hatırlatma: erol turgut team>> yalgın ve güzle uğraşan homofobikler, yalgın küçükken onlardan korkup güzü suda bırakmıştı falan filan
Güz
"Markete uğrayalım mı balım?"dedi Yalgın ben marketi geçmişken. Başka tarafımdan bu trafikte soluyarak geri döndüm. İlla yolu geçince söyleyecekti. Huyu kurusun. "Sen park ederken ben iniyorum."
Kafa sallayarak otoparka baktım.
Tam ineceği sırada tişörtünden tutup kendime çektim. "Ne?"dedi sırıtıp.
Ben de gülümsedim.
"Öpecektim."
Öpmeme izin verdi.
"Ee gelmiyor musun?"
Sızlandım.
"Yalgın, Gün ışığım... Kocaman market, nolur uğraştırma. Benim istediklerimi de bilirsin, fırla."
Dudak büktü.
"Yalgın..."
Yavru kedi gibi suratıma baktığında "Tamam, geliyorum,"dedim.
Park ettikten sonra Yalgın'ı alkoller arasında buldum. "Tekila da mı içsek ya?"
Elime çarpan Yalgın'ın sevdasına düştüğü çikolataları alışveriş arabasına attım. "Ne istersen al."
"Tavuk da alalım, hatırlatmayı unutma."
Gözlerim alkoller arasında turlarken mırıltıyla onayladım.
"Oo selam da verilmiyor artık."
Arkamdan gelen sesle öfkeli bakışlarımı Erol'a diktim. "Buraya son gelişimiz Yalgın, orospu çocuklarına dayanamıyorum."
Onlar da bize karşı, Behzat'la husumeti olan bir müzik şirketine geçmişlerdi ve o günden beri aramızda soğuk savaş vardı.
Turgut sırıttı. "Vay vay, para size cesaret mi verdi?"
Yalgın öne çıkarak "Ee Turgut? Müziğiniz de sizin gibi yerlerde mi hala?"dedi alayla.
Erol kahkaha patlattı. "Artık lütfen bizi bırakınlar yok mu korkak ibne?"
"Yakında yine kaçıp gider, annesi Beril. İşi kaçmak."
Yalgın gözlerini kıstı. "Vay be, o kadar taktın mı bana? Bir tur aramıza gelirsin o halde."
Erol onun yakasını kavrayınca kolundan tuttum. "Sakın. Ona dokunma."
"Gözlerim yaşardı, korkak ibneni mi koruyorsun?"
"Bırak yoksa ağzını yüzünü sikerim,"dedim nefretle.
Bırakırken sırıttı. "Basit bir selam verdik, Güzcüğün heyheyleri tepesindeymiş."
"Sikerim heyheyini, defol git başımızdan. On liraya ve gölgemizde sahne al, amcık."
Yalgın omzumdan tuttu. "Bırak bebeğim. Sefalet içindeler zaten, görmüyor musun? Tek düşünceleri biziz. Delirmişler ve kudurmuşlar. Asla bizi geçemeyecekler, yenemeyecekler değil mi?"
"Oğlum sen var ya kiminle uğraştığının farkında değilsin. Son günlerini mutlu geçir,"dedi Turgut ona.
Yalgın ve ben onlar giderken parmak gösterdik arkalarından.
Sonra bir şey olmamış gibi bir şişe şarap aldım.
Adeta orospu çocuklarına bağışıklık kazanmıştım.
"Sade alma,"dedi Yalgın.
"Hassiktir oradan,"dedim tersleyerek. "Geçenki berbattı."
"Güz lütfen!"
"Bana ne. Bundan alacağız."
"Anan."
"Komik mi?"dedim ciddice.
Yalgın şımarıp beni belimden kendisine çekti, gülüyordu. Boynumdan öptüğünde dirseğimi karnına gömdüm. "Markette bari rahat dur."
"Yoo..."
Nefesimi verdim. Reyonlar arasında gezindim ve un aldım.
"Geçen prezervatif almadın."
"Gerek yok. Bir iki kere kullanmazsak ölmeyiz."
"Ama cinsel hasta-"
"Yalgın."dedim bıkkınca. Ona baktığımda neye kızdığımı unuttum. Burnumun dibindeydi. Pudra şekeri alıyordu.
Burnumu yalayıp gülünce ben de güldüm. "Ah evde bittin."
"Imm... Ne kadar bittim?"dedi dudaklarıma bakarak.
Yaşanan her şeyi bana bir kere daha unutturdu. Onu delicesine seviyordum ve bu en güzel ilacımdı.
taslak bölümler bitmiyordu...
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Ritim [BXB]
Cerita Pendek"Bak, burası bizim cehennemimiz ve burayı biz yönetiyoruz. Şimdi bize itaat zamanın geldi." BXB ODŞD'nin ikinci kitabıdır, önce onu okumanız gereklidir.
![Ritim [BXB]](https://img.wattpad.com/cover/191760927-64-k730668.jpg)