Bölüm 63

372 46 2
                                        

Alara

Beni takip eden meleklerle birlikte birçok kapıdan geçiyorduk, kapılar bitmez oldu.

Her kapıda gardiyan bir melek bekliyordu.

En sonunda büyük görkemli bir kapıya geldik, bu kapının önünde iki melek vardı.

Evet, bu son kapı olmalı!

Eğer değilse tüm kapıları kırmaya başlayacağım.

Gardiyan melekler kapıyı yavaşça açtı, içeri doğru ilerlemeye başladım, bu sefer melekler beni takip etmiyordu.

Odaya girdiğimde arkamdaki kapının kapanma sesini duydum. Refleks olarak arkama dönmüştüm.

Sonra dedim ki, Tanrıça şu an zihnimi okuyor mu acaba?

Evet, onu görmeye gelmiştim.

Benden bir şey isteyeceğini söylemişti, hem endişeli hem meraklıydım.

Bir Tanrıça'ya verebilecek neyim olabilir ki?

Büyük odada yürümeye devam ettim.

Tül perdelerle çevrilmiş bir yatak vardı, Tanrıça Akarne orada olmalı.

"Evet buradayım ve zihnini okuyabiliyorum, hadi gel!"

Tüllerin arasından geçince beni bayağı büyük bir yatak karşılaşmıştı, Tanrıça üzerinde oturmuş, nakış işliyordu.

Çiçekli bir elbise giyiyordu, elbisenin kırmızı rengi saçlarıyla uyumlu bir hâldeydi.

Açık bıraktığı dalgalı kızıl saçları, yatağın büyük bir kısmını kaplıyordu.

Ona öylece bakıyordum, nakış işine devam ederken konuştu. "Oturmaz mısın?"

Kafamı salladım ve yatağa oturdum, bir şeyler demesini bekliyordum ama konuşmuyordu.

Tanrıça işiyle çok meşgul sanırım.

Madem öyle, beni şimdi çağırmasaydın o zaman!

Güldüğünü duydum.

Vallahi iç sesimi öldüreceğim yaa!

"Alara, eğer bir nakış işlemek isteseydin hangi deseni seçerdin?"

Bunun bir önemi var mı?

"Şeyy, bilmiyorum...gül belki?"

Daha çok güldü. "Alden sana gül verdiği için mi? Hatta yanlış hatırlamıyorsan o gül kurumasın diye zamanını dondurtmuştun."

Şaşkın ve utanmış biçimde ona baktım. "Benim hakkımda oldukça şey biliyorsunuz sanırım."

Bakışlarını bana çevirdi. "Zannettiğinden çok daha fazlasını..."

Kafamı hafifçe yana eğdim. "Bu ne anlama geliyor?"

Elindeki nakış işini bıraktı, zaten bitirmişti, vücudunu tam anlamıyla bana çevirdi.

"Biz birçok evrene Alden'in hikayesini gönderdik. Onu koşulsuz sevecek ve dünyayı kurtaracak birisini bulmak için. Sence direkt Alden'i bağlayıcı büyülerle tutsak altında tutup, sonsuza kadar hapsetseydik bizim için daha kolay olmaz mıydı?"

Kaşlarımı çattım, Tanrıça olmasını umursamadan büyük bir sinirle ona bakıyordum. "Hayır, hak etmeyen birine böyle bir zulüm yapmak sizi şeytandan da kötü bir varlık yapardı."

"Doğru diyorsun." Gözlerinde onu geçmişe götüren bir boşluk vardı.

Önüne dönerek konuşmaya devam etti. "Zaten işe de yaramazdı...her şey daha da kötü olurdu. Zamanı geriye döndürmekle çözülemeyecek kadar zorlaşırdı durum."

Shipper LeydiBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin