Chapter Fourty-Seven

921 77 19
                                        

Multimedia:
Duman - Senden Daha Güzel .
×××××××××××××××××××××××××××××××××
Ömer Ege Yenilmez...

Çayı bardaklara döktüğümde, artık kahvaltı hazırdı. Mutfaktan çıkarak odaya girdim. Leyl hala uyuyordu.

Yatağın yanına çöküp uyuyan güzel çehresinde gezdirdim gözlerimi. Bir elimi kaldırarak yanağını işaret parmağımla hafifçe okşamıştım. Uzanıp dudaklarımı yüzünün her yerine bastırdım. Birkaç huzursuz mırıltıyla yatakta kıpırdanıp hafif örtüyü çıplak omuzlarına örttü.

İstemsizce gülümseyip fısıldadım. "Bebeğim, uyan."

Aslında saat daha çok erkendi ve biz neredeyse uyumamıştık, ama ben onu denize götürmek istiyordum. Denize girmeye korkuyordu ve ben bunu aşmasını sağlamak için sabahın bu saatinde boş olan plaja götürecektim.

Parmağımı boynuna götürerek boyunu ve omuzu boyunca gezdirdim. Huylanarak kaşlarını çattı. "Leyl, hadi uyan."

Gözlerini yarı yarıya açarak bana baktıktan sonra tekrar kapattı. "Hım?"

"Kahvaltı hazırladım, kalk hadi." Dedim omuzuna ufak bir öpücük bırakıp.

"Ama uykum var." Dedi gözlerini açmadan yüzünü buruşturarak.

"Ama seni bir yere götüreceğim." Dediğimde, nefesini verip gözlerini açtı.

Yanakları hafiften kızarmaya başlarken, kısık bir sesle konuştu. "Günaydın."

"Günaydın, birtanem." Deyip yüzünü okşadım. "Sen bir duş al. Ben mutfakta bekliyorum seni."

Utandığını bildiğimden yerde olan pijamasının üstünü başından geçirip kollarını giyinmesini bekledim. Sonra yerden kalkarak uzanıp dudaklarımı alnına bastırmış ve odadan çıkmıştım.

Mutfağa girerek sandalyeye oturup Leyl'in gelmesini bekledim. Kısa bir süre sonra Leyl saçını at kuyruğu olarak toplamış pudra renginde yazlık, kısa bir elbiseyle mutfağa giriş yaparak yine kalbimin hızlanmasını sağlamıştı. Islık çaldığımda, saçını savurarak utangaç bir şekilde kıkırdadı.

Bir sandalye çekerek yanıma oturdu. "Beni daha önce uyandırsaydın keşke, tek başına hazırladın bunları."

"Her gün sen hazırlıyorsun. Bir gün de ben yapsam sorun olmaz." Dedim elini tutup tersini okşayarak.

"Tek başıma hazırlamıyorum ki ama ben."

"Güzelim, hareket ederken canın yanabilir diye hazırlamanı istemedim." Dediğimde, utanarak gözlerini kaçırmış ve dudağının kenarını kıvırmıştı. "Hadi kahvaltını yap. Seni denize götüreceğim."

"Ben denize giremem ki." Dedi gözlerini tekrar gözlerime çevirerek.

Elini tutup üstünü hafifçe okşamaya başladım. "Niye korkuyorsun denize girmekten? Anlatmak ister misin bana?"

Başını salladı. "Ben sanırım 17-18 yaşlarındaydım, denizde yüzüyordum... Sonra boğuldum. Uzun bir süre beynime oksijen gitmedi, günlerce hastanede yatmıştım. O günden beri bir daha denize girmedim, hep uzaktan izledim sadece."

"Peki, bugün birlikte denesek? Hı? Bakalım aşabilecek miyiz bu korkunu, olur mu?" Dediğimde, dudaklarını ıslatıp düşünmeye başladı. "Zaten yanındayım, yavrum. Sana bir şey olmasına izin vermem."

"Tamam, olur. Girelim denize." Dedi, derin bir nefes alarak başını sallarken.

Ona gülümseyip tabağını doldurmaya başladım. Ağzını itiraz etmek üzere açsa da, konuşmadan tekrar kapatmıştı. Tabağının yarısını bitirdiğini gördüğümde, bir ilerleme kaydettiğimizi fark ederek nefesimi sessizce verdim.

SwayHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin