53

1.4K 86 27
                                        

Gece yine uyuyamadığım bir vakit arkamı döndüğümde bana dönük olan Araf'ı inceledim. Yine uyumamıştı. Uyumayıp çok kez kafasını göğsümün üstünde, kalbimin sesini dinlerken görmüştüm. Ölümüm onda derin bir yara açmış, sürekli yaşayıp yaşamadığımı sorguluyordu. Aynı yatakta uyumamıza rağmen benden çok uzaktaydı. Aramızda öyle bir mesafe vardı ki bir uçurum gibiydi.

Ona baktığımda hala nasıl hatırlamadığımı sorguluyordum. Ne aklımda ne kalbimde ona dair bir şey vardı, ama Sera o kağıtlara öyle derin şeyler yazmıştı ki yanında kalmak istiyordum. Sessizce yanından kalktığımda odadan çıktım. Ağır adımlarım aşağıyı bulacakken karanlığı farkedip ışıkları yaktım. Benim için ışıkları yakacak birisi yoktu. Salonun ışığını yakmadığımda şöminenin üstündeki mumun birini alıp sehpaya koydum.

Araf'ın sigara içtiğini biliyordum. Her gece en az bir paketi bitirecek kadar içiyordu. Masaya ilerleyip üstündeki çakmağı aldım. Elimi siper ettiğimde mumu yakmıştım. Sadece ağlamak istiyordum. Fazlasıyla canım acıyordu çünkü. Üstümdeki pijamanın düğmelerini açtığımda üstümde sadece bir atlet kalmıştı. Çünkü giydiğim sutyen askıları omzumdaki morlukları acıtıyordu. Bu nedenle giymek istemiyordum.

Kafamı yastığa koyduğumda mumu izledim. Canım acıyordu. Sanki yanan mum değildi, bendim. Ölmek istiyordum. Bu sefer gerçekten ölmek istiyordum. Biri beni kaçırsın, saklasın istemiyordum. Yaşamak artık zordu. Hayata dönmek zordu. Kabus görmekten sıkılmıştım, etrafa baktığımda tanıdığım bir şeyin olmaması canımı acıtıyordu. Fazlasıyla.

Gözyaşlarım tek tek yastığa aktığında hiçbirini engellemedim. Ağlamıyordum ama akıyordu. Ellerimi muma doğrulttuğumda parmağımdaki yüzüğe baktım. Elim titriyordu. Elim neden hala titriyordu?

Yaşıyordum ama ne korkularım geçmişti ne de titremelerim. Ben gerçekten iyi değildim. İyi hissedemiyordum. Burnumu çektiğimde gözlerimi kapatmıştım. Dudaklarım büküldüğünde bu sefer ağladığımı hissettim. Yukarıdan sesler geldiğinde Araf'ın uyandığını anladım.

Hızlı hızlı merdivenlerden indiğinde salondaki beni yeni görmüştü. Elini kalbine götürdüğünde nefesini kontrol etti. ''Nerdesin lan sen?''

Işığı açmadan yanıma yürüdüğünde dibime oturmuştu. ''Aklım çıktı!''

''Uyuyamıyorum.'' Diye konuştum. ''İlaçlara o kadar bağımlı kalmışım ki serum yemek istiyorum.'' Yutkunduğumda mumu izlemeye devam ettim. ''Ama kollarımda damar yolu açılacak yer bile kalmadı. En son hemşirenin biri bileğimden bile damar yolu açmıştı biliyor musun?''

''Neden bunları düşünüyorsun bebeğim?'' Saçlarımı sevdiğinde gözümden bir yaş daha akıyordu. ''Seni uyutmamı ister misin?''

Kafamı iki yana salladığımda gözümü sildim. ''Böyle yaptıkça seni de mahvediyorum.''

''Beni mahvetmiyorsun. Aksine ben nefes aldığın için mutluyum.'' Güldüğümde ağlama isteğim artıyordu. Ben fiziksel olarak acı çekerken onun ruhu ölmüştü. Fiziksel yaralar geçerdi ama ruhun yaraları hep kalırdı. Unutulmazdı.

''Anlaşıldı.'' Mumu üfleyip kucağına aldığında korkuyla kollarımı boynuna doladım. ''Napıyorsun?'' İleri yürüdüğümüzde koridorun ışığı yüzünü görmemi sağladı. Ama bana bakmıyordu. ''Karımı uyutacağım.''

Koridorun ışığını da kapattığında ona daha çok sarılmıştım. ''Korkuyorum.''

''Ben varken bunu söyleme bir daha.''

''Karanlıktan korkuyorum.'' Suratım asıldığında yüzümü boynuna gömdüm. ''Bir de şeyden.'' Beni yatağa bıraktıktan sonra yanıma yatıp üstümüzü örttü. ''Neyden?''

GirdapHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin