Kabus

1.1K 47 23
                                        

İyi okumalar<3

Gözde'den

Yine aynısı olmuştu. Selin evden gitmiş ve evdekiler sessizliğe gömülmüştü. Annem elini alnına koymuş, hizmetçinin ona getirdiği suyu içiyordu. Elindeki suyu hizmetçiye verdi. ''Anlamıyorum, nerede yanlış yapıyoruz? Ben, ben kötü bir anne miyim? Neden çocuklarımın hepsini bir anda mutlu edemiyorum? Nerede yanlış yapıyorum? '' Annemi yanına gidip omzuna elimi koydum.

''Sen mükemmel bir annesin. Ve yanlışı yapan sen değilsin, senin kızın olacak olan o Selin. Sen hepimizin mutlu olması için uğraşıyorsun, sırf benim için onu orada bıraktığını bilmesin, üzülmesin diye yalan söylüyorsun. Onu düşündüğün için teşekkür edeceğine onun şu yaptığına bak. ''

''Selin'in psikolojisi son zamanlarda iyi değil. Her şey üst üste geldi. Benim hatam. Benim daha anlayışlı olmam lazımdı. Benim Selin'e ulaşmam lazım. '' Anneme 'ciddi misin' bakışımı atım.

''Ne demek her şey benim hatam! Sen onu düşünüyorsun ve bu yüzden suçlu mu oluyorsun? Bırak anne ya! '' Annem eline telefonunu alıp anladığım kadarıyla Selin'i aramaya başladı.

''Aç kızım, aç güzel kızım. Hadi annecim. '' Sinirli bir şekilde ona baktım. Hızla ayağa kalktım. Bir anda ayağa kalkınca burkulan ayağımın üstüne bastım. Ağzımdan çıkan küçük bir çığlığa engel olamamıştım.
"Açmıyor. Arzu'yu arayayım. Alo Arzu! Bana acilen Uraz'ın evinin adresini vermelisin. Çabuk ol lütfen. '' Annem hiçbir şey olmamış gibi Selin'le ilgilenmeye devam ediyordu. Gözlerim dolarken olabildiğince hızlı şekilde odama çıktım.

Yatakta ağlarken tek istediğim annemin, babamın ve öz kardeşlerimin beni sevmesiydi. Ben ne yaparsam yapayım asla bir Selin Acar olamıyordum. O benden her daim 10-0 öndeydi. O her istediğini yapardı ve annemler ona asla kızmazlardı. Ama ben en ufak bir hata yapsam bana demediklerini bırakmazlardı.

Biliyordum ki Selin var iken annemlerin gözlerinin beni göreceği yoktu. O zaman bana da tek bir şeyi yapmak düşüyordu: Selin'i ortadan kaldırmak.

Selin'den devam

Girdiğim şokun etkisiyle kalakalmıştım. Mezar taşının üstünde Uraz'ın adı yazıyordu. Şaka mıydı bu? Şoktan çıkıp yavaşça Uraz'ın yanına gittim. Arkasında durduğumdan beni fark etmemişti. Sıkıntılı bir nefes verdi.

''Benim yüzümden...kendini benim yüzümden feda ettin. Bir hiç uğruna. Değdi mi dersin? Benim gibi birisi için, değdi mi? '' Kaşlarımı çatıp Uraz'ı dinlemeye devam ettim. Bahsettiği kişi Uraz'ın neyi oluyordu? Ve daha da önemlisi kendisini niye Uraz için feda etmişti?

Ben Uraz'ı izlemeye devam ederken elini son kez toprağa bastırıp toprağı kokladı. Ardından ayağa kalktı. Arkasını dönmesiyle beni görmesi bir oldu. Yüzünde bariz bir şaşkınlık belirdi. Daha önceden arkasında olup ses çıkarmamama rağmen beni tanımıştı. Ama şimdi benim burada olduğumu daha yeni fark etmiş gibiydi. ''Selin? '' Sesindeki titremeye ve gözlerindeki kızarıklığa bakılırsa ağlamıştı. Bu düşünce kalbimde bir yerin kırılmasına sebep oldu. Aklımda dönüp duran soruyu kendimi tutamayıp sordum.

''Kim bu Uraz? Ve neden kendisini senin için feda etti? '' Bu soruyu benden beklemediği için şaşkınlıktan dudakları aralandı. Ama sonra kendini hemen topladı. Soruma cevap vermeden yanıma gelip kolumdan tuttu. Beni sürüklerken ona ayak uydurdum.

Mezarlığın çıkışına geldiğimde kolumu kurtarıp Uraz'a döndüm. ''Söyler misin artık! '' Elimle mezarlığı gösterdim. ''Orada yatan kim! Gerçek Uraz Soylu kim! ''

YENİ KOMŞUMBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin