Bol bol yorum yapın lütfen. Keyifli okumalar.
Jisung hastaneden çıkalı üç gün olmuştu. Bu üç gün içinde hiç konuşmamış, tepki vermemiş ve sadece ölmeyecek kadar yemek yiyip uyumuştu. Bunları da zaten yapmak istemese de yapmak zorunda olduğu için yapmıştı.
Polis ifadesini almaya geldiğinde sadece hiçbir şey hatırlamadığını söylemişti, başka da tek bir kelime çıkmamıştı ağzından.
Jisung'u yanına alacak aile yakınları olmadığı için yetiştirme yurduna sevk edileceği söylenmişti, buna da tepki vermedi sadece dinliyordu ağzını açıp hiçbir şey söyleyecek ne gücü ne de isteği vardı.
Bu durum herkesi en çok da Minho'yu üzmüştü. Ne kadar Jisung için çabalasa da Jisung'un moralini yerine getiremiyordu. Kendini dünya üzerindeki en işe yaramaz insan olarak görmeye başladı ister istemez.
Yetiştirme yurduna yapılacak sevk işini Felix'in ailesi bir kaç gün ertelemeyi başarmıştı. Şimdi bir kaç günlüğüne yurttan izin alarak Felix'in ailesiyle kalıyordu.
Felix'in anne ve babası da tıpkı Felix gibi muhteşem insanlardı. Neredeyse Jisung'un etrafında pervane oluyorlardı. Ama onlarla bile konuşmak istemiyordu.
Onun da annesi ve babası muhteşem insanlardı. Peki neden artık onun yanında değillerdi? Onları o kadar çok özlemişti ki fark etmeden yine kendini ağlarken bulmuştu. Hızlıca gözyaşlarını elini tersiyle silip derin bir nefes alıp verdi.
"Jisung hadi çıkalım, Minho Hyung ve Changbin Hyung kapıdalar" dedi arkadaşına elini uzatıp.
Han nehri kıyısında Jisung'a moral pikniği düzenlemeye karar vermişlerdi. Bu fikir Minho'dan çıkmıştı, Jisung küçüklüğünden beri nehrin kıyısında olmaya bayılırdı. Belki böylece biraz daha iyi hissederdi diye ümit etmişti.
Jisung hafifçe olumlu anlamda kafasını sallayıp. Arkadaşının kendisine uzattığı elini tuttu yavaşça.
Tanrıya şükürler olsun ki Jisung'un yüzündeki bir kaç sıyrık harici vücudunda hiç bir hasar yoktu. Onlar da abartılacak büyüklükte değildi. Polislere göre o arabadan Jisung'un sağ çıkması bir mucizeydi. Minho'nun küçük mucizesi.
Kapının önünde kendilerini bekleyen büyüklerinin yanlarına gittiler.
"Selam Jisung, nasılsın" dedi Changbin çok nazik bir şekilde sırtını sıvazlayarak, yarası olmadığını biliyordu ama yine de Jisung'u incitmekten çok korkuyordu. Grubun ayarsız kuvvetli Changbin'i bile gücünü kontrol etmeyi başarıyordu ona karşı.
Jisung bir şey söylemeden, başını sallamakla yetindi. Minho'yla göz göze gelince iyiyim der gibi gözlerini kırpıştırdı, o onu tek bir mimiğinden bile anlardı bu konuda onun yanında çok rahat hissediyordu.
Minho da gözlerini kırpıştırdı ona karşılık elini elleri arasına alıp tuttu.
Birlikte nehrin kıyısına geldiklerinden diğerlerinin de çoktan geldiklerini gördüler. Yavaş adımlarla yanlarına ilerlediler.
Geldikleri gibi üçü de sımsıkı sarıldı Jisung'a senin yanındayız demek istediklerini bu şekilde göstermek istediler.
"Nasılsın Jisung" dedi Hyunjin sesi titrerken.
Jisung günlerdir yaptığı gibi sadece iyiyim der gibi kafasını salladı yüzündeki tezat acı dolu yarım tebessümle.
"Bak sana en sevdiğin çikolatadan aldık hem de bir sürü istediğin kadar yiyebilirsin" dedi Hyunjin neşeli çıkarmaya çalıştığı sesiyle.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
dandelions, minsung
Fanfiction...ardından serçe parmağını uzattı. "tamam öyleyse bana söz ver, büyüyünce evleneceğiz eğer sözünü bozan olursa ceza olarak bir kutu çikolata alacak" dedi.
