"Ayye!"
İki yaşına yaklaşan bebeğimin sesiyle gözlerimi tam anlamıyla açtığımda yan tarafıma döndüm. "Ayye!" dedi, bebeksi sesiyle. Küçük ellerini yanağıma götürdüğünde burnuma hafifçe dudaklarını değdirdi. "Ditti!"
Hafifçe güldüğümde yerinde doğruldu. "Kim gitti, bebeğim?"
Yan tarafındaki yastığa iki kere vurdu. Babasının gittiğini anlatmaya çalışıyordu, daha hiç baba dememişti. Sayılı şeyler dışında daha kelime algı sanırım yoktu. "Ayye, ditti!"
"Biliyorum, gitti baban." dedim, gülerek. "Akşam annenin gösterisi var, hazır mısın?"
Hevesle kafasını salladığında gülümsememi bozmadan onu öptüm. "Ditti!"
"Hay o giden babanın ağzına sıçayım, seni ben doğurdum köpek!" Anlamaz bir şekilde gözlerini kırpıştırarak bana baktığında kafamı iki yana salladım. "Boşver be çocuğum!"
Biraz doğrulup telefonuma uzandığımda onu da yanıma çektim. Araf'ı arayıp hoparlöre aldığımda kısa bir sürede açmıştı hemen. "Sevgilim,"
"Günaydın," dedim hevesle. Ona olan aşkım sanki her geçen gün fazlalaşıyor, içim içime sığmıyordu. Özellikle Arel doğduktan sonra onu ayrı bir seviyordum ben sanki, eskisi gibi de değildi. "Nasılsın, erken çıkmışsın sanki biraz?"
"Akşam önemli bir işim var, o yüzden erkenden işlerimi halledeceğim."
Kaşlarım çatıldı, bundan haberim yoktu. "Neymiş o işin?"
"Almanya'dan birkaç arkadaşım gelecek, yemek yiyeceğiz."
Akşam gösterim vardı, bunu bilmiyor muydu? "Peki, eve uğrayacak mısın?"
"Gerek yok uğramama, şirketten geçerim direkt."
"Tamam."
Normalde Arel'i de konuşturacaktım ama bundan vazgeçtim. Daha geçen gün konuşmuştuk, zaten hepsine gelmesine gerek yoktu ama bugün gelmesini istemiştim sadece. Bir sebebi de yoktu, uzun zamandır beni izlememişti ve izlesin istemiştim.
"Gel bakalım çocuğum,"
Yataktan kalktığımda onu da kucağıma alıp kapıya ilerledim. Odadan çıkıp aşağıya indiğimde mutfağa geçtik. Mama sandalyesine koyduğumda tezgaha geçip ona mama hazırlayacakken kapı çalmıştı. "Geldim!" Suyu kapatıp mutfaktan çıktığımda kapıya gittim. Açar açmaz annemi görmüştüm. "Hoş geldin annem!"
Dün akşam geleceğini söylemişti ama kesin değildi, yine de iyi olmuştu gelmesi. "Canım!"
Ayaküstü sarılıp mutfağa girdik tekrar. "Arel," dedim hevesle. "Bak kim gelmiş!"
Arel'in sevdiği iki kişiden birisi annem bir diğeri de Kübra anneydi. İkisi de onun istediğini yaptıkları için Arel onlara ayrı bayılıyordu, işine geliyordu beyefendinin! Hevesle sandalyesinde kıpırdandığında annem onu kucağına almıştı. "Bebeğim!"
Mama hazırlamaya devam edecekken annem beni durdurmuş işlerimi halletmemi söylemişti. Elbette hayır demeyecektim! Zaten bir işim yoktu. Gece duş almıştım, sadece odaları toplayacaktım. Arel Bey bir türlü uyutmadığı için geceleri genelde onunla oynadıktan sonra duş alıp uyuyordum. Kocamın hakkını yiyemezdim, ondan daha çok uyuyordum çünkü.
Garip bir çocuğumuz vardı.
Hayır, garip değildi.
Araf hep böyleydi ve çocuğu da ona benziyordu. Bu benim sorunum değildi.
Hafif bir makyaj yapıp saçlarımı düzelttiğimi üstümü de değiştirip aşağıya indim. "Ben iki çocuk doğurdum, yine de senin gibi fit kalamadım!"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Girdap
Novela Juvenil"Arkadaş arkadaş gezebiliriz niye ki?'' Maksadım onu kızdırmaktı. Buna sinir olduğunu biliyordum. ''Demek arkadaş.'' Kafamı salladım. ''Hıhı.'' Parmakları ona dolanmış ince kollarımda gezdi. ''Arkadaşlarına böyle mi yaparsın?'' Çok fırsatçı bir ada...
