Güz
Yalgın yüzünü boynuma gömmüş, kıpraşsa bile uyanmıyordu. Dün gece iş yüzünden fazlaca yorgunduk, onun saçlarını okşayarak uyumasına izin verdim. Ben de kalkmadım, o başını gizlediği yerden çıkarırken dudakları aralandı, bir kez daha kıpraştı. Rahatsız gibiydi.
Telefonum çaldı.
Kulağıma götürerek "Altay? Hayırdır?"dedim. Saat çok erkendi.
"Güz, olay çıktı."
"Ne?"
"Akdenizleri kıstırmış bu Erol piçleri."
"Hassiktir!"dedim öfkeyle. "Geliyoruz."
"Yok, Riva şansa kontrole gitmiş telefonuna cevap almayınca Akdeniz'in abisini aramış. Bunları bir güzel benzetmişler ama Akdeniz hala ağlıyor."
"Bir şey mi yaptılar?"dedi Yalgın ciddice.
"Bilmiyorum. Harry de söylemedi. Eve kapandı, çok tuhaf davranıyor."
"Ben Harry'e giderim,"dedi Yalgın ayağa fırlayıp.
"Sen Akdenizle misin? Geleyim?"dedim üzüntüyle. Benim suçumdu bu.
"Bence gelmelisin."
"Tamam, yola çıkıyorum."
Yalgın'a baktım, suçluluktan eziliyordum. Geberiyordum. Bana ilaç gibi bir öpücük kondurdu. "Sana ihtiyacı var."
"Benim suçum..."
"Hayır, onları haklayacağız Güz,"dedi ciddiyetle. "Şu an Akdeniz'in yanında olmalısın."
"Sen de Harry'nin..."
Başını salladı, üzerimizi değiştik ve kendi arabalarımızla yola koyulduk. Trafik yüzünden geciksem de hızlı kullanarak bir nebze telafi ettim. Akdeniz'in evinin önüne park ederken bir araba daha gördüm, galiba abisinindi. Ne olduğunu bilmediğimden iyice gerilmiştim, pak edip inince asansörle ikinci kata çıktım. Eğer çok kötü bir şeyse katil olacaktım artık. Gözümü nefret bürümüştü. Kan bürümüştü. Yılların kaosu, bitmeyen savaş beni delirtiyordu.
Kapıyı Behzat açtı. Bakışları buruktu. "Güz, sonunda!"
"Akdeniz nerede?"
Abisi sol taraftan çıktı. "Yatakta, ağlıyor. Bizimle konuşmuyor."
"Ne oldu? Naptılar?"dedim acıyla. Akdeniz'in hıçkırıklarını duyuyordum.
"Fiziksel taciz,"dedi Riva alçak sesle.
"Orospu çocukları, onları birer birer geberteceğim."
"Güz, sakin-"
"Siktir oradan patron!"
Etraf dönüyordu.
Yerimde hırsla döndüm. Bu kadar ileri gidemezlerdi. Bunu hangi -insan bile değil- canlı yapardı? Bu oldukça ağırdı. Akdeniz gibi intihara meyilli birisi için daha da ağırdı. Riva bana iki kere intihar etmeye çalıştığından bahsetmişti.
"Ağızlarını burunlarını değiştirdik, sonra polis geldi,"dedi abisi.
"İfade verdiniz mi?"
"Aynen. Serbestler,"dedi Riva gülerek. Çocuk sinirden gülüp duruyordu.
"Harry ne sike burada değil? Akdeniz'i sakinleştirmesi gerekmiyor mu?"
"O daha kendi götünü koruyamaz,"dedi ülkücü abi sinirle.
"Arayın şunu, gelsin. Ne kadar bok gibi olursa olsun burada Akdeniz söz konusu."
Odaya girip kapıyı arkamdan kapattım. "Akdeniz?"
"Güz?"dedi hemen yataktan başını kaldırarak.
"Özür dilerim,"derken sesim titredi.
Bana sarılarak benim suçum olmadığını söyledi. Sarılışına karşılık verdim. Sırtını sıvazladım, bana öyle sıkı sıkı sarılıyordu ki ağlayasım gelmişti. O ise bir süre sonra sakinleşti, artık ağlamıyordu. Bu iş beni ve Yalgın'ı aşmış, herkese sıçrıyordu. Ateşi söndürmem gerekiyor diye düşünürdüm ama aslında ateşle karşılık vermem gerektiğini fark ettim.
"Geçti."
"Harry yok,"dedi mırıltıyla. Ses tonu masumdu, sanki annesini arayan küçük bir çocuk gibi masum...
"Gelecek." Gri perçemlerini ittirdim. "Yerinde ben varım."
"İyi ki varsın,"dedi burnunu çekip.
"İlacını aldın mı?"dedim, belki daha iyi hisseder ve uyuşurdu.
"Evet, atak geçirdim. O zaman şey..."
"Ah Akdeniz..."
Geri çekilerek soluk yüzüne baktım. "Onları yakacağım. Artık ölüler, tamam mı?"
"Serbestler,"dedi donuk bir şekilde.
"İçeri girmiş olmayı dileyecekler."
Biz konuşurken kapı gıcırdayarak açıldı. Yalgın ve Harry gelmişti. Harry bir paket çikolata getirmişti. "Bebiş, bak. Sana."
Akdeniz ağlayacak gibi gülümsedi. "Geldin."
"Hı hım..." Harry hemen ona sarıldı, Yalgınla birbirimize baktık. O da yorgun gibiydi ama Akdeniz için belli etmiyordu. Ona ne kadar ağır geldiğini biliyordum. Karşısında gerçekleşmişti sonuçta. Harry onu öpüp koklarken Akdeniz'in ilk zamanlardaki gibi hafifçe titrediğini fark ettim. O piçleri de bunu eğlence yapanları da liğme liğme edecektim.
"Ben de bir paket aldım,"dedi Yalgın yerleşerek. Ama onlar bizi duymuyor, sarılıyorlardı.
"Siz de gelin,"dedi Akdeniz beni sarılmaya çekerek.
Yalgın da grup sarılmasına katıldı. "Canın yanıyor mu?"
"Harry ve siz varken baş edebilirim,"dedi Akdeniz buruk bir gülümsemeyle.
"Akdeniz..."
Göğsüme bir şey bastırıyordu.
"Sadece sarılalım."
Gülümsediğinde ben de gülümsedim.
O çok güçlüydü ama bu Erollara acı çektirmeyeceğiz demek değildi. Bir plan bulmamız gerekiyordu artık.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Ritim [BXB]
Truyện Ngắn"Bak, burası bizim cehennemimiz ve burayı biz yönetiyoruz. Şimdi bize itaat zamanın geldi." BXB ODŞD'nin ikinci kitabıdır, önce onu okumanız gereklidir.
![Ritim [BXB]](https://img.wattpad.com/cover/191760927-64-k730668.jpg)