~14~ Kır Kır, Dokun

2.2K 195 87
                                        

Güz

"Aç mısın Güz?"

"Yok abi."

"Ben açım. Bugün ne söylesem...Osman gel yardım et,"diye seslendi patron telefonuna bakarak. Osman abi koşup nefes nefese içeri daldı. Elimdeki kağıtları köşeye bıraktım. Ne olmuştu da böyle koşmuştu?

"Ne söyleyelim gel seç."

Osman abi alnındaki teri sildi. "Siz daha iyi bilirsiniz."

Patron ofladı. "Seçemiyorum. Güz sence?"

"Dürüm söyleyesek mi?"dedim midem guruldayacağım diye alarm verirken.

"Yok. Geçen yedim."

Göbeğine bakış attım. "Belli."

Patron kaşını kaldırdığında kağıtlara baktım. Güldü. "Nerede kıvırcık?"

Yalgın beni eve almamıştı ve mesajlarıma da dönmemişti. Kızgın olsa da ben onun gönlünü alacaktım.

"Aramız bozuk biraz."

"O niye? Cover çalışması yapacağız, ayrılmak yok,"dedi alnını kırıştırıp.

Yuvarlak gözlüklerimi ittirdim. "Ufak bir olay. Kızgın değildir de yani..."

"Bu seferlik arayayım. Osman sen de ne yiyeceğimizi seç."

Patron telefonunu çıkarırken Osman abi başını salladı, keli bile düşünceyle parlamıştı.

Yalgın içeri girdi. Dizleri yırtık açık renk bir kotla üzerinde kalçasını tam örtmeyen beyaz bir tişört vardı. İç çekip kağıtları masadan aldım ama kağıtlar yere döküldü.

Patronun yanında erkek arkadaşını dikiz... O gerçek olamaz...

Yalgın gitarını yakınıma bıraktığında kokusu burnuma doldu. Güz sakın.

Üzerime bakış attım. Başka bir şey düşünecektim. Mesela... Kırmızı beyaz çizgili bir kısa kollu gömlek giymiştim. Ne kadar güzel çizgiler...

Ben aşktan dolayı renk körüydüm. Arada siyah çizgiler de varmış.

Yapmacık bir gülümsemeyle bana baktı. "Çalışıyor muyuz?"

"Önce yemek diye düşünmüştük, sen ne yemek istersin?"diye sordum.

"Bir şey istemiyorum,"dedi suratıma bakmadan.

"Dolapta lokma vardı, en azından tatlı bir şeyler ye."

"Emir verme bana,"diye soludu. Gözleri sinirden koyulaşmıştı.

"Tamam."

Sert bir bakış attıktan sonra mutfağa yürüdü.

Peşinden mutfağa uçtum. Ellerini tezgaha yaslamış, yüzünü ellerine gizlemişti. Kesik kesik aldığı nefeslerden ağladığını fark ettim.

Düşünmeden belinden sımsıkı sarıldım. "Bırak beni,"dedi tepinip.

"Özür dilerim."

"Bırak dedim!"

Çenesinden tuttuğumda kıyameti kopardı. Umursamadan onu öptüm. Hınçla kollarıma tırnaklarını batırdı, kollarımdan kurtulamadığından delirmişti, buna rağmen iniltisini bastıramadı.

"Yalgın, Ömerleyken de deliriyordum senin için. Sana öldüm, ondan döndüm. Eğer dönmeseydim sensiz ölüye dönecektim. Neden kendini Ömerle kıyaslıyorsun? Ona ne olduğunu merak ettim. Bu. Yemin mi edeyim? Senin için anlamı olan her şeyi yapayım, o arkadaşım."

"Beni öylece azarladın, sonra geldin dü-düzgün bir özür dilemeden..."dedi hıçkırarak. "Ben alacaktım sigara sana."

Sikeyim ya. Çok kırılmıştı. Canım acıyordu, durmadan kafamı duvara vurmak istiyordum.

"Gün ışığım,"deyip bukleleri okşadım. "Konu sikik bir sigara değildi. Ömer bana soğuk davrandığı için kızdım, gergindim zaten. Şarkı, iş... Sana patladım. Seni bu kadar aşağıladığımı bilmiyordum. Özür dilerim. Gerçekten. Bir daha yapmayacağım, sen benim parçamsın lan. Seni bilerek kırıp rahat uyuyabilir miyim?"

Kıpraşmayı kesti.

"Gerçekten asabi birisiyim ama seni üzdüğü için söz dikkat edeceğim."

Burnunu çekip susmaya devam etti. Nefes almak o an zorlaştı.

"Yalgın amın oğluyum ben. Aptal gibi hıncımı senden çıkardım. Özür dilerim, başka diyeceğim bir şey yok. Yapacak bir şeyim kalmıyor, sen böyle ağladığında evde bomboş oturuyorum. Seni kırınca ben de gerçekten kırılıyorum. Haydi Gün ışığım... Ağlama, ne olursun."

Eliyle suratını sildi. Kızarık yüzünü öptüm. Gözlerini kapatıp kollarıma yaslandı. "Cidden lokma var mı?"dedi kısık sesle.

"Dolaba koydum. Çikolataları erimiş."

"Kaç tane?"

"Sekiz."

"Az."

"Bir kutu daha var. Kutu başı sekiz."

Mavilerini heyecanla yeşillerime dikti. "Barıştım şu an ben."

Başını yine kollarıma gömdü. Saçlarını öptüm. "Seni seviyorum."

"Her duyduğumda ilk kez duymuşum gibi oluyor."

Gülümsedim. O da kollarını belime sardı. Bu kez kaşını öptüğümde yavaşça içini çekti. Çok güzeldi, sonsuza kadar kollarım arasında istiyordum onu.

Öpmeye devam ettim, gözlerini kapatmış dudaklarım altına bırakmıştı kendisini.

"Gözlüğün yakışmış,"diye fısıldadı. "Tak hep."

Gülümsedim tekrar.

"Yemekler geldi. Birbirinizi sonra yer-"

Patron bizi sarmaş dolaş gördüğünde şaşırdı ama kaçamak gülüşünü görmüştüm.

"Lokmaları üstüne yersin,"dedim Yalgın'ın kulağına.

"Beraber. Hepsini yiyemem."

"Tamam Gün ışığım."

"Ben de el atabilirim,"dedi patron.

Güldük.

Birileri demiş Yalgüz öldü, şimdi desinler daddyler geri döndü👌🏻

Ritim [BXB]Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin