Selin'den
Neredeyse tam 1 haftadır anne ve babamla görüşemiyorduk. Nedeni ise babam ,dedeme holding işlerinde yardım ediyordu, bu sebeple sürekli iş seyahatlerine gidiyorlardı. Annem iş seyahatlerine gitmeyi pek sevmez, bu sebeple babam sürekli yalnız giderdi. Ancak bu sefer annemle beraber gitmişlerdi. Ne oldu da birlikte gittiler bilmiyorum. Açıkçası pek de merak etmiyordum. Okuldan geldiğimden beri müzik dinliyordum. Oflayarak yataktan kalktım ve evde bir tek Çağrı olduğundan Çağrı'nın yanına gitme kararı aldım. Merdivenlere yöneldim ve Çağrı'nın odasının önüne geldim. Tam odaya gireceğim esnada annemlerin odasının kapısının açık olduğunu gördüm. Doğruca yönümü değiştirip annemlerin odasına yöneldim. Küçüklükten beri annemlerin odasına girmeye bayılırım. Sebebi ise annemler yurt dışından getirdiği çikolataları hep odalarında saklarlardı. Bunu bildiğimden odaya geçip direk dolapları karıştırmaya başladım. Aradım, taradım. Ancak yoktu. Umudumu kaybedeceğim sırada son olarak babamın pantolonlarının oraya baktım ve aradığım şeyi buldum. Cidden şeytanın aklına gelmezdi. Poşetin içinde her türden çikolatalar vardı. Kinder, Milka ,Oreo, M&M...gibi gibi daha birçok çikolata vardı. Annemin anlamaması için birazcık Çağrı'ya ve bana çikolata aldım. E Çağrı da bana az yardım etmemişti. Annemlere yalan söylerken sürekli Çağrı'yı kullanırdım. Canım gardaşım benim. O sırada gözüme annemlerin odasındaki annemin giyinme odası çarptı. Merak etmiştim. Uzun zamandır girmiyordum sonuçta. Ben ne kadar sportif, rahat giyinen bir kadınsam annemde benim tersimdi. O markete giderken bile şık olanlardandı. Gittiği her yere özenerek giderdi. Bir yerden geçerken herkes ona bakardı. Bu sebeple ayrı bir giyinme odası vardı. Dolabını açtığımda birbirinden şık elbiseler, kıyafetler vardı. Iyy diyerek dolabın kapısını kapattım ve ayakkabı dolabına yöneldim. Yine aynı şekilde süslü, yüksek topuklu ayakkabılar vardı. Canım sıkıldığından olsa gerek ayakkabılardan birisini seçtim ve giydim. Ayağa kalktığımdaysa boyum deve gibi olmuştu. Odada yürümeye çalıştığımdaysa her şey çok zordu. İçimden 'ben düğünümde bile spor giyerim lan,ne o öyle topuklular falan, kendi düğünümde düşüp rezil olmak istemem. Aynen aynen ben sporlarımı giyip giderim oraya da kesin. 'dedim ve güldüm. Tam hayret nasıl düşmediysem diyecektim ki şom ağızlılığımdan olsa gerek ayağım tökezledi ve az daha düşüyordum. Bu kadar oyun yeter dedim ve odaya geçtim.Tam gidecektim ki annemlerin aklıma güzel bir plan geldi. Annemlerin yatağının karşısında televizyon vardı. Tam istediğim. Hem yatakları da çok rahattı. Annemlerin yokluğunu fırsat bilerek kendimi yatağa attım. Şimdi tek bir şey eksikti. Kumanda. Yok, yok. Nerede bu kumanda yaa. Komodine baktım. Şifonyere de, hatta yatağın altına bile baktım ama yoktu. Son olarak bir umut belki yastığın altındadır diyerek elimi yastığın altına uzattım. Vee BİNGO! Buradaydı. Yalnız sanki bir şey daha vardı. Emin olmak için yastığı kaldırdığımda bir fotoğraf buldum. Fotoğraftaki kızı bir an annemin küçüklüğü sandım.Cidden bir insan bir insana ancak bu kadar benzer. Ama fotoğraf yeniydi. Eyfel Kulesi'nin önünde çekilmişti. Fotoğraftaki kız muhtemelen 15-16 yaşlarındaydı. Ve dediğim gibi anneme çok benziyordu. Ağzı, yüzü, gözü. Her yeri. Bu kız diye çok merak etmiştim. Fotoğrafın arkasını çevirdiğimdeyse büyük harflerle GÖZDE ve altında da bir adres yazılıydı. Fotoğrafı biraz daha yakından inceliyordum ki Çağrı geldi. Baş parmağımı ağzıma götürdüm ve kafamı geriye attım. ''Çağrı ödümü kopardın ya. Ne diye sessiz sessiz geliyorsun? ''
''Pardon ya. Hadi gel de Play Station oynayalım. '' dedi. ''Tamam, geliyorum. '' Tam gidecekti ki şu ana kadar nasıl görmediğini anlamadığım çikolataları gördü ve anında yanıma geldi. Ve yalakalığa başladı.
''Ablam benim. Sen var ya cansın can. En sevdiğim ablamsın, biliyorsun değil mi? '' Güldüm ve ''Tamam hadi bırak yalakalığı da içeri geçelim. ''dedim ve ayağa kalktım.
