeye başladım.

"Neden bize bunu yaptın? En başta umursuyormuş gibi davranıp sonrasında terk etmek...hiçbir söz söylemeden, açıklama yapmadan!"

Elime parıldayan şeyi aldım, bu bir...

Etraftaki tüm yılanlar bana saldırmaya, üstüme gelmeye ve ısırmaya başladılar. Hepsini aynı anda yaktım.

Daha çok yılan geliyordu ki onları Alden vurmaya başladı. "Neler oluyor böyle?!"

Gülümseyerek ona döndüm ve elimdeki şeyi gösterdim. "Bana daha sonra kızabilirsin ama şu an daha acil bir işim var. Sonunda Zhakaris'i yakalayabilirim, SONUNDA!!"

Elimdekine garip bir bakış attı. "Yılan pulu mu? Onunla ne yapacaksın?"

Heyecanla ona yaklaşmaya başladım. "Bu sadece bir yılan pulu değil, Zhakaris'e ait bir yılan pulu!! Üzerinden yayılan yoğun enerjiyi göremiyor musun?!!"

"Hayır!" Halâ yılanları vurmakla meşguldü. "Öncelikle yılanların ulaşamayacağı yere gitsek?!"

"Pekala!" Elinden tuttum ve ikimizi yanardağın yanına ışınladım.

Alden şaşkınlıkla etrafına bakınıyordu. "Madem bunu yapabiliyordun neden en başta yürüme zahmetine girdik?"

Utanç bir biçimde gülümsedim. "Sadece seninle biraz yürümek istedim o kadar, uzun zaman sonra seni görmek beni mutlu etti."

Yüzü kızardı ve bakışlarını kaçırdı. "Bu yanardağ da çok sıcakmış!"

Mana çekirdeğinin tam üstüne, göğsüne dokundum. "Isı koruma büyüsü yapacağım, böylece yanardağ sana etki edemez."

"Pekala, yine de büyüyü yaparken elini göğsüme koymak zorunda mısın?"

"Hayır." Gülümseyerek elimi geri çektim. "Sadece böyle yapınca daha havalı oluyor."

"İnandırıcı değil!" Hafifçe bana yaklaştı. "Bana dokunmak için bahane uyduruyorsun gibi sanki."

Gülümsüyordu, bakışlarımı kaçırdım. "Hayır öyle bir şey yok."

"Yalan söylüyorsun." Elimi tuttu ve göğsüne bastırdı.

Ne yapıyor lan bu?!

Eğleniyormuş gibi bir ifadesi vardı. "Sanırım artık küçük bir çocuk olmadığımı fark ettin. Sende bir şeyler hissettirmeye mi başladım?"

Shipper LeydiBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin