Multimedia:
Madrigal - Bambaşka
××××××××××××××××××××××××
İki ay sonra...
Elimle barman'a işaret edip bardağı doldurmasını istemiştim. "Buyurun." Demişti, önüme koyarken.
Önümdeki içkiye baktım. Babam burada olduğumu bilse, ne yapardı acaba? Pek umrumda değildi şu an.
Evlilik mevzusu açıldığından beri annem de bu konu hakkında çok fazla konuşmaya başlamıştı. Tanıdığı arkadaşlarının kızlarını gösteriyor ve onların ne kadar iyi birileri olduklarından bahsediyordu.
Babama gelirsek artık şirkete adımımı atamama izin vermiyor ve projelere de baktırtmıyordu.
"Sorumluluk sahibi olduğuna emin olduğum zamana kadar bu şirket seni hiç bir şekilde ilgilendirmez." Demişti bana, ve ben bunun kadar mantıksız bir şey görmedim hayatımda.
Bardağı başıma dikerek daha fazla sarhoş olmamak için bir daha istemeyip taksi çağırmalarını rica ettim.
Kapıda durmayıp saklı bir yerde durmayı seçmiştim. Magazine yakalanmak istemezdim. Babamın bilmesi umrumda değil dediğimde, yalan söylüyordum tabii ki. Ne kadar tartışmış olsak da, onu üzmek istemiyordum. Bir de görüntüsünün benim yüzümden zendelenmesini istemezdim.
Taksi sonunda geldiğinde, binip evimin adersini verdim ve beklemeye başladım. Evimin önüne varmamızla, şoföre ücreti uzatmış ve arabadan inmiştim. Gözlerimin önü biraz bulanıktı ve başım dönüyordu. Kapının önüne geldiğimde, anahtarı çıkardım. Kapıyı açmak için birkaç kere denedikten sonra nihayet açıldığında, derin bir nefes almış ve içeriye girmiştim. Kapıyı arkamdan kapatıp merdivenleri çıkmaya başladım yavaş yavaş.
Odaya girerek üzerimdeki tişörtü çıkarıp yere atmış ve yatağa yüz üstü yatmıştım.
×××××××××××××××××××××××
Sabah..
Bir şeylerin çarpışma sesleri üzerine bilincimin açıldığını hissettim. Gözlerimi zorlukla açmaya denedim. Başım çok ağrıyor, gözlerimi açmama engel oluyordu.
"Ömer! Bu kadar sesin üzerine uyanmaman bir marifet doğrusu." Devam etti aşinası olduğum o ses. "Bu nasıl bir oda ya? Bir insan nasıl burada yaşayabilir? Anlamıyorum."
Gözlerimi açtım. Selim'in öfkeli gözlerini görerek tekrar kapattım. Ağzımı aralayıp konuştum. "Günaydın, Selim. Bu eve nasıl girdiğini sorabilir miyim acaba?"
"Yedek anahtar vermiştin. Aradım aradım açmadın. Ben de öldün mü diye bakmaya geldim." İğrenerek baktı yüzüme "Ayrıca, sen! Yine mi içtin Ömer?" Diye bir anda yükselip sonra omuzları çökerek konuştu.
Selim alkole çok karşıydı. Günah olduğu bir yana, içenlerin bile bile kendilerini öldürdüğünü düşünüyordu. Haliyle de bu konuda bana hiç katılmıyor ve kızıyordu.
"Bari kalk, bir duş al. Kokun leş gibi. Ben de bu hayvanat bahçesini temizleyeyim." Dedi baya öfkeli bir sesle. Ben derin bir nefes alarak yataktan kalkıp odadan çıkarken, Selim hala söyleniyordu.
Ben de etrafımdaki herkesin hoşlanmadığı bir şeyi yapmak istemezdim. Fakat her zaman elimde olmuyordu, ve düşüncelerinden ancak bu şekilde kurtulabiliyordum çoğu zaman.
Banyoda işlerimi halledip odaya girdiğimde, Selim odada yoktu. Üstümü hızla değiştirerek yanına indim.
O telefonuyla ilgilenirken, ben salona giriyordum. Beni görünce, elindeki telefonu bırakıp börek olduğunu düşündüğüm paketleri açmaya başladı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Sway
Romance(Tamamlanmıştır.) " When marimba rhythms starts to play. Dance with me, Make me sway. Like a lazy ocean hugs the shore. Hold me close, Sway me more.' Yavaşça sallanmaya başladık göz göze. Benim elerim omzunda duruyor, onun elleri ise belimi sıkıc...
