Bölüm 69

360 47 3
                                        

7 ay sonra

Frances ile sıkıcı bir gece daha...

Şeytanların gündüz uyumasına alışamadım halâ, gözlerimden uyku akıyor.

Şu an Frances bana okuduğu bir kitabın özetini heyecanla anlatıyor ama ben onu dinlemiyorum bile.

7 aydır Alden'i görmüyorum.

Bir şeytan olarak sürekli onun yanına gitmem güvenli olmaz, bu yüzden şeytanlar ülkesinde kalıp öylece verimsiz vakit geçiriyorum.

Frances'a çoğu şeyi anlattım, o da bana elinden geldiğince destek olacağını dile getirmişti.

Şeytan Argint'i geri getirmeye çalışan şeytan grubundan haberi yokmuş ama araştıracağını söyledi.

Bir şey bulacağını sanmıyorum, şu ana kadar kendilerini çok iyi gizleyebilmişler sonuçta. Umarım bir açık verirler ama bu biraz düşük bir olasılık.

Frances aniden konuşmayı bırakınca ona baktım. "Ne oldu?"

Yüzü telaşlı bir hâl aldı. "Alden tehlikede!"

Aceleyle ayağa kalktım. "Nerede şu an? Malikanede mi?"

Kafasıyla onayladı. "Sanırım bazı hizmetçiler, insan kılığına girmiş şeytanlarmış. Cehennem kuşu beni uyarıyor!"

Hızlıca Alden'in malikanesine ışınlandım, şimdi onun olduğu yeri bulmalıyım.

Koşarken etrafa bakıp mana yoğunluğu olan yeri arıyordum, sonrasında Alden'in çalışma odasına ulaştım, işte oradaydılar!

3 tane şeytan Alden'i çevrelemişti, acaba elit şeytan grubundan mı bunlar?

Eğer yanlış bir şey yaparsam Alden zarar görebilir, dikkatli davranmalıyım.

Şu an ona zarar verecek gibi durmuyorlar, birazcık izlesem daha iyi olur.

Alden cesaretli bir tavır göstermeye çalışıyordu ama korktuğunu anlayabiliyordum. "Benden ne istiyorsunuz?! Evime gelip böyle küstahça davranamazsınız!"

Şeytanlardan birisi cevapladı. "Gerçeği öğrenmeye geldik. Sen Büyük Şeytan Argint'in konağı mısın?"

"O-o da ne demek? Ben bilmiyorum."

Şeytanlar birbirine baktı, sonrasında ise diğeri konuştu.

"Bunu öğrenmenin tek bir yolu var, seni Bilge Şeytan'ın yanına götürmeliyiz."

"Bizimle gelirsin değil mi çocuk?"

Birisi Alden'ın kolundan tutup çektiğinde sakinliğimi hiç bozmadım.

Çünkü aylardır buna hazırlanıyordum.

Derin bir nefes alıp verdim. Odaklandım ve elektrikten bir yay oluşturdum, okum da hazır olduğunda geriye kalan tek şey hedefi vurmak olmuştu.

Alden'i çekiştiren şeytan yediği yüksek voltlu elektrik ile birlikte yere yığıldı.

Herkes beni fark etmişti, bu sırada ben diğer şeytanı da vurmuştum.

"Geriye bir tek sen kaldın."

Şeytan ben yaklaştıkça geriledi. "Sen de kimsin? Nasıl kendi türüne zarar verebilirsin?"

Gülümsedim, elimdeki güçle şu an çok rahat hissediyordum. "Şeytanlar arasındaki kuralı bilmiyor musun? Eğer birisi seni sinirlendiriyorsa öldür gitsin!"

Tam oku fırlatmak üzereydim ki durdum, korkuyla savunma pozisyonuna geçmiş şeytana baktım. "Sen, oldukça güçsüzsün değil mi?"

"Hah?"

Shipper LeydiBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin