Güz
Anı yaşayalım da bakarız.
Ne gerek var ki?
Sana hayran.
Ne gerek var ki?
Arabanın hızını arttırdım. Öndeki araba on dakikadır yol vermediğinden ve sürekli yolumu da kestiğinden en sonunda tüm öfkem ağzıma geldi ve onu kustum. "Yol versene. Oyun mu oynuyorsun?"diye bağırdım.
Önümdeki araba anında durdu. Ani duruşuyla beraber iki adam indi arabadan.
Alayla gözlüklerimin üzerinden kekolara bakış attım.
"Ne diyorsun lan sen ibne?"
"Memnun oldum,"diye dalga geçtim.
Arabanın kapısını açıp yakamı kavradı. "Oğlum senin hayatını sikerim!"
Ellerini sertçe ittirdim.
"Eminim."
"Çıkacak mısın arabamın önünden?"dedim sıkkınca.
"Öyle mi? Çıkayım yani."
Levyeyle arabama bir tane indirdi, kahkahayı patlattım. Herif arabama indirmişti!
"O levyeyi kaldırmazsan ben götüne sokup kaldırırım!"
Levyeyi bana savurdu ama ıskaladı. Göz korkutmak için torpidodan silahımı çıkardım ve adama çevirdim.
Arkadaşı panikledi.
"Hassiktir, abi silahı var."
"Tekrarlamamı ister misin?"diye sordum.
Levyeyi sertçe bıraktı.
"Orospu çocuğu."
Yola geri döndüğümüzde kornalar eşliğinde direksiyonu çevirdim. Beş dakika sonra öfkem daha yeni geçmişken kendi kendime sövmeyi kesmemiştim. Silah olmasa adam levyeyi bana sokacaktı.
Aniden arabanın arkasına vuran şeyle öne savruldum. Önümdeki arabaya çarpmamak için direksiyonu kıvırıp ağaca yöneldim. Dikiz aynasından az önceki adamları görmüştüm.
Güm diye ağaca vurdum. Hiçbir yere vurmadığım halde burnum kanamaya başladı. Öfkeden...
"Sikeyim!"
Telefonum çalmaya başladı.
"Ne lan ne?"diye bağırdım.
"Güz?"
Ömer.
"Neredesin?"
"Ömer sonra ara,"dedim kanı elimin tersiyle silip.
Arabayı tekrar çalıştırdım.
"Sen sinirlisin. Ne oldu?"
Suratına kapatıp ve direksiyonu döndürüp manyak gibi geri döndüm. Arabanın amına koymuşlardı!
Gaza bastım. Telefonun zil sesini duymuyordum. Bir an önce gitmek istiyordum.
"Yavaş be!"dedi yoldan birisi.
Müthiş bir uyuşma hissediyordum. Barın önünde durdum. Valeye arabayı verdim.
"Güz Bey... Ne oldu arabaya?"
"Sorma,"diye tısladım.
İçeri girdim ve eğlenen eşcinsellere baktım. Barmenden viski istedim. Viskiyi shot attım.
"Güz, iyi misi-"
"Sana ne?"diye bağırdım.
Patron yanıma oturdu. "Arabayı sikmişsin. Ne yaptın?"
"Burnunu hayatıma sokma!"
"Güz, sakin ol."
"Bak oldum, sağ ol. Aklıma gelmedi!"dedim bir shot daha atıp. Beni omuzlarımdan kavrayarak sarstı.
"Kim vurdu arabaya?"
"Ben vurdum,"dedim gülümseyerek. "Ruh hastasıyım, patron. Bir yere geçirmek istedim."
"Peçete,"dedi barmene.
Peçeteyi burnuma bastırdığında gülmeye başladım. "Oğlun muyum lan ben senin? Bırak beni!"
"Burnun çeşme gibi kanıyor, amına koyayım!"
Ayağa kalktım.
"Sana ne. Seni ne sikim ilgilendirir?"
Kolumdan sertçe tuttu. "Öfkeni kontrol edeceksin artık. Yalgın'ın hayatını sikmeyi kes. Onu da etkiliyorsun."
Nefretle ona baktım. Kolumu sertçe kurtararak yukarı yürümeye başladım.
Telefonumun sesiyle bir küfür savurdum. Tanımadığım bir numara arıyordu. Yalgın neden arayacaktı? Şaşırmamıştım!
"Güz Bey?"
"Benim,"dedim burnumdan bir nefesle.
"Ben babanızın doktoruyum. Babanız..."
"Babam ne?"
"Başınız sağ olsun."
Telefon elimden şak diye düştü.
"Güz Bey? Orada mısınız?"
Dizlerimi hissetmiyordum. Ve hiçbir şey hissetmem zannediyordum ancak yanılmıştım. Nefes alamıyordum. Her şey durmuştu.
Babam benden nefret ederek ölmüştü.
yapma be güz :(
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Ritim [BXB]
Cerita Pendek"Bak, burası bizim cehennemimiz ve burayı biz yönetiyoruz. Şimdi bize itaat zamanın geldi." BXB ODŞD'nin ikinci kitabıdır, önce onu okumanız gereklidir.
![Ritim [BXB]](https://img.wattpad.com/cover/191760927-64-k730668.jpg)