O sırada Çağrı elimdeki fotoğrafı gördü ve ''O ne? ''diye sordu.
''Hiiç. '' diye geçiştirdim. Allah'tan üstelemedi de poşeti yerine koyup dolabı kapattım ve odayı eski haline getirdim. Odadan çıktım. Tüm gün Çağrı ile Play Station oynadık. Sonra teyzemler geldi. Teyzem ve İdil yemek hazırlamak için mutfağa geçtiler. Ben de o sırada ödevimi yaptım. En iğrendiğim ders coğrafyaydı ve tam 100 soruluk bir ödev vardı. Bitirene kadar canım çıkmıştı. En sonunda bittiğinde aşağı indim ve mutfağa doğru yöneldim. Tam mutfağa gireceğim esnada İdil'in sesini duydum. ''Ne? ! Anne gerçekten mi? Şimdi onun kızı değil miymiş? ''diyordu. Neden bahsediyorlardı? Sonra teyzemin sesini duydum. İdil'in aksine o fısıldıyordu.
''Kızım söylediğime pişman etme. Bak söz ver kimseye söylemeyeceksin. Özellikle de- '' Tam o esnada durdu. Evet özellikle de kime? Ben konuşmasını beklerken kapı açıldı. Sonra teyzem konuşmaya başladı.
''Selin sen ne zamandır oradasın? Bir şey duymadın değil mi? ''dedi.
''Pek değil. '' dedim dürüst olarak. ''Kimden bahsediyordunuz?''diye sorduğumda teyzem hemen İdil'e döndü ve kaş göz işareti yapmaya başladı. O esnada İdil konuşmaya başladı.
''Ee...şeyden bahsediyorduk. Ee...hıh biz dizideki birinden bahsediyorduk. ''dedi. İnandırıcı gelmemişti. Bende üsteledim.
''Hmm hangi diziymiş bakalım bu? '' O sırada zil çaldı. Kapıyı açmaya koşarak İdil gitmişti. Teyzeme döndüm ve ''Teyze sen söyle bakalım hangi diziydi bu?''dedim. Teyzem tam ağzını açmıştı ki İdil geldi.
''Selin, Uraz seni çağırıyor. Acilmiş. ''
''İyi .Kaçın bakalım. Nereye kadar? '' dedim ve mutfaktan çıktım. Arkamdan 'Oh, ucuz yırttık ' dediklerini duymuştum. Son zamanlarda herkes bir garip davranıyordu. Annem, babam. Şimdi de teyzem ve İdil. Ortada bir şey vardı. Benim bilmediğim bir şey 'neyse yakında çıkar kokusu. ' dedim ve o sırada kapıya gelmiştim
.Kapıyı açtım ve''Efendim Uraz? '' dedim.
''Selin acil bize gelmen gerekiyor. ''
''Neden? '' diye sorduğumdaysa kolumdan tutup, çekiştirmeye başladı.
''Yolda anlatırım. Hadi! '' Ayakkabımı giydim ve dışarı çıktık.
''Ee anlat artık.''
''Nisan ve Deniz bugün yolda yürürlerken Deniz'e saldırmış birileri. Nisan'la birlikte bizdeler. Nisan senin yan evde olduğunu öğrenince seni çağırmamı istedi. '' O sırada evin önüne gelmiştik bile. Zile bastık .Kapıyı Nisan açmıştı. Beni görünce direk boynuma atladı. ''Selin...bize saldğrdlr. Deniz'e saldğrdlr. ''dedi ağlayarak. Bende ona sarıldım.
''Nisan.anlamıyorum kim ne yaptı?''dedim ve yüzüme bakması için onu boynumdan çektim. O sırada Uraz'da içeri geçmişti. ''Nisan ne oldu? Hem sen neden Denizle buluştun? Ne ara bu kadar samimi oldunuz? ''diye sorduğumda ağlaması hafiflemişti. ''Biz onunla parkta tanıştık. Sonra birkaç kez daha görüştük. Bugünde yine onunla buluşmuştuk. Sonra daha önce hiç görmediğim kişiler geldi Deniz'e saldırdı. Giderken de bu burada bitmedi, Cemil Abi'nin selamı var falan dediler. Çok korktum. Selin. Çok korktum. Ya ona bir şey olsaydı. O zaman ne yapardım ben? ''
''Anlıyorum. Neyse kapıda konuşmayalım. İçeri geçelim, öyle konuşalım. ''dedim ve kapıya yöneldim. Sonra durdum ve şunları söyledim.
''Nisan...bir şey diyeceğim. Ama kızmayacaksın...bence.... sen bu çocuktan hoşlanıyorsun. Bu kadar endişelendiğine göre... ''dedim ve güldüm.
''Hayır! ''dedi ve hızlıca içeri yöneldi. Sonra arkasını döndü ve ''Yani...umarım hoşlamıyorumdur. ''dedi ve içeri girdi.Bu haline güldüm ve bende ardından içine girdim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
YENİ KOMŞUM
ChickLitUmut tükenince yine çarpar mıydı kalp? Hayatında hiçbir zorlukla karşılaşmamız bir kız. Normal bir aile. Normal bir hayat. Peki her şey mükemmel giderken, birden bu düzen bozulursa neler olur? Ailevi sorunları bir yana, sevgilisiyle olan sorunları...
