''Gelebilir miyim kızım?''
Furkan dedenin sesinden sonra gözlerimi sildiğimde oturduğum bankın köşesine kaydım. ''Tabi.''
Oturduğunda bir süre konuşmadı. Ben de konuşmadım. Sadece burnumu çekip hıçkırıyordum, ağlamamak için. ''Ağlayabilirsin yanımda, buradan kalktığımda unuturum ağlamanı.''
Ağlamaya devam ettiğimde hiçbir şey demedi. Yukarı baktığımda biraz olsun ağlamamı dindirmek istedim. ''Nasılsın?''
''Nasıl olunursa.'' dedim burukça.
''Sanırım seni en iyi anlayan benim.'' Derin bir nefes aldı. ''Torunumu da anlıyordum, aylar öncesi.'' Öylece parmağımdaki yüzüğü izleyip çeviriyordum. ''Sevdiğini kaybetmenin acısını bilirim.''
''Yaşamak istemiyorum.'' dedi dürüstçe. ''Ama onunla hesaplaşmaya da hiç cesaretim yok.''
''Neden?'' diye sordum kısık bir sesle.
''Çünkü onu çok özledim. Kaç sene oldu, onu özlemediğim bir an olmadı.''
''Bunları neden bana anlatıyorsunuz?'' Kimseyi dinleyecek halim kalmamıştı.
''Bu hayatta torunumdan başkasına güvenmiyorum. Dolayısıyla sen de benim torunum sayılırsın.'' Sadece kafamı salladım. ''Peki torununuza bu kadar güveniyorsunuz, o sizi seviyor mu?''
''Sevmesini istemiyorum ama çocuklarımı bile bu kadar sevmemişimdir. Beni sevdiğinden şüphem yok.''
Bir şey diyecekken büyükbaba gelmişti. ''Sayar.''
''Sayar falan değilim ben.'' dedim.
''Peki.'' dedi tepkime. ''Oturabilir miyim?'' Ortaya kaydıktan sonra ikisinin arasına oturmuştum. ''Küçük nasıl?''
''Bilmiyorum.''
''Ne demek bilmiyorum?''
''Ne demek bilmiyorum?''
İkisi de aynı anda sorunca kaşlarım çatıldı. ''Torununuza bağlı.''
''Ne demek torunumuza bağlı?''
''Ne demek torunumuza bağlı?''
Yine ikisi aynı anda konuşunca yerimden kalktım. ''Siz iki ihtiyar benim aklımla mı oynuyorsunuz?''
''Yok!''
''Yok!''
Yüzümü buruşturduğumda ikisinden de uzaklaştım. Hastanenin bahçesinden çıkarak öylece yürüdüm. Elbet peşimden birileri geliyordu ama bunu umursamayacak kadar yorgundu bedenim. Karnımdakini de sayarsak iki kat yorgundum artık.
Bankın birine oturduğumda ağlamam hiç durmadı. ''Gerçekten bu hayatı yaşamak istiyor musun?''
Bu ses bana aitti.
Yine mi hayal görüyordum?
''O niye?''
''Ah, Ecmel. Gerçekten safsın.'' Yan tarafıma döndüğümde kendimi gördüm. Aynı üst, aynı haldeydik. ''Sana olacakları söyleyeyim, kocan uyanacak ve kendisine bunu yapanların yanına gidecek. Sen de salak gibi başında bekleyeceksin.''
''Yapmayacak.'' dedim hiddetle.
''Benim salak kızım! Sen kocanı tanımıyor musun?''
''Umurumda değil, git başımdan!''
''Sen de uyanacaksın elbet, o hep böyle bir adamdı. Hep de böyle bir adam olacak.'' Bakışları karnıma indi. ''O çocuğu doğurmak istiyorsan, iyice düşün. Siktir boktan bir hayat için o çocuğu doğurmak gibi bir aptallık etme.''
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Girdap
أدب المراهقين"Arkadaş arkadaş gezebiliriz niye ki?'' Maksadım onu kızdırmaktı. Buna sinir olduğunu biliyordum. ''Demek arkadaş.'' Kafamı salladım. ''Hıhı.'' Parmakları ona dolanmış ince kollarımda gezdi. ''Arkadaşlarına böyle mi yaparsın?'' Çok fırsatçı bir ada...
