Bu kitapta geçen tüm kişi ve kurumlar tamamen hayal ürünüdür
°°°
Bir duygu hisseder ama tarif edemezsiniz fakat bir şeylerin eksik olduğunu yine de bilirsiniz. Bir duygu var, hissettiğim ama tam olarak neyi çağrıştırdığını bilmediğim. Ne olmuştu az önce, ne yapmıştım ben?
Ben, Şira Ateş.
Az önce bir insanı öylece öldürebileceğimi fark ettim. Nefretin ne kadar güçlü bir duygu olduğunu öğrendim. Ben içimdeki nefretin benden başka birini yaratabildiğini gördüm. Bir insana gözümü kırpmadan zarar verebileceğimi gördüm. Sallanıyordum. Bir ileri, bir geri. Arabanın geçtiği yollardan dolayıydı belki de, ya da gözümün önünde onlarca kez tekrarlanan sahneden dolayı...
Midem yanıyordu, boğazımdan yukarıya doğru bir şeyler tırmanıyordu. Yirmi dört yıl sonra tanıştığım kişiliğimi hazmedemiyordu, tıpkı ben gibi. Midemdeki yanma hissi dayanılmaz bir hal alırken dudaklarımın arasından kısık bir inleme çıktı. Ellerimi yumruk yaparak mideme baskı uyguladım. Yok, bir türlü geçmek bilmiyordu. Acı, katlanıyor, dayanılmaz bir hâl alıyordu. Gözlerimi sıkıca yumdum ama acımadan, tek saniye bile düşünmeden Karun'un gözüne batırdığım kalemin geride bıraktığı anıyı hatırlayınca hızlıca aralandı göz kapaklarım.
Neydi bu?
İntikam duygusu mu?
Yıllarca dersini gördüğüm, nasıl saf dışı edildiğini, edilebileceğini öğrendiğim onca duygudan yalnızca biriydi oysaki.
Aren'in beni izlediğinin farkındaydım. Ben şu an sadece kendimin farkında değildim ''Şiram, iyi misin?'' dedi ürkütmekten korkar gibiydi sesi. Başımı iki yana salladım. Boğazıma doğru ekşi bir tat yükselirken korkuyla arabayı durdurması için bağırdım.
''Durdur, arabayı durdur!'' Bir anda fren yaparak duran arabadan dolayı öne doğru savrulan bedenim, boğazımdaki kötü tadı ağzıma yükseltmişti, dayanılacak gibi değildi.
Açtığım kapıdan hızlıca inerken koşmaya başladım. Yaklaşık beş adım sonra yere çökerek midemdeki her şeyi çıkarmaya başladım. Bir el, buz gibi bir el terle kaplanmış alnımı tutarak tam arkama çöktü. Gözlerimi sıkıca yummuştum. Aren'in bir kolunu sırtımda hissediyordum. Gözlerimi yavaşça açarken yerdeki belli belirsiz beyaz örtünün üstündeki kırmızı sıvıyı gördüm, kan kusmuştum, az önce kan kusmuştum. Korkuyla çığlık attım, Sol elimin tersiyle ağzımı hızlı hızlı silerken kanın elime bulaştığını fark ettim.
Aren'in endişeyle bir şeyler söylediğini duydum ama ne söylediğini ayırt edemiyordum. ''Kan, kan var,'' dedim haykırarak. Aren'in beni sıkıca saran kollarını iterek üstüne çöktüğüm ıslak topraktan uzaklaştım. ''Koku, kötü kokuyor,'' dedim, ellerim benden bağımsız bir şekilde boğazıma gitti. Bana doğru temkinli adımlarla yaklaşan Aren'i korkuyla izledim, bana yaklaşmasını istemiyordum. ''Boğuluyorum, nefes alamıyorum,'' dedim. Ağlıyordum, yanaklarım buz tutmuştu sanki. Aren'in çaresizce çıkan sesi ilişti kulaklarıma.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Zehap
Novela Juvenil°°° ' Yeşilin kendince en güzel tonuydu onun gözleri, yeşil ancak onunla güzeldi. Boğazının kuruduğunu hissetti, derin bir yutkunma ihtiyacı hissetti. "Bakma şöyle, elim ayağım titriyor. Dudaklarım kavruluyor, çoraklaşıyor. Sana susuyorum sanki." Ne...
