O gün tüm grup akşam yemeğinde bir araya gelmişti. Jisung başından geçen her şeyi hepsine anlatmıştı. Hepsi de anlayışla karşılamıştı onu, zaten Hyunjin ve Felix en başından Jisung'un yanında olmuştu.
Diğer üçüyle de yüzleştikleri zaman tüm sorunları çözülmüştü aslında ama Minho bu konuların bir daha anılmaması için istemişti bu toplu buluşmayı.
O günden sonra hepsi yaşanılan kötü anıları hafızalarından silmiş gibiydi, arkadaşlıkları bıraktıkları yerden devam ediyordu.
Bu süreçte Jisung Minho'nun evinde yaşamaya başladı. Minho'nun bir kedisi olduğunu öğrendi. İsmi Soonie'ydi. Dori ve Doongie'yi birlikte sahiplenecekleri günü beklediğini söylediğinde gözleri doldu Jisung'un bunu bile unutmamıştı Minho.
Şimdi Felix'in ve Changbin'in bekarlığa veda partisi için iki gruba ayrılmış, eski sınıf arkadaşları olarak birlikte Changbin ve Felix'in yaşadığı evin bahçesinde barbekü yapıyorlardı.
Seungmin "Marşmelovlar en son" diye Hyunjin'i azarlıyordu.
"Ya bırak ben kendi hakkımı şimdi yiyeceğim canım istiyor" diye onunla didişiyordu Hyunjin de.
"Olmaz sağlığın için önce yemek sonra tatlı" diye karşı çıkıp Hyunjin'in uzaklaşması için onu omzuyla ittirdi.
Jisung da oturduğu salıncakta hafifçe sallanıp gülerek onları izliyordu. Hiçbir şey değişmemişti hala çocuk gibiydi hepsi.
"Felix nerede" diye sordu onu etrafta göremeyince.
"Süslenecekmiş, bugün çekindiği fotoğraflarda güzel çıkmalıymış, ömür boyu hatırlayacağı bir önemli bir anmış falan filan" diyip gözlerini devirdi Hyunjin, ardından kızartamadığı marşmelovlardan birini ağzına tıkıştırdı.
Bunu fark eden Seungmin de elindeki maşayla bağırarak onu kovalamaya başladı. Jisung onların haline kahkahalarla gülüp Felix'in odasına doğru ilerlemeye başladı.
Kapıyı tıklayıp cevap gelmesini bekledi ardından Felix'in kendisie seslenmesiyle içeri girdi.
"Oh Jisung iyi ki geldin, tanrı gönderdi seni" diyip arkadaşının ellerini tutup çekiştirmeye başladı heyecanla.
"Ne oldu" dedi Jisung da endişeyle.
"Hangisini giymeliyim sence" diye sordu askıdaki kombinleri bir bir üstüne tutup gösterirken.
"Lix bir şey oldu sandım, hepsi çok güzel sen de öylesin eminim hepsi çok yakışır" dedi gülümseyerek.
"Of bırak şimdi böyle tatlı olmayı, bana yardım etmen lazım bir türlü seçemiyorum" diye sızlandı.
Jisung da onun bu heyecanlı hallerine gülüp başını olumlu anlamda salladı.
Ardından yatağın üstüne gelişi güzel saçtığı onlarca kombini inceleyip, teker teker eleyerek kırık beyaz salaş tül gömlek ve krem tonlarındaki sade ve şık pantolonda karar kıldılar.
"Saçlarına maşa yapalım mı" dedi Jisung arkadaşının güneş sarısı saçlarıyla oynayıp. Felix de hevesle onaylayıp Jisung'un önüne oturdu, Felix'in saçını yaptıktan sonra sade bir makyajla tamamladılar, çillerini özellikle kapatmadılar çünkü hepsi onun çillerine hayrandı tabi en çok Changbin.
Felix aynaya bakınca beğenmiş olacak ki kocaman gülümseyip sımsıkı sarılarak teşekkür etti.
"Bugünde yanımda olmanı çok istiyordum" dedi Felix gözleri dolarken.
"Ben de bu güzel günleriniz de yanınızda olmayı çok istiyordum" dedi Jisung tebessüm ederek.
"İyi ki varsın Jisung, çok seviyorum seni" diyip yine sarıldı, üstlerinde fazla duygusal bir hava vardı, ta ki Hyunjin aniden odaya dalana kadar.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
dandelions, minsung
Fanfiction...ardından serçe parmağını uzattı. "tamam öyleyse bana söz ver, büyüyünce evleneceğiz eğer sözünü bozan olursa ceza olarak bir kutu çikolata alacak" dedi.
