45. Bölüm

1K 56 7
                                        

Herkes buradaydı. Gözümün alabildiği her yerde tanıdık yüzler vardı. Kimisi yıllardır görmediğim akrabalar, kimisi çocukluğumu paylaştığım kuzenler, kimisi ise lisede her teneffüste yanı başımda olan eski arkadaşlarım. Hepsi, bugün burada, bizim mutluluğumuzu paylaşmak için toplanmışlardı. Sözde sadece aile arasında, sade ve küçük bir nişan yapacaktık ama ne ben ne de Ulaş, ailelerimizin bu kadar heyecanlanacağını öngörememiştik. Her iki taraf da "yakın" dedikleri tüm dostlarını, akrabalarını yanlarında görmek istemişlerdi. Hal böyle olunca üç yüz kişilik salon neredeyse tamamen dolmuştu.

Salonun her köşesi hareketliydi ama tüm dikkat, tam merkezdeki bizde toplanmıştı. Gözler, gülümsemeler, fısıltılar... Hepsi bize çevrilmişti. İçimdeki gerginlik giderek büyürken, yüzümde gülümseme kalmaya devam ediyordu. Ama bedenim beni ele veriyordu. Masanın altından Ulaş’ın elini bulduğumda, parmaklarımı onun avucuna geçirdim. Tırnaklarımı istemsizce etine bastırırken o tek kelime etmeden elimi daha sıkı kavradı. Ne kadar gergin olduğumu biliyordu ve bu kalabalığın içinde tek huzur bulduğum yer, onun avuç içiydi.

Dışarıdan bakıldığında herkes için ne kadar kusursuz bir an gibi görünüyordu. Oysa içimden geçenleri bir tek Ulaş anlayabiliyordu. Göz göze geldiğimizde bir anlığına tüm kalabalık, tüm sesler arkamızda silinip gitmiş gibi hissettim. Bu an, bizimdi. Ve sanırım en çok da bu yüzden, tüm kalabalığa rağmen yalnızca onunla tamamlanmış gibiydim.

Salonda ışıklar yavaşça kısıldı. Kalabalığın uğultusu yerini bir beklenti sessizliğine bırakırken, fonda tanıdık bir melodi yankılandı.

"I found a lovefor me..."

Evet. Ed Sheeran. "Perfect."

Ulaş'la bakıştık. Elini bana doğru uzattığında, içimden bir ürperti geçti. Elini tutarken kalbim yerinden çıkacak gibi atıyordu. Kalabalığın ortasında sadece ikimiz vardık artık. Bütün salon, o an sadece bir fondu. Dışarıdan bakıldığında süzülen bir çift gibi görünüyorduk belki ama ben... ben kendimi onun gözlerinde yeniden buluyordum.

Yavaş adımlarla dans pistinin ortasına yürüdük. Ulaş belimden nazikçe tuttu, beni kendine yaklaştırdı. Başımı göğsüne yasladım. Kalp atışlarını duyabiliyordum, benimkiyle yarışıyordu sanki.

İlk adımımızı attık.

Ayaklarımızın senkronunu bile düşünemedim, çünkü aklım tamamen başka bir yerdeydi. Onun kokusunda. Teninin sıcaklığında. Ellerinin beni nasıl tuttuğunda.

"We are still kids, but we're so in love..."

Şarkının sözleri iliklerime işliyordu. Gözlerimi kapattım. Bu bir dans değildi sadece. Bu, onunla başladığımız yolun ilk adımıydı. Bu, kalabalığın önünde bile sadece birbirimize ait olduğumuzun sessiz bir ilanıydı.

Ulaş, başımı elleriyle okşadı. Ardından fısıltıya yakın bir sesle, "İyi ki…"dedi. Gözlerimi kaldırdım. Gülümsedi. O an… her şey durdu. Müzik bile arka planda kaldı. Çünkü o an sadece onun gözlerinde yaşanıyordu.

Dans etmeye devam ettik. Ama bu artık sıradan bir ilk dans değildi. Bu, hayatım boyunca asla unutamayacağım bir andı. Ve biliyordum ki yıllar geçse de, bu şarkı her çaldığında… gözlerimi kapatıp o ana döneceğim. Gecenin ortasında, yüzlerce insanın önünde ama yalnızca onun kollarında güvenle dans ettiğim ana.

RECA Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin