Aktesil'in gözleri etrafı süzüyordu. Onu uyandıran kimdi? Hangi yaratık buna cüret edebilirdi? Gözleri uzakça bir ağaca takıldı. Hareket eden birisi vardı orada. Kanatlarıyla daha alçağa inince karşısındakinin ejderha olduğunu fark etti. Gelen sürüngenin adı Hacotha idi. Hacotha, Darkos'ta yaşayan kanatsız ejderhalardan biriydi. Başı ile kuyruğunun ucu arasındaki uzunluk yirmi metre kadardı. Rengi gri, gözleri ise siyahtı. Bu ejderha bin küsur yaşında olsa da kendi ırktaşlarına göre genç sayılırdı. Darkos'tan intikam için gelmişti. Ormanın içinden ağaçları yararak yaklaştı. Etrafta beslenen geyikler vardı orada. Hacotha'nın yürüyüşü ile hepsi hızlıca orayı terk etti. Bir ejderhanın boyutlarını hayal edin. En büyük kara hayvanlarından olan fillerin bile kat be kat üstündeydi Hacotha'nın cüssesi. Ki onun için, türünün en küçük örneklerinden olduğunu söylersek anlatmak istediğimiz tablo daha iyi anlaşılabilir.
Sürüngen olan ejderhalar (kanatları olmayan ejderhalar için bu tabir kullanılır) eskiden beri genel olarak uçan türlerine göre daha büyüktür. Diğerlerinden uzak, yalnız yaşamayı severler. Kanatlı ejderhalara göre daha tahammülsüz ve daha acımasızdırlar. Yerde dişlerine ne geçirirlerse yerler. Uçan ejderhalar ise yemeklerinde seçicidir. Başka canlılar tarafından öldürülen hayvanları çok aç olmadıkça yemezler. Sıklıkla avlanıp kendi öğünlerini taze şekilde tüketirler. Hacotha da sürüngen ejderlerin en küçüklerinden. Ama yinede cüssesi çevredeki tehditleri savuşturmak için haylice yeterli.
Uzunca ejder dilinde konuştu sürüngen. Ejder dili Malyen'in en nadide dillerinden biridir. Doğru sesleri telaffuz edebilmek için ejderha gırtlağına sahip olmak gerekir. Bu dili en iyi konuşan insan Esil Triyanon'du. O bile birebir ejderhalar gibi konuşamadı, konuşamazdı da zaten. Yine de günümüzdeki Malyen'de ejderha dilini bilenler, sayıları az olmasına rağmen bulunur. Özellikle Amathus'taki lisancılar bunun en önemli örneğidir. Yine onlarda telaffuz için uğraş göstermez sadece üstünkörü okumaya çalışırlar. Bazı cahil insanlar, ejderha dilinin telaffuzunun zor olmasından dolayı bu dile "büyülü dil" lakabını takmıştır. Bahsettiğimiz kişiler Corkis'in güney kesimlerinde yaşayıp her sabah toplanarak insanlara çeşitli zırva hikayeler anlatan yaşlı adamlar. Bazen ipin ucu epey kaçıyor elbette. Etraftan geçen küçük yaştaki çocukları bile yanlarına çağırarak bu hikayeleri anlatırlar. Çocukların ebeveynleri olayı fark edince ise koşarak kendi evlatlarını oradan uzaklaştırırlar.
Yaşlı bunaklar genellikle: "Neden gerçekleri duymasını istemiyorsun? Bunlar Malyen'deki gerçekler ama siz hem kendiniz inanmıyor hem de çocuklarınızdan saklıyorsunuz." derler. Ve yine aile fertleri ise: "Bildiklerini kendine sakla bunak. Saçma sapan şeylerle çocuklarımızın beynini yıkama!" şeklinde karşılık verir. Bu yaşlılar Malyen'deki musibetlerin sorumlusu olarak ejderhaların yaptığı büyüleri kabul eder. Oysaki ejderhaların büyü veya insanların kullandığı şer inançlarla işi olmaz. Lisan konusunda da marifet sadece ejderhaların gırtlağındadır. Sadece bu kadar.
Hacotha'nın ağzından ölüm marşı duyuluyordu adeta. Sesini yakınlarda duyan insanlar olsaydı kulakları sağır olabilirdi. Derinden gelen bir ıslığı andırıyordu. Yakıcıydı ve etrafı sarmıştı bu ses. Söyledikleri ortak lisanda şu anlama geliyordu: ''Ey kadim, zehir saçan Aktesil! Beni eski karanlık günlerden tanıyor olmalısın. Birçok savaşta yer aldım. Namımı Darkos'ta yaşayan tüm irili ufaklı ejderhalar bilir. Şimdi senin canını almak için geldim. Sen, biz ejderhaların yüz karasısın. Ateşin krallığı Darkos'ta tek zehir saçan sendin. O iğrenç zehrin yüzünden onlarca yavru ejderha öldü. Bir tanesi de benim oğlumdu. Kaçtın gittin kendini kurtarmak için, iyi de yapmıştın. Ama geri dönmeyecektin solucan. Ölümün benim elimden olacak.''
Buna karşılık Aktesil, ejder dilinde cevap verdi. Söyledikleri hüzün doluydu. Ortak lisanda şu anlama geliyordu sözleri: ''Beni senelerce elimde olmayan bir kabahatten ötürü suçladınız. Annem Efalis'te ateş solukluydu, babam Zerberon'da. Onlar sizin gibiydiler. Ama benim ciğerlerim, bilmediğim bir sebepten zehir doluydu işte. Bunda benim suçum ne? Ölen yavrun için söyleyecek sözüm yok. Özür dilesem de anlamı olmaz. Yine de ben hiçbir ejderha yavrusunu bilerek öldürmedim. Zehrimin nereye yayılacağını ben kontrol edemem. Söylediklerimi umursamadığını görüyorum. Beni, yavrunun ölümünden dolayı affetmeni söylemeyeceğim. Söz konusu benim zehirim ise sizlere boyunda eğmeyeceğim. Eğer beni bu sebepten dolayı yargılayacaksanız sizinle kanımın son damlasına kadar savaşacağım. Seninle ve senin gibi düşünen tüm ejderhalar ile. Ki sende buraya ölümüne savaşmaya gelmişsin, yüzünden belli. Fakat şimdi bana şunu söyle. Seni buraya kim yolladı? Başınabuyruk mu yoksa başka birisi mi?''
Hacotha: ''Başınabuyruk kimseyi takmaz ve yine hiçbir şeyi dert edinmez bilmez misin? O koca oğlan Denitles'te yaşıyor yıllardır ve biz ejderhaların davalarıyla ilgilenmiyor. Malyen'de olup bitenden ona ne ki? Ayrıca Anberyon senin türünden. Onu benden daha iyi tanımalısın uçan ejderha! Gerçi sen korkakça saklandığından dolayı hiçbir şeyden haberin yoktur. Söylesene bir tavuk gibi yaşamak onurunu zedelemiyor mu? Belki de olmayan onurundan bahsediyorumdur. Sorunun cevabını da merak ediyorsan söyleyeyim. Seni bizzat ben öldürmek için geldim Aktesil. Elbette büyüklerimden izin aldım da geldim.''
Kimmiş o büyüklerin, diye sordu Aktesil. ''Sen de biliyorsun ki siz sürüngenler her zaman bizim krallarımıza boyun eğdiniz. Çünkü buna mecburdunuz. Sizde olmayan ama biz kanatlı ejderhalarda olan uçma yeteneği sayesinde Kayıp Diyarlara hükmetti soyum binlerce yıl. Benimle başa çıkacak gücün yok Hacotha. Büyük ihtimalle emri de yine bir kanatlı ejderden aldın değil mi? Seni kandırıp buralara kadar yollamış olmalı.''
Hacotha sinirlenmişti. ''Senin gibi zehir saçan bir solucan için kavmimi satacağımı mı sanıyorsun. Söylediklerin doğru değil ayrıca. Kanatlı ejderhalar umrumda değil. İlerde hepsi yok olacak zaten. Ama bizler payidar kalacağız. Derin yuvalarımız sayesinde nesillerimiz sizin göremediğiniz çağları yaşayacak. Şimdi sen geberip gideceksin Aktesil sonra da sefil soyuna sıra gelecek. Ve seni kimlerin öldürmek istediğini de asla öğrenemeyeceksin.'' dedi.
Hacotha sözünü bitirir bitirmez koca ağzını açarak yukarıda kanat çırpan Aktesil'e doğru alev püskürtmeye başladı. Aktesil, Hacotha'nın bu kadar hızlı ağzından alev çıkarmasına şaşırmıştı. Çünkü ejderhalar ateş çıkarmadan önce ciğerlerinin ısınmasını beklerdi. Hacotha ise konuşmasını bitirir bitirmez farklı olduğunu göstermişti. Aktesil rakibini biraz fazla hafife aldığını fark etti. Karşısında kuru gürültü bir sürüngen yoktu. Hacotha'nın yerden gelen alevlerinden ötürü az kalsın kanatları tutuşacaktı. Onun ciğerleri alev solumadığı için ateşe karşı diğer ejderhalarda olduğu gibi herhangi bir dayanıklılığı yoktu. Aktesil'in zehri ise diğer büyük ejderhaları öldürecek düzeyde güçlü değildi. Bu yüzden Hacotha ile diş dişe bir mücadele vermesi gerekiyordu. Gelen ateşle birlikte haylice yükselen Aktesil, ormanın tepesinde kanat çırpmaya başladı. Hacotha ise büyük bacaklarıyla yerde ilerliyor ve önüne gelen küçük dal ve ot formasyonlarını ezip geçiyordu.
Bir ara Hacotha duraksadı. Galiba Aktesil'i kaybetmişti. İri gözleriyle etrafı kolaçan etti. Tam dönüp gidiyordu ki arkasından hızlıca gelen Aktesil, pençelerini Hacotha'nın vücuduna geçirdi ve onu kaldırmaya başladı. Amacı Hacotha'yı yüksekten aşağı bırakarak öldürmekti.
Onu uçurumun kenarına getirdiği esnada karnındaki yarayı hissetti Aktesil. Yükselirken Hacotha, uzun çenesi ile yeşil ejderhanın karnını ısırmıştı. Sızıyı bir anda hisseden Aktesil, Hacotha'yı süratlice yere çaldı. Hacotha zemine öyle çarptı ki bu ses saniyelerce yankı yaptı. Aktesil ise yarasından ötürü kaygılıydı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ON HANEDAN
FantasiON HANEDAN On Hanedan, bir Türk fantastik kurgu romanı. Yerli yazarlarımızın ısrarla uzak durduğu bu tür, aslında okuyucuyu daima diğerlerine göre daha çok cezbetmiş ve merak uyandırmıştır. Kitap uyarlaması fantastik filmlerin aldığı ilgi ve teveccü...
