Güz
Hastaneye Yalgın'ın arabasıyla gittik. O park ederken dayanamayıp indim, ikinci katta olan Gonca'nın yanına geldim. Oturmuş ve yüzünü elleriyle kapatarak ağlıyordu.
Beni gördü ve saniyesinde bana sarıldı.
Saçlarını okşayıp "İyi olacak, ilaç bu..."diye geveledim. İşin aslı kendimi inandırmaya çalışıyordum.
Harry ve Yalgın da gelmişti. Harry'nin sesi küçük bir çocuğa ait gibiydi.
"Ömer iyi mi?"
İç çektim.
"Bilmiyorum."
"Doktorla konuşmalıyım,"dedi Yalgın hayal dünyasındaymışçasına.
Gonca hıçkırmaya başladı. "O-O birden giderse..."
"Gonca öyle bir şey olmayacak."
Titredi.
"Aramız kö-kötüydü. Bunu hak etmedi."
Yalgın doktorla konuşmaya gitti.
Harry sıkkın bir şekilde "Neden böyle yapti, ben anlamiyor,"dedi.
"Ben ve Yalgın hayatını siktik,"dedim. Boğuluyor gibi hissediyordum, birisinin benim yüzümden bunu yapması berbattı. Zincir gibi tüm hayatımı takip edecekti, bunu asla unutmayacaktım.
"Hayir. Bir erkek için değer miydi?"dedi Harry üzüntüyle.
"Üniversitenin başından beri çıkıyorduk, yara bandı olduğunu fark etmesi onu çok-"
"Güz yeter,"dedi Gonca yüzünü silerken.
Elimle alnımı ovdum. "Hepsi benim suçum."
Seni böyle görmek kafamı sikiyor.
Yalgın'a aşığım.
Ben...Ben tamamen toparlayamadım ama sen yapabilirsin.
Yalgın geri döndü. "Midesini yıkamaları gerekiyor, yani yaşayacakmış. İlaçlar baya ağırmış." Elini omzuma attı. "Yapma şöyle, bizim suçumuz değil. Kaç yaşında insanlarız Güz, yeri geldiğinde ilişkilerimizi bitiremeyecek miyiz?"
"Ömer senin gibi değil, hassas. Tamam mı?"dedi Gonca hırçınca.
"Ben de ayrılık acısı yaşadım ama kimsenin hayatına bu şekilde zulüm getirmedim. Her çıktığınla evlenmezsin. Bazen berbat biter ilişkiniz, bazen güzel biter. Bitmeyebilir de. Ne yani şimdi ben de eski sevgilimi öpüp hap mı içmeliyim?"
"Herkes olaylara senin gibi tepki veremez,"dedi Gonca sinirle.
"Tamam, sakin olalim."
Gonca tekrar oturdu.
"Sigara içeceğim, dayanamıyorum,"dedim o sıkışıklık hissiyle. Bir şeylere tutunmam gerekiyordu.
Yalgın da bana yetişip elimi tuttu. Ellerimizi ceketimin cebine soktum. Hastanenin arka bahçesine çıktık. Parliament'i çıkarıp bir dal yaktım. Dumanı ciğerlerime çekerken siyah gökyüzüne baktım. Onun üzerimdeki mavilerini hissediyordum.
"Sen içmiyor musun?"
Sesi masumdu.
"Hayır. Yanında durmak istiyorum."
Başımı arkaya atarak derin derin çektiğim dumanı havaya bıraktım. Sigaradan ziyade ceketimdeki sıcak eli daha iyi hissettiriyordu.
"Bizim suçumuz yok, Güz. İlişkiler böyle değil mi?"diye diretti.
"Çocuğun kalbini alıp aramızda oynadık."
"Ayrılsın diye saçma triplere girmedin mi? Ayrılmayan oydu."
Beni bu kadar iyi tanımasından nefret etmeye başlamıştım.
Elini cebimden çıkararak öptüm. "Beni yatıştırmana gerek yok Gün ışığım. Seninleyken yatışıyorum."
İçi gitmiş gibi baktı. "Seni seviyorum,"dedi fısıltıyla.
Parmaklarına bir öpücük daha bıraktım. "Ben de seviyorum."
"Ömer kalkınca bunu çözeceğiz, lütfen sen güçlü kalmaya çalış."
Dumanı içime çektim. "Deneyeceğim."
insan kendi karakterlerine düşer mi amk tam ömere üzüleceğim güz yalgının elini öpüyor falan
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Ritim [BXB]
Short Story"Bak, burası bizim cehennemimiz ve burayı biz yönetiyoruz. Şimdi bize itaat zamanın geldi." BXB ODŞD'nin ikinci kitabıdır, önce onu okumanız gereklidir.
![Ritim [BXB]](https://img.wattpad.com/cover/191760927-64-k730668.jpg)