Sabah annemin isteği ile eve gitmiştim. Herkesi kahvaltıya çağırıyormuş meğer. Odamdan birkaç bir şey arakladığımda geri aşağıya indim. Daha kimse gelmediğinden tek Kübra anne ile ben vardım. Gelirken onu da aldığım için birlikteydik. Tüm evi saran tatlı kokularını aldığımda mutfağa ilerledim. ''Canının çektiği bir şey var mı anneciğim?''
Annem bunu söylediğinde aklıma ablama sorması da gelmişti. Ece her zamanki gibi ondan hiçbir şey istememişti.
''Neler yaptın?'' diye sordum hevesle.
Orta tezgahtakileri incelediğimde tatlıdan tuzluya her çeşit şey vardı. ''Sanırım kahvaltının dışına çıktık biraz.''
Güldüğümüzde kapı çalmıştı. Mutfaktan çıkıp kapıya ilerledim. ''Ben bakarım!''
''Kızım sen dursana!'' Kübra anne arkamdan güldüğünde kapıyı açtım. Tuana ve Sevil teyze gelmişti. Artık Tuana'nın son zamanlarıydı ve onun için çok heyecanlıydım. ''İki bebeğim de yan yana!'' Sevil teyze konuştuğunda ona sarıldım. ''Hoşgeldiniz!''
''Küçük Sera'm gelmiş!'' diyerek heyecanlandım. Tuana adını gerçekten Sera koyacaktı. Karnını öptüğümde elimi koyup sevdim. ''Ben daha bilmiyorum ama!'' İçeri geçerken koluna girmiştim. Şöyle ki biz de daha bilmiyorduk. Üstünden birkaç hafta geçmesine rağmen hala doktora gitmemiştik. İyi olduğundan emindim sadece. Biraz daha büyümesini bekliyordum, diyebilirdim.
Tekrar kapı çaldığında bu sefer Cansel abla benden önce davranmıştı. Simge abla ve Bade gelmişti. ''Bebeğim!''
''Sera abla!'' Yanıma adeta uçtuğunda ona sarıldım. ''Kızım!'' Bunu hep yapıyorduk ve Simge abla bize hep kızıyordu. Ona koştuğundan, bana da hamile olup onu kucakladığımdan dolayıydı. ''Bebek nasıl?''
Elimi karnıma koydum. ''Bebek gayet iyi. Annesi çok güzel bakıyor ona.''
''Tuana abla.'' Onun yanına ilerlediğinde elini karnına koydu. ''O ne zaman doğacak? Ben artık bebek sevmek istiyorum!'' Tepkisine hepimiz gülmüştük. Bade, Ege'yi aşırı seviyordu. ''Birkaç güne burada olur umarım!''
''Tuana!'' diye uyardı Sevil teyze. Bence de olmalıydı!
Son olarak Ece ve İzel teyze geldiğinde masaya geçmiştik. ''Titi!''
Yine bunu söylediğinde onu kucağıma oturttum. ''Söyle titim.'' Yanağını öptüm. Elini yanağıma koyduğunda gülümsedim. ''Git anneanneye hadi.'' Anneme uzattığımda o almıştı. Bi oraya bir buraya top gibi gezmişti tüm yemek. Kübra anne ve Simge abla tabağıma sürekli bir şeyler koyuyorlardı. Kendim almaya bile fırsat bulamamıştım onlarınkini yemekten. ''Şiştim!''
''Ama hiçbir şey yemedin ki.'' dedi Kübra anne.
Şok içinde ona baktığımda kafasını iki yana salladı. Kızacağını bildiğimden ağzımı fermuarladım.
Tuana sandalyeden kalkıp koltuklara gittiğinde Bade ve Ege'yi izliyordu. Telefonumu alıp ben de kalktığımda Tuana'nın yanına oturdum. ''Görmedin değil mi daha?''
Kafamı salladım. ''Vaktim yoktu ki.''
''Sera!'' Beni uyardığında çoktan anlamıştı aslında. ''Seni tanımıyorum sanki.''
''Bilmiyorum Tuana.'' dediğimde geriye yaslanıp çocukları izledim.
Bebeğe bağlanmaktan korkuyordum, bu nedenle onu görmeyi erteliyordum hep. Sanki yine bir şey olacak ve o gidecekmiş gibiydi. Bunun olmayacağını bilsem dahi eski yaşadıklarım gözümün önüne geliyordu, kaçıyordum. ''Git yarın gör. Hatta tek başına git, sonra Kuzey ile gidersin. Bunu ancak ve ancak tek başına aşabilirsin. Kuzey seni bir yere kadar anlayacak. Çünkü kadınların düşüncesi ve erkeklerin düşüncesi bir değil.''
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Girdap
Genç Kurgu"Arkadaş arkadaş gezebiliriz niye ki?'' Maksadım onu kızdırmaktı. Buna sinir olduğunu biliyordum. ''Demek arkadaş.'' Kafamı salladım. ''Hıhı.'' Parmakları ona dolanmış ince kollarımda gezdi. ''Arkadaşlarına böyle mi yaparsın?'' Çok fırsatçı bir ada...
