~76~ Hamarat Damat

889 103 144
                                        

Güz

Annem tatlıya bayıldığını söyledi ve durdu. "Dışarıdan aldınız, değil mi?"

"Kalbimi kırıyorsunuz, ben yakışıklı olduğum kadar hamaratım,"dedi Yalgın elini kalbine koyarak.

Gülümsedim. "Ve biraz egoludur."

"Dışarıdan almışsınız,"dedi Gamze de kıkırdayıp.

Masanın altından tekme attım. Dizini ovdu, o da tekme attı. "Gamze çocuklaşma."

"Sen başlattın!"

"Ben abiyim, her şeyi yaparım."

Gamze başını iki yana salladı. 

"Ellerinize sağlık çocuklar,"dedi annem gülümseyip.

"Yalgın, kalk toparla ben de evi gezdireyim."

"Ben niçin gezdiremiyorum? Bulaşıklardan tiksiniyorum!"

"Çünkü ev işi yapan, ideal bir erkeksin,"dedim gözlerimle onu öldürerek.

"Gelin gibi hissediyorum,"diye mırıldandı.

Gülüp anneme evi gezdirdim, Gamze de Yalgın'a yardım etmeye karar verdi.

Uzun koridordan geçtik. Kapıyı araladım. "Burası yatak odası."

"Çok kara kara... İçim şişti."

Gözlerimi kıstım, kahve-beyaz renklerle döşenen kocaman ve klas bir odaydı bence. Neyse. Annem gidip her yeri mor yaptığından sevmezdi. Köşede duran çerçeveyi eline aldı, Yalgın ile ben ilk sahnemizin pozunu oraya koymuştuk. Hafifçe tebessüm etti. Nota şeklinde asılı olan tabloya baktı ve beni takip etti.

"Burası çalışma odamız."

Gözleri açıldı, evet büyüktü. Led lamba koymuştuk, annem gitar çalıp şarkı söyledikten sonra burada ışıklar altında seviştiğimizi iyi ki bilmiyordu.

Masaya, beyaz rafımıza baktı. Gitarlarımız dibindeydi. Benimki siyah, Yalgın'ınki bordoydu. Başını kaldırdığında LGBT bayrağını gördü. Yalgın'ın astığı fotoğraflarımızı da... Fotoğraflar!

Öpüştüklerimiz, barda öyle pozlar vardı ki anneme inme indi.

Yalgın birisinde boynumu yalıyordu.

Elimle suratıma vurdum. Kaldırmayı unutan bendim.

"Banyoya da bak,"dedim kısık sesle.

Dillerimizi değdirip poz vermek zorunda mıydık?

"Bunlar ne?"dedi elini alnına koyup.

"Fotoğraf..."

"Güz gerçekten zorlanıyorum, böyle birisi olduğunu düşünmüyordum. Bu çocuk... Bu hayat... Sana göre mi?"

"Anne, Yalgın beni çok seviyor. Ben de onu seviyorum."

Başını iki yana salladı. "Seni hiç tanımıyormuşum gibi ve bu beni üzüyor."

Geveledim. "İşte gösteriyorum."

"Biliyorum. Haklısın. Ben suçluyum, babanı dinlememeliydim."

"Boşver bunları. İçeri geçelim mi? Dondurma var."

Gezintiden sonra konuşup on beş dakika da salona döndüğümüzde Yalgın dondurmaları hazırlamıştı. Gamzeyle Netflix açmışlardı, çizgi diziye gülüyorlardı. "Tipe baak,"dedi Gamze. "Mooncake'im olsa keşke."

Yalgın ekrandaki yeşil yaratığın taklidini yapınca kahkahalara boğuldular, koltukta haykırırken tepiniyorlardı. Ben de güldüm, böyle saçma sapan yetenekleri vardı işte.

Ritim [BXB]Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin