multi akdeniz🥰 saçını işte açık gri hayal edin off
Yalgın
"Bu ne? Güz padişah falan mı Harry?"
Harry bana gösterdiği yüzüğü tezgahın arkasındaki adama uzatırken ters ters baktı. "Yardimci olmaya calisiyor, ne istiyor sen Yalgin?"
Gonca biz kavga ederken tezgaha dört tane yüzük çıkartmıştı. "Şunlara bakın!"
Hepsi birbirinden güzeldi. Onun saçlarını karıştırıp "Harikasınız madam,"dedim neşeyle.
Gonca kıkırdadı.
"Ben ikincisi diyorum."
"Ben de, Gonca zevklidir,"dedi Harry yüzükleri elleyip.
"Emin misiniz?"dedim dakikalarca yüzüklere baktıktan sonra. Ben de bayılmıştım açıkçası ama Güz beğenir miydi? Beğenirdi. Evet. Hayır, beğenmezdi.
"Bu yüzüğü gördüğümde aklıma Güz geliyor resmen, bayılacak."
Harry başını salladı.
"Aynen!"
Saatler sonra yüzüğü almayı başararak bir kafede oturduk. Harry biz oturduğumuzda oturmadı. "Akdeniz'e gidiyorum!"
"Akdeniz kim?"dedi Gonca düşünceyle.
Güz bana bahsetmişti, ben de ayrıca Harry'e kendi çapımda ayar çekmiştim. Çocuğu boğmayacaktı. "Aşık,"diye takıldım.
"Hadi, ben kaçtim!"
Harry fırlarken arkasından güldüm. Kim bilir nasıl geçecekti?
**
Harry buluşma mekanına geldi, Akdeniz sanırsa erken gelmişti çünkü daha on dakika olmasına rağmen cam kenarında, insanlardan en uzakta oturuyordu. Telefonunu kurcalıyordu, Harry dakikliğine gülümseyip karşısındaki sandalyeyi çekti.
"Selam, geç kalmis gibi oldu sayende."
"Özür dilerim,"dedi Akdeniz mahçup bir şekilde.
Harry güldü. "Sorun yok!"
Akdeniz telefonunu masaya ekranı gözükecek şekilde bıraktı. Harry bu küçük hareketi de sevmişti, ekranı gizlemiyordu. Bildirim gelse de Akdeniz ona bakmayı kesmedi.
Harry ona tamamen bakınca bakışlarını kaçırdı.
"Yemek de yiyoruz, değil mi? Acıktım."
"Tabii, brownie... ne dersin?"
Akdeniz'in telefonu tekrar titredi.
"Bakabilirsin istersen."
"Altay, abim gibidir. Beni rahat bırakmaz,"diye mırıldandı Akdeniz. "Özür dilerim."
Harry tekrar gülümsedi.
"Dilemesene, sen rahatsız olma diye söyledim."
Harry ve Akdeniz aynı şeyleri söyledi. Akdeniz onun sipariş vermesine çok sevinmişti, garsonu nasıl çağıracağını düşünüp paniklemişti.
Titreyen ellerini masanın altına gizledi. Kendisine sakin ol dedikçe berbat hissediyordu.
"Altay'ı çok önemsiyorsun galiba."
"Çocukluk arkadaşıyız."
"Ne güzel, benim çocukluk arkadaşım yok."
"Benim de büyüdüğümde arkadaşım olmadı,"dedi Akdeniz gelen brownieden yerken. Çatalı pat diye düşürdü. Aptal, aptal. Korkak çocuk!diye haykırdı kendisine.
Harry "Yeni çatal getiririrler,"deyip gülümsedi tekrar. Elini kaldırdı.
Akdeniz ağlayacak gibi hissediyordu, hayatını yönetmek istiyordu.
Saçlarını dağıtıp "Tuvalete gitmeliyim,"dedi titrek bir sesle.
Harry de çatalını bilerek düşürdü. "O zaman ben de mi gitmeliyim? Yenisini istemek yerine?"
Akdeniz o an titremeyi kesemedi, Harry'nin elini tutmasıyla kesti.
Güldü. Gerçekten güldü. "Çatalını bilerek mi attın?"
Harry, soğuk parmakları kavradı.
"Detaylara takilmayalim."
Akdeniz'in kalbi tekledi ama yerine tekrar oturdu.
O çocuğun farklı olduğunu anlamıştı. Hayatını kendisi yönetecek gücü ona verebilirdi. Harry bunu yapabilirdi.
Yeni çatallarla yemeğe devam ettiler. Bir süre sonra Akdeniz de iyice gevşedi, artık kahkaha atıyorlardı.
Ve Akdeniz saatler geçtiğinin farkında değildi.
Harry masadan ona eğildi. "İnanabiliyor musun? Işın kılıcım bile var. Öyle bir Star Wars severim."
"Savaşmamız lazım,"dedi Akdeniz sırıtmayı kesemeden. Altay'ın dediği her şeyi unutmuştu.
Harry "Seni yenerim ama,"diye güldü.
"Olsun."
Akdeniz'in gri saçlarına tuhaf bir ifadeylebaktı. "Saçlarina kiyamayabilirim."
Bu tuhaf ifadenin adı hayranlıktı.
Akdeniz kızardı. "Güzel mi sence?"
"Mükemmel... Dokunabilir miyim?"
"Pe-Peki..."
Harry, perçemlerine dokundu onun. Akdeniz titredi ama Harry bunu fark etse de onu utandırmak istemedi. "Ne zaman boyadin?"
"Lise son."
Harry'nin ufak dokunuşuyla ölüyor gibi hissetti Akdeniz.
"Çok kiskandi."
"Senin saçların daha güzel. Benimkiler yıprandı hem..."
"Yumuş bir kere. Yalanci."
"Yumuşak mı?"
"Evet..."
Harry'nin yaptığı tatlı hataya ikisi de deli gibi gülmeye başladı.
Harry, çocuğun gülüşüne hayran kalmıştı adeta. En sonunda gülmeyi kesebildiklerinde Akdeniz dışarı baktı ve havanın karardığını fark etti. Gözleri büyüdü. "Geç olmuş!"
Harry de o an fark etti. "Kalkalim mi?"
Hesabı ödemeye geçtiler. Harry elini Akdeniz'in eline koyarak cüzdanını çıkarmasını engelledi. "Ben ödüyorum."
Akdeniz "Peki..."dedi utanıp.
Harry hesabı ödeyince dışarı çıktılar, Akdeniz temiz havayı içine çekerek gülümsedi.
Ve o meşhur ayrılma anına geldi. Sarılacak mıydı? Öpecek miydi? El mi sıkışacaktı? Kahretsin, ne yapacağım? diye düşündü. Altay ne söylemişti?
"Görüşürüz,"deyip hızlıca arkasını döndü ve aceleyle yürümeye başladı. Kendi ayağına takılsa da yürümeye devam etti.
Harry arkasından güldü. "Görüşürüz!"
ayrı kitap çıkarmaya üşenen bir malım merhaba, onları arada yazacağım böyle🥺
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Ritim [BXB]
Short Story"Bak, burası bizim cehennemimiz ve burayı biz yönetiyoruz. Şimdi bize itaat zamanın geldi." BXB ODŞD'nin ikinci kitabıdır, önce onu okumanız gereklidir.
![Ritim [BXB]](https://img.wattpad.com/cover/191760927-64-k730668.jpg)