Chapter Thirteen

1.1K 92 178
                                        

Multimedia :
Son feci bisiklet - Torna
××××××××××××××××××××
1 hafta sonra - Nişan günü sabahı

Annem saat dokuzda, "Saat on bir oldu. Uyan artık! Gelin sensin, ve hala uyuyorsun." Diyerek uyandırdı beni. Nişanın akşam yedide olmasına rağmen.

Elimi yüzümü yıkayıp kahvaltı yapmak için aşağıya indim. Babamı masa başında yanağını eline yaslamış, gözlerini yummuş bir şekilde bulmuştum.

Yazık bu adama da. Bu saatte neden uyandırıldı?

Zalim karısı uyandırmıştır.

Annen hakkında böyle konuşma, çok ayıp.

Adım seslerim babamı uyandırmış olmalı ki başını uykulu uykulu bana çevirdi. "Günaydın, babacım." Dedim gülümseyerek. O da gülümseyip, "Günaydın, canımın içi." Demişti.

Annem de masaya oturduğunda, kahvaltı yapmaya başladık. Ara ara sohbet ederek kahvaltımızı bitirdik.

Şalımı ve makyajımı yapacak olan kuaför yarım saat sonra gelecekti. Odama çıkıp ortalığı toparlayarak üstümü değiştirdim. Annem kapıyı çalmadan sert bir şekilde açtığında, kaşlarımı çatıp başımı kapıya çevirdim.

Bu kadın polis mi olmak istiyordu acaba? Kapıyı böyle çalıp açmasının başka açıklaması yok.

"Pardon. Bu kadar sert açmak istememiştim." Dedi annem gülerek.

Başımı iki yana salladım. "Sorun değil, anne. Ne oldu?"

"Kuaför geldi, aşağıda. Selinler önce buraya gelecekler saat dört buçukta, dini nikah için. Belirtmek istedim." Dediğiyle, gözlerim duvarda ki saate kaydı. Saat on bir buçuktu, yani acele etmemize gerek yok.

Kapım beş dakika sonra tıklandığında, kapıyı açıp kuaförü içeriye buyur ettim. Hoş geldin, hoş bulduk, nasılsınız faslının bitmesiyle, ilk makyaja başladı. Zaten hafif bir makyaj yapacaktım.

"Kaç yaşındasınız, Ela hanım?" Dedi, farı yaparken.

"İki gün sonra yirmi beş oluyorum." Dediğimde, kaşlarını şaşkınlıkla kaldırdı.

"Öyle mi? Daha küçük gösteriyorsunuz."

Dediğine gülümsedim. Bir süre sonra makyajı bitirdiğinde, aynaya bakmak için yerimden kalktım. 

"Çok güzel olmuş. Elinize sağlık." Dediğimde, gülümseyip konuştu.

"Sizin güzelliğinizden dolayıdır."

"Teşekkür ederim." Deyip devam ettim. "İsterseniz biraz mola verelim, ne içersiniz?"

"Ben zahmet vermeyeyim." Dedi biraz utangaç bir şekilde.

"Ne zahmeti, olur mu öyle şey? Lütfen." Dediğimde, gülümseyip çay içebileceğini söyledi. Çayı istedim ve biraz oturup sohbet ettik. Saat bir buçuk olduğunda, şalımı yapmaya başladı.

Başımı yapmak çok zamanımızı almıştı. Model seçememiş birkaç tane denemiştik. Sonunda internetten güzel bir model bulmuş ve saat dört olana kadar bitirmiştik.

Kuaförü yolcu edip odama tekrar döndüm elbiseyi giymek için. Saate baktığımda, Deniz ve Selim'in geç kaldığını görmüştüm. Yanaklarımı şişirip giyinme odasına girdim.

Beş dakika geçmemişti ki, kapım gürültüyle açıldı. Başımı giyinme odamdan çıkarıp baktığımda, Deniz'in nefes nefese olduğunu gördüm.

SwayHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin