Merhabalar herkese! Kısa bir aradan sonra buradayım. Malumunuz hepinizin de bildiği gibi üniversite sınavı erkene alındı. Bundan dolayı artık derslerime tamamen gömüleceğim. Burayı da maalesef ki boşlayacağım. Ama sadece 50 gün sonra hep burada olacağım. O zamana kadar bu bölümlerle idare edin. Neyse uzatmadan gideyim. Sizleri seviyorum. Görüşürüz❤️
Bölüm şarkısı ; Daha mutlu olamam( Aşk 101in en güzel şarkısı. Şiddetle öneririm. )
Tüm gün ablamla gezmiş ve alışveriş yapmıştık. Şimdi ise bir restorantta oturuyorduk.
"Ee tatlım, günün nasıldı? " Omuz silktim.
"Sıkıcı. " Ablam verdiğim cevaptan memnun değil gibiydi.
"Ne demek sıkıcı? Arkadaş bulamadın mı? "
"Buldum galiba. Birkaç kişiyle tanıştık. O kadar. " Ablam masanın üzerinde duran elimi tuttu.
"İstediğin her an geri dönebilirsin biliyorsun değil mi? Burada suçlu olan sen değilsin, bunu hatırla. Kaçmak zorunda değilsin. " Üzgün bir şekilde ablama baktım. Ardından zar zor kısık sesle konuştum. Her an ağlayabilirdim.
"Ama... Uraz beni korumak isterken vuruldu. Benim yüzümden. Benden ne kadar uzak o kadar iyi. " Ablama baktığımda sinirlenmişe benziyordu.
"Selin saçmalama! O manyak takıntılı birisi! Kafayı sana takmış, bundan dolayı sen mi suçlusun? Hayır o suçlu! Ayrıca o hapiste şu an ve bir daha çıkamayacak. Neden onun yüzünden hayatını istediğin gibi yaşayamıyorsun? " Haklıydı. Ama kararımı vermiştim artık. Geri dönüşü yoktu. Ablam tekrar konuşacakken arkada bir yere gözü takıldı. Ardından bana döndü.
"Ben bir arkadaşımı gördüm. Hemen geliyorum. " Ablam giderken ben de soğumaya başlayan yemeğime devam etmeye çalıştım.
"Selam! " Başımı sesin sahibine çevirdim. Cem.
"Selam da senin ne işin var burada? " Cem gülümseyerek masaya oturdu.
"Babamın yeri. Sürekli buradayım. " Şaşırmıştım. Oldukça lüks bir yerdi burası.
"Anladım. " Onunla da konuşmak istemiyordum. Kimseyle konuşmak istemiyordum.
"Daha iyi gördüm seni. " Başımı kaldırıp ona baktım.
"Evet öyle. Daha iyiyim. " Aklıma gelen şeyi hemen söylemek istedim.
"Bu arada ben biraz kaba davranmış olabilirim sana. Normalde böyle soğuk değilimdir ama moralim bozuk bir anda geldin. "
"Anlayabiliyorum. Hem zaten tanımadığın birisine karşı daha ilk andan sıcak olmanı beklemezdim. " Kafa salladım. Ardından elimi uzattım.
"Yeniden tanışalım o zaman. Selin Acar ben. " Gülümseyerek elini uzattı. Fark ettim de gamzeleri vardı. Ve ona çok yakışıyordu.
"Ben de Cem Atahan. Memnun oldum. "
"Ben de. "
"Ee Selin, nereden geliyorsun? "
"Ankara'dan. Önceden oradaydım şimdi ise buradayım. "
"Okulun bitmesine birkaç ay varken çok özel değilse neden geldin? " Bakışlarımı kahverengi gözlerine çevirdim. Vereceğim cevabı merak ediyor gibiydi. Yalan is loading...
"Buranın eğitimi güzelmiş diye duydum. Hem ablam da burada okuyor. Beraber olalım diye. " Hafifçe kafa salladı.
"Anladım. Eğitimi gerçekten güzeldir. Güzel seçim. İlk günün nasıldı? "
"Normaldi aslında. Birkaç kişiyle tanıştım. O kadar. "
"İstersen sana okulu gezdirebilirim. İstemediğin kadar kişiyle de tanıştırırım. " Sözlerine karşılık hafifçe güldüm.
"Teşekkür ederim. Yarın olabilir aslında. " Sonunda kendime takılacak birilerini bulmuştum. Bunun mutluluğu içimi doldururken ablam geri geldi.
"Merhaba? " Cem ayağa kalkıp kendini tanıttı.
"Merhaba. Ben Cem. Selin'in okuldan arkadaşıyım. " Cem kendini tanıtınca ablam mutlu olmuşa benziyordu arkadaş bulduğumdan. Gülümseyerek konuştu.
"Aa öyle mi? Ben de Duygu. Selin'in ablasıyım. Selin'in ilk günden arkadaş bulması beni nasıl mutlu etti anlatamam. Bize eşlik etmek ister misin? " Şaşkınlıkla ablama baktım. Cem'i bu kadar çok mu sevmişti, yoksa benim yalnız kalmamdan mı korkuyordu?
Cem emin olamıyor gibi bakınca ben devreye girdim. "Evet Cem gelsene. Hem sohbet ederiz, konuşuruz. " Cem bana bakıp gülümsedi.
"Peki öyleyse. Oturalım bakalım. " Cem eski yerine oturup bize döndü.
"Tatlı yiyelim tatlı konuşalım. Tatlılar benden. "
"Seni buraya biz davet ettik, tatlılar bizden. " Ablam Cem'le tatlı muhabbeti yaparken ben menüye bakıyordum.
"Valla kendi yerimiz diye söylemiyorum ama tatlıları müthiştir. " Eliyle menüdeki bir tatlıyı gösterdi.
"Özellikle bu. Kesinlikle denemelisiniz. " Üçümüz de sipariş verdikten sonra ablam bana döndü.
"Selin ilk günden Cem gibi birini bulduğun için ne kadar şanslısın farkında mısın? " Gülümseyip ablama döndüm.
"Kesinlikle. Bütün şansımı burada kullandım. " Tatlılarımızı yerken özellikle ablam ve Cem bayağı bir sohbet ettiler. Ben pek katılmasam da ikisi de sürekli beni konuşmaya davet ediyordu. Ve ben de konuşmak zorunda kalıyordum.
Nihayetinde tatlılarımız bitmişti ve ablamla otoparka yürüyorduk. Cem bırakmayı teklif etse de ablam arabayla geldiğinden kibarca reddetmişti. Ardından onunla vedalaşıp ayrılmıştık.
"Çok hoş bir çocuk değil mi? Öyle sessiz, içine kapanık da değil, başkalarının aksine. " Ablam bana laf çarpıtırken aklım başka bir yerdeydi.
"Selin, beni duyuyor musun sen? " Ablama döndüm.
"Duyuyorum. Evet hoş çocuk. Allah sahibine bağışlasın. Ne diyeyim? "
"Bağışlasın tabi. Senin gibi güzel birine. " Ona dönüp göz devirdim.
Arabaya binip eve gittik. Yorgun olduğum için ablamın film izleme teklifini reddettim. Hızla kendimi yatağıma attım. Arkadan slow bir müzik açarken başımı dışarıya denize çevirdim.
İstemsizce aklıma direk bizimkiler geliyordu. Nisan oraya gitmediğim taktirde artık onlar gibi arkadaşlarım olmadığını söylemişti. Çok isterdim ama yapamazdım. Onların iyiliği için benim onlardan uzak durmam gerekiyordu. Barış da bana sinirliydi, hepsi gibi. Ama Uraz... Onun sesini duymamla kalbimde bir yerlerin uyandığını hissetmiştim. Günlerdir onun o güzel sesini duymayı özlemiştim. Benim yüzümden vurulmasına rağmen olanların suçlusunun ben olmadığımı söylüyordu. Ama ben gerçeği biliyordum. Suçlu olan bendim! O gün oraya gitmesem Savaş beni görmeyecekti ve silahını kullanmayacaktı. Onun canını yakmak istediğim için ağır konuşmuştum ve olanların hepsi benim hatamdı. Şimdi hiçbir şey olmamış gibi geri dönemezdim.
******
"Burası müzik odası. İstediğin zaman gelip bir şeyler çalabilirsin. İstediğin her çalgı vardır burada. " Cem bana okulu gezdirirken okulla ilgili bilgi de veriyordu aynı zamanda.
"Senin çaldığın bir çalgı var mı? " Kahverengi gözleri gülümsemesiyle beraber kısıldı.
"Evet. Piyano. " Kaşlarım yukarı kalkarken ondan böyle bir cevap beklemiyordum.
"Öyle mi? Sende hiç piyanocu tipi yok. " Cem bir anda bana yaklaştı. Aramızdaki mesafeyi kapatmıştı hatta.
"Öyle mi? Ne tipi varmış bende? " O bu kadar dibimdeyken rahatsız olsam da geri çekilecek yerim olmadığından burada durmak zorundaydım. Rastgele bir cevap verdim.
"Üçgenci tipi var. " O gülerken ben geri çekilip gitarlara ilerledim. O ise arkamdan söyleniyordu.
"Hakaret sayarım. Piyona çalan birine üçgenci demek. Hem sen necisin bakalım çok bilmiş Selin? " Elime bir gitar aldım.
"Gitarcıyım. " Yavaş bir şekilde arpej yaparken ne kadar uzun zamandır gitar çalmadığım aklıma geldi.
"Demek öyle. Bir gün çalarsın artık. " Kafa salladım. Ardından gitarla hafif bir ritim tuttum. Cesaretin var mı aşka şarkısının ritmiydi bu.
"Of ya, burasını yapamıyorum. " Arpej kısmında hep takılıyordum. Yapmak çok zordu ve ben hep başarısız kalıyordum. Ben arpej yapmaya çalışırken Cem yanıma geldi ve ben daha ne olduğunu anlayamadan elini arkamdan uzatıp gitarın üstündeki elimin üstüne koydu. Ben şaşkınlıkla ona bakarken o diğer elini de koydu.
"Bak yapamamanın sebebi telleri tam çekmiyorsun. Ayrıca parmağınla tele iyice bastırman gerek. " Dediğini uygulamaya geçerken eliyle beni yönlendiriyordu. Yani bir nevi o çalıyordu. Sonra bir elini çekti ve benim yapmamı bekledi. Yeniden desem de olmuyordu. Birkaç kez daha denemiştim. Gitardan sonunda güzel sesler çıkmaya başlamıştı.
"Evet. Güzel, böyle devam. " Yaklaşık 5 dakika kadar çalmama yardım etti. Ardından çalan zille ikimiz de ayağa kalktık. Sınıfıma yürümeye başladık.
"Teşekkür ederim. " Kaşlarını çatıp bana döndü.
"Neden? "
"Arpej yapmama yardım ettin. Cidden yapamıyordum. "
"Ha...o iş. Ne demek Selo. Ne zaman istersen buradayım. " Bu sefer ben kaşlarımı çattım.
"Selo ne be? " Omuz silkti.
"Selin'den daha güzel bence. Selo. Bundan sonra sana böyle diyeceğim. " Ona göz devirirken sınıfıma gelmiştik. Cem'e döndüm. "İkinci teşekkürüm geliyor. Okulu gezdirdiğin için de teşekkür ederim. "
"Ne istersen yapayım tamam ama şu teşekkür olayını bırak gözünü seveyim. " Ona gülümseyip kafa salladım.
"Pekala Cemo bey. Dilemem. " Hafiften kıkırdarken bu sefer o kaşlarını çattı.
"Cemo ne ya? " Omuz silktim.
"Selo'dan iyidir. " O esnada ikinci zil çalınca vedalaşıp sınıftan içeriye girdim. Sırama giderken Semra'nın bana seslenmesiyle onun yanına gittim.
"Efendim Semra? " Semra yana kayıp bana yer açınca yanına oturdum.
"Çıkıyor musunuz? " Kaşlarımı çattım.
"Nereye? " Bana göz devirirken sorusunu anlamaya çalışıyordum.
"Cem'le diyorum. Çıkıyor musunuz? " Kaşlarım yukarı kalkarken anında reddettim.
"Hayır tabi ki de. " Bana inanmadığını belirten bir bakış attı.
"Şu an inandım. "
"Ya daha dün geldim. Ne ara birisini bulabilirim? Sadece okulu gezdiriyordu. " Semra kaşlarını çatarken düşünceli bir şekilde dışarıyı izliyordu.
"Cem daha yeni tanıştığı birine böyle bir şey yapmazdı ama. " Göz devirdim.
"Okulu gezdirmek gibi mi? Abartılacak bir şey yok. " Bana saçmalama bakışı attı.
"Sen onu tanımıyorsun. Okulun korkulan çocuğudur o. Sana bakarken hep gülümsediğini fark ettim. Anlamaman normal ama yakında çözersin. " Korkulan çocuk mu? Cem?
"Şaka yapıyorsun herhalde Semra. Cem hiç öyle bir tip değil. "
"Göreceğiz Selin. "
Son ders de bitince ayağa kalkıp çantamı toplamaya başladım. Bugün düne nazaran daha iyiydi. Sınıftan birkaç kişiyle daha tanışmıştık ve Ardalar ve Cem'le takılmıştım. Buraya alışmaya başlıyordum.
Tabi eski okulumdakilerin yerini tutamazlardı ama en azından arkadaş bulmama seviniyordum.
Çıkışa doğru ilerlerken bugün eve yürümeyi tercih ettiğimden beni almaya kimse gelmemişti. Okul kapısından çıktığımda gözüme kalabalık çarptı. Daire olmuş bir şekilde herkes bir yere bakıyordu. Merakımdan ben de oraya gittim. Ve gördüklerimle şok oldum.
Cem birisini dövüyordu! Ve kimse ayırmayı düşünmüyor gibiydi.
"Lan ağzına s*çtığımın bebesi! Bir daha seni bu okulda görmeyeceğim demedim mi! Hala daha nasıl gelebiliyorsun buraya! P*ç! " Arda yanıma gelince ona döndüm.
"Neden kimse ayırmıyor? " Mavi gözlerini bana çevirdi. Alaycı bir bakış atmıştı.
"Cem'i mi? Kimse cesaret edemez buna. Ayırmaya kalkanı daha beter döver. " Kaşlarımı çattım.
"Çok saçma. Hem sen onun arkadaşısın ayırabilirsin bence. " Bana ciddi misin bakışı atınca kaşlarım daha da çatıldı.
"Denemem bir daha. En son denediğimde yerle bir olmuştum. Yanağımda asfaltın izi çıkmıştı. " Kafamı yerde dayak yiyen çocuğa çevirdim. Muhtemelen dokuzuncu sınıftı. Bir cesaretle kalabalığın arasından geçip Cem'in yanına gittim.
"Cem. " Kalabalık tezahürat yaptığından dolayı benim kısık sesimi duyamaması normaldi. Ben de sesimi yükseltip bir daha denedim. Ama yine olmamıştı. Duymuyordu. Kendini o kadar kaptırmıştı ki.
Çocuk kıpırdamadan yatarken bu sefer tekmelemeye başladı Cem. Ben de yanına gidip kolundan tuttum.
"Cem! Yeter artık! Dur! " Olmuştu! Durmuştu! Benim orada olduğumu yeni fark etmiş gibiydi.
Çocuğun yüzüne tükürdü. " Ulan küçük b*k! Bir daha seni burada görürsem var ya bu yaptıklarım fragman olarak kalır sadece! " Cem yerden çantasını alıp otoparka giderken ben de neden bilmiyorum peşinden gitme gereği duydum.
Arabasına bineceksen kolundan tuttum. "Cem... bir bakar mısın? " Ağır ağır bana döndü. Gömleğinde kan vardı.
"Efendim Selin? "
"Neden dövdün o çocuğu? " Sıkıntılı bir nefes verdi. Hala daha hıncını alamamış gibiydi.
"Yanlış yaptı da ondan. " Kaşlarım çatılırken olayı iyice deştim.
"Çocuğu öldürebilirdin! Bunu hak edecek nasıl bir yanlış yapmış olabilir! " Elini bu sefer saçından geçirip gözlerini kapattı.
"Selin... bu konuda konuşmak istemiyorum. Tamam mı? Yeter bu kadar. " Arabasına binmek için yeltenince ben de geri dönüp yürümeye başladım. Birkaç adım atmıştım ki yanımda belirdi. Camını açıp bana seslendi.
"Gel de seni eve bırakayım! " Omuz silktim.
"İstemiyorum. Yürüyeceğim! "
"Selin... o gereksiz yüzünden baka trip mi atacaksın cidden? "
"Onu öldürecektin. Belki de artık senden uzak durmalıyım. " Arabayı ani bir frenle durdurdu. Yavaşça ona döndüm. Çok sinirli duruyordu.
"Hala daha onu savunuyorsun demek. Pekala. Öyleyse kimi savunduğunu söyleyim sana. O çocuk okulda uyuşturucu satıyordu! Küçük olduğuna bakma. Kimse ondan şüphelenmez diye ona yaptırıyorlar zaten. Kaç kişi ölümden döndü haberin var mı? " Cem'in sözleri tokat yemiş etkisi yaratırken şaşkınlıkla ona baktım.
"G-gerçekten mi? O çocuk mu? " Kafa salladı.
"Evet o küçük p*ç. " Arabanın kapısına doğru uzanıp kapıyı açtı.
"Hadi gel artık. " Kafa sallayarak arabaya bindim.
"Yürüyebilirdim. "
"Biliyorum ama ben bırakmak istedim. " Kafa sallayıp aklıma takılan konuyu açtım.
"Nasıl yapabildi bunu? Nasıl cüret etti? "
"O çocuk bu okuldan değil zaten. Dandik bir meslek lisesinden birini gönderip satış yaptırıyorlardı. Bunu öğrendiğim anda zaten cezasını verdim ama yine başlamış şerefsizler. Babama söyleyeceğim artık. Baksın çaresine. " Kaşlarımı çatıp ona döndüm.
"Baban mı? Baban ne alaka? " O da bana dönüp kaşlarını çattı.
"Babam mı ne alaka? Okul onun okulu değil mi? " Kaşlarım anında yukarı kalkarken inanamadım.
"Bu okul sizin mi? " Bana dönüp çok normalmiş gibi baktı.
"Evet. Noldu ki? "
"Ne bileyim... beklemiyordum. Dünkü restorant da sizindi. " Bana dönmeden kafa salladı.
"Neymişsiniz be Cem. " Tepkime gülerken benim de sinirim bozulduğu için güldüm. Gözüme Cem'in elindeki kan çarpınca çantamdan ıslak mendilimi çıkartıp elinin üstünü sildim. Bunu beklemediğinden bana döndü.
"Elinin üstünde kan vardı da. " Bakışlarını benden ayırmıyordu. Ben de ona bakarken birkaç saniye sonra kendimi geri çekip önüme baktım.
"Cem dur! " Cem önüne dönüp aniden fren yaptı. Elimi kalbime koyup gözlerimi kapadım.
"Selin... ben çok özür dilerim. Fark etmemişim. İyi misin? Ne gördün? " Gözlerimi açıp ona döndüm. O da çok korkmuştu.
"Önemli değil. İyiyim. Bir anda çıktı yola zaten. " Kaşlarını çatıp ne der gibi baktı.
"Köpek. " Şaşırmıştı fazlasıyla.
"İnsana çarptık sandım Selin! Çok korktum! " Arabadan inip ne olur ne olmaz diye arabanın önüne baktım. Hiçbir şey olmamıştı. Derin bir nefes verdim.
"O da canlı sonuçta. Allah'tan bir şey olmadı. "
Yolun geri kalanı sorunsuzca geçmişti. Evimin önünde durunca Cem'e dönüp gülümsedim.
"Bıraktığın için teşekkür ederim. Gerek yoktu ama. " O da tamamen bana dönüp gülümsedi.
"Teşekkür olayına başladık yine. Önemli değil tatlım. Hem evini de öğrenmiş oldum. Belki gelirim geceleri. "
"Gel de kafana tava ye! Yapma sakın öyle şeyler! " İkimiz de kıkırdarken telefonum çalınca arayana baktım. Annemdi.
"Cemo hadi okulda görüşürüz. Bay bay! " Hızla eve girip telefonu açtım.
"Annelerin en tatlısı merhabalar! Nasılsınız ? " Annemin küçük kahkahasını duyunca benim de yüzümde gülücükler açmıştı.
"İyiyim tatlım. Sen nasılsın asıl? Alıştın mı? " Odama çıkarken görmeyeceğini bilsem de kafa salladım.
"Evet anne. Daha iyiyim burada. Sadece sizi özlüyorum. " Bir de Uraz'ı, bir de Nisan'ı, bir de Barış'ı... vs.
"Azıcık kaldı anneciğim. Biz de özellikle baban seni çok özlüyor ama orası senin için daha iyi. Bundan dolayı bir şey diyemiyoruz. Hem birkaç aya buradasınız. "
"Aynen anneciğim. Okul bir bitsin hemen oradayım. " O esnada telefonuma mesaj gelince oraya baktım. Gizli numaradandı. Aynen şunlar yazıyordu;
"Yeni okulun hayırlı olsun güzellik. Dikkat et de yağmurdan kaçarken doluya tutulma. Takıldıklarına da dikkat et. Sonra sorun çıkmasın. "
ŞİMDİ OKUDUĞUN
YENİ KOMŞUM
ChickLitUmut tükenince yine çarpar mıydı kalp? Hayatında hiçbir zorlukla karşılaşmamız bir kız. Normal bir aile. Normal bir hayat. Peki her şey mükemmel giderken, birden bu düzen bozulursa neler olur? Ailevi sorunları bir yana, sevgilisiyle olan sorunları...
