30 Bölüm: Part 1

8.5K 357 157
                                        

Merhaba arkadaşlar. Bölüme hoş geldiniz. Yeni bölüme geçmeden önce oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın lütfen.

Sınır 150 oy 150 yorum. 

Gözlerimizin yeniden buluşacağı günü bekliyorum sevgilim. Çok özledim seni. Sesini, gözlerini, her şeyini. Geri döneceğini biliyorum ve seni bekliyorum kollarının arasında yeniden olacağım günü bekliyorum..."

Ulaş'ın bana aldığı pembe bir defterim vardı. Üstünde çok güzel bir yazı vardı, tatile gittiğimiz vardı. Gördüğümde direkt çarpmıştı ve Ulaş benim için almıştı. Normalde günlük tutmazdım ama içine Ulaş ile ilgili her şeyi yazıyordum. Onu özlediğimi, ona kırıldığımı, her şeyi bu defterin içine yazıyordum. Bir keresinde alıp defteri okumaya başlamıştı, sırtımdan aşağı inen utancı hâlâ dün gibi hatırlıyordum. Ah Tanrım gerçekten rezil olmuştum o gün. Ama bir yandan da iyi olmuştu çünkü Ulaş ona kırıldığım her şeyi öğrenmiş ve ekstra dikkat etmişti hareketlerine. Mesela eskiden hiç ciddi ilişkisi olmadığını için benimle birlikte olduktan sonra afalladığını ve nasıl davranması gerektiğini bilmediğini söylemişti. Bazen bana gösterdiği aşırı tepkiler ona göre normaldi ve ben bunların hepsini tek tek yazmıştım. Tabii bir de bunları okuyup özür diledikten sonra beyefendi bana kızmıştı. Neymiş neden bir kırgınlığım olduğunda bunu ona açık açık söylemiyor muşum. Bir güzel azarımı yedikten sonra artık anında söylüyordum kırıldığım, kızdığım noktaları. Ve inanın böylesi daha iyi olmuştu ilişkimiz için. Anında hatasını telafi ediyordu.

Toksik bir ilişkiden sağlıklı bir ilişkiye geçiş yapıyorduk. İkimiz de çocuk değil olgun insanlardık. Ama bazen bizim yaptığımız hataları on beş yaşındaki çocuklar yapmıyordu. Çabalıyorduk. İkimiz de daha iyi bir ilişki,gelecek için çabalıyorduk.

Yatağın üzerinde ki telefonum çalmaya başladığında yerimden bir umutla kalktım belki Ulaş arıyordur diye ama hayır arayan Seyhan hanımdı. Kaşlarım kendiliğinden çatıldı. Neden arıyordu? Ulaşa bir şey mi olmuştu? Hızlı davranarak yüreğim ağzımda aramayı cevapladım. Bu can yakıcı düşünce anında içimi ateşler içerisinde bırakıyordu.

" Efendim Seyhan hanım?" dedim sesimde gizleyemediğim korkuyla. Böyle mi olacaktı hep? Artık bu telefonları hep korkuyla mi açacaktım? Bir kulağım, bir gözüm hep kapıda, telefonda mı olacaktı? Allah'ım ne zor bir sınavdı bu böyle? Düşündükçe bir yanım hep sızlıyordu.

" Nasılsın Aymira? Bayağıdır seninle görüşemedik. Bugün müsaitsen bir kahve içmeye gelir misin? Hem biraz da konuşuruz. Ne dersin?" dedi sakin bir sesle. Seyhan hanımın oldum olası böyle bir sakinliği dinginliği vardı. Hem soft hem dominant görünmeyi nasıl başarıyordu acaba?

" Tabii Seyhan hanım, bugün müsaitim mutlaka uğrayacağım." dedim o görmese de gülümseyerek. Aramızdaki buzları sevdiğim adamın hatırına eritecektik. Sonuçta bir süre sonra aynı aileden olup aynı soyadı kullanacaktık. Bir bağımız olacaktı. Bildiğim sır ise onların ailesini ilgilendiriyordu. Ali şu an mutluydu ve gerçeği öğrenmenin ona hiçbir yararı olmayacaktı.

Bazen gerçekler acı verirdi. Bilmemek daha iyiydi.

" Harika o zaman. Ailene selam söyle kızım kapatıyorum şimdi." dedikten sonra arama sonlanmıştı. Elimdeki telefonu bırakarak yatağa oturdum ve boş gözlerimle öylece bakakaldım. Şimdi fark ediyordum ne kadar yorulduğumu. Ulaş gittikten sonra düşünmemek için kendimi hep işe vermiştim. Ablamın yanına gitmiş onunla ilgilenmiştim. Bol bol da bebek sevmiştim. Bedavadan anne yarısı oluyorduk ve bu güzel bir duyguydu.

Ayağa kalkarak telefonu da yanıma alıp aşağı indim. Bu akşam Fethiye'den teyzem gelecekti bizimle arası otobüsle bir saat on dakika sürüyordu. Onları karşılamaya ben gidecektim. O yüzden evde de bir telaş vardı ama sadece annen telaş yapıyordu her zaman ki gibi. Sabahtan evi dip köşe temizlemiş, iki çeşit tatlıyı hazır etmiş şimdi de yemekleri yapıyordu. Mutfağa onun yanına girdim. Tabii gözü bana değdiği gibi anında iş kitledi. Ben gelmeseydim ne yapacaktı acaba?

RECA Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin