Yorumlar azaldı gelen yazma şevkim yine kaçtı.
Yalgın
Kalbim göklere çıkıyordu.
Bulduğum ilk yer park yerine girerken ellerim titriyordu, arabamı daha önce bu kadar zor park etmemiştim. Araba park etmeyi unuttuğumu söylesem abartı olmazdı.
Arabadan fırladım. Gözlerim hastanenin kapısında fıldır fıldır döndü, tam o anda havaya kalkan elini gördüm. Hızlı adımlarla dibinde bittim ve sımsıkı sarıldım ona.
"Aklımı aldın Güz...Afrodit'im..."
Ayakta zor dururken başını omzuma yasladı. Sinir krizi geçirdiğini iş arkadaşı Samet'ten öğrenip kendimi trafiğe atmam eş zamanlı sayılırdı.
"Hastaneye gitmedin mi?"dedim birden.
"İlaç verdiler, çıktım,"dedi kuru bir sesle.
Kulağına dudaklarımı yaklaştırdığımda gözlerini kapattı. "Arabaya geçmeden bir şey ister misin?"
Kollarıma ağırlığını verirken başını iki yana salladı.
İyi misin demek istemiyorum çünkü darmadağın olduğu on metre öteden rahatlıkla fark ediliyordu.
Bu yüzden sessiz kalıp arabaya yürüttük onu, arka koltuğa yatırdım. Sızlanıp iyi olduğunu söylediğinde takmadan başını kaldırıp altına yastık koydum. "Uyu, lütfen. Ben seni yatağa da taşırım."
Kan çanağına dönmüş yeşillerini bana dikti. "Sigara istiyorum."
"Biraz uyusan olmaz mı?"
Öyle kırık baktı ki yüzüme gözlerim doldu, hemen torpidodan ona paketi aldım. Arkaya uzattım. Ne olmuştu ona böyle? Daha sabah telefonda gülmeden konuşamazken şimdi ruhu çekilmiş gibi uzanıyordu. O piçler mi çıkmıştı karşısına? İhtimaller beynimi yerken dalgın bakışlarla arabayı otoparktan arabayı çıkardım.
Tanrım... Sinir krizi geçirtecek kadar ne yapmışlardı?
"Kulaklığın var mı?"dedi çatallı bir sesle.
"Balım, benimkisi Iphone. İstersen Spotify'ımdan bakabilirsin ama olur mu?"deyip telefonumu ona uzattım. Belki kafası dağılırdı.
Telefonumu alıp ruhsuz ifadesiyle "Kilit,"dedi.
"Parmak izini kırmızı ışıkta kaydedeyim."
Başını sallayıp dumanı içine çekti.
Işık yandığında Güz'ün parmak izini kaydettim, sersem bakışlarını müzik listeme dikip sessizliğe gömüldü.
O üzülmesin diye konuşmadım, yolları izledim. Aynadan onu da izledim arada, dumanı içine çekerken elleri nadiren titriyordu ve kalbim o anda endişeyle atıyordu. Bacaklarını hafifçe kırıp yastığın üzerine koymuş, yolu müzik eşliğinde izliyordu.
Işıklarda durdum, trafik daha da artmazsa on dakika falan kalmıştı. Arkama baktım.
Başı cama yaslı uyuyakalmıştı.
Buruk bir gülümsemeyle baktım ona. Anlayamıyordum. Öyle güzeldi ki...Onu nasıl kırabiliyorlardı böyle? Nasıl açtığı yaraları kapatmadan gülüyorlardı? Benim bile canım böyle acırken o nasıldı ki? Hayal edemiyorum.
Işıklar yandı.
Kavşaktan dönüp ara sokaklara girdim. Güz mırıldanıp sırtını döndü.
Otoparka girip arabayı park ettim. Tamam, uyandırmama gerek yoktu. Taşırdım. Yapardım bunu. Yaparım, yaparım.
Arabadan inip arka koltuğun kapısını açtım. Güz kısık gözlerini bana dikti hemen. Eğilip dudaklarını öptüm, uyku sersemi olduğundan kirpiklerini kırpıştırdı. "Uyu sevgilim,"diye fısıldadım.
Kısık sesle inleyip gözlerini kapattı tekrar.
Ardından mermi taşırcasına onu odama taşıdım. Harry eve girdiğimiz an peşimize takıldı.
"O iyi mi?"dedi endişeyle.
Güz'ün dudaklarını öptüm tekrar, gözlerini hafifçe aralayıp baygın bakışlarla baktı bir an, ardından mırıldandı ve gözlerini kapattı.
Harry'e olumsuz anlamda baş salladım. Harry'nin gözlerine anlayışlı bir tavır yerleşirken bana sarıldı. "Neye ihtiyacin var?"diye fısıldadı.
"Pike yıkanmıştı. Getirir misin? Üşümesin."
"Tamam, ya sen? Yemek ister misin birazcik?"
Cıkladım.
Harry hemen pikeyi Güz'ün üzerine bıraktı. "Bir şeye ihtiyaç olursa seslen. Ben uyumam."
"Kiminle konuşacaksın sabahlara kadar?"dedim gülümseyip.
"Sextape,"deyip kaş oynattı.
Sessiz sessiz güldüğüm zaman el sallayıp odasına gitti.
Sandalyeye oturdum. Güz pikeyi kavrayıp mırıldandı. "Tanrım... Lütfen onu böyle gösterme bana. Mahçup hissetmekten çok yoruldum."
Başımı arkaya yasladım ve titrek bir nefes verdim.
"Yalgın..."
Güz ismimi mırıldandığında hemen ona eğildim. "Söyle balım."
"Benimle uyu, üşüdüm."
Yatakta yanına yerleşince boynuma yaklaştı, kolumu başının altından kaydırıp oraya uzanmasını sağladım. O da kollarını belime sardı.
Güçsüz sesi beni boğdu. "Beni bırakma. Sen benim ailemsin."
"Bırakır mıyım?"dedim usulca. İç çekti, sanırım kokumu istiyordu.
"Bu sefer bırakmayalım,"dedi yorgun bir sesle.
Burnunu öptüm. "Sana aşığım Güz."
"Ben deliyim sana,"dedi mırıltıyla. "Aşktan bambaşka bu, sana deliriyorum. Her şeyinle deliriyorum."
"En güzel biz deliler severiz,"diye fısıldadım.
Gevşemiş bir ifade belirdi yüzünde. "İyi geceler Gün ışığım."
"İyi geceler Afrodit."
Ve o uyuyana kadar onu izledim.
Bayılıyorum kaos ve dramaya ya ofofofo
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Ritim [BXB]
Krótkie Opowiadania"Bak, burası bizim cehennemimiz ve burayı biz yönetiyoruz. Şimdi bize itaat zamanın geldi." BXB ODŞD'nin ikinci kitabıdır, önce onu okumanız gereklidir.
![Ritim [BXB]](https://img.wattpad.com/cover/191760927-64-k730668.jpg